Pazartesi, Mart 31, 2008

parfüm


Cumartesi günü iki büyük işi bitirdik. Aslında bir büyük iş bir de olmazsa da olur iş.
Büyük iş Berk’ in damatlığını almamızdı. Sarar‘dan tam takım olarak 10 dak. seçtik, denedi, beğendik, aldık. Damatlık arayanlara tavsiye ederim. Normal takım elbisenin ceketinin yakasına saten geçiriyorlar ve düğmelerini saten kaplı düğmeler ile değiştiriyorlar. Böylece smokin almayıp düğünden sonra normal takım elbiseye dönüştürülebilecek takımınız olmuş oluyor. Yani çok özel yerlere giyebilirsiniz.
İkinci iş ise hani sayıkladığım parfüm vardı ya onu aldım. Givenchy Ange Ou Demon…
Aslında daha önce kullandığım Hot Couture‘ ü andırıyor biraz. Sonuçta aynı marka. Düğünden önce body lotion’ını da almayı düşünüyorum. Biliyorsunuz parfümü kremiyle birlikte kullanırsanız daha kalıcı oluyor.
Bir de küçük tavsiye; parfümü illa ki yurtiçinden almanız gerekiyorsa Tekin Acar veya Sevil‘den başka bir yerden almayın. Bu parfüm 65 Ytl daha ucuzdu

martson

işyerinde son gün


Bugün işyerinde son günüm.
Kalan eşyalarımı ; duvara astığım diplomamı, tüylü kalemimi, süslü kağıt tutacağımı, ajandalarımı, göz damlamı topluyorum. Az değil, 2 sene 9 ay geçirdim bu şirkette. İlk işim olmasa da mesleğimi yapabildiğim ilk işti. Herkesi özleyeceğim, yoğunluktan delirdiğim zamanları. Baş ağrılarımı, herşeyi.
Bundan sonra, düğüne kadar (aslında balayından dönene kadar) hergün elimin altında bilgisayar olmayacak. Bu yüzden hergün yazı yazamayacağım değerli arkadaşlar. Beni okuyanlar lütfen kızmayın gücenmeyin ilk yakaladığım fırsatta size tüm gelişmeleri yazacağım. Bunun dışında bugün hazırlayıp birkaç yazıyı sıraya sokacağım. Ama yorumlarınıza, maillerinize hemen dönemeyebilirim. Bir haftayı bulabilir.

Cumartesi, Mart 29, 2008

irregular choice 2008 ilkbahar yaz


Önceki blogumda ve sonbahar-kış koleksiyonu için yazdığım yazımda Irregular Choice’ dan bahsetmiştim. Yeni sezon ayakkabılarından birkaç tane seçtim. Babetleri de çok hoş ama sanırım ben şu Heatherette koleksiyonunu daha çok beğendim. Biraz rüküş ama çok sevimli kesinlikle.
Bu arada sitede artık online satış da yapmaya başlamışlar.
not : Bir de zaten babet giyemiyorum ben. Çok hoşuma gidiyor aldanıp alıyorum ama hiç rahat edemiyorum. Biraz taban düşüklüğü var da bende, çocukluğumdan beri. O yüzden yürüyeceksem maalesef sadece spor ayakkabı giyebiliyorum. Spor ayakkabıda da biraz kalın tabanlı olması gerekiyor.
Ortopedistler de zaten dümdüz ayakkabıyı önermez hiçbir zaman. En ideal topuk boyu 5cm miş. Hani şu ortopedik, dolgu tabanlı babaanne ayakkabılarıyla dolaşmak gerekiyor sanırım. Ama ayakkabı da ayrı bir zevk hakikaten, gerçi yürüyemedikten sonra ne yazar değil mi…
Olsun yürüyemesek de bütün stilettolar, incecik çelik topuklar bizde olsun isteriz.

ic-ayakkabi

Cuma, Mart 28, 2008

düğün davetiyesi-nişan pastası


Yorumlara düğün pastam ve davetiyemle ilgili yazı yazmadığım için sitem gelmiş, aklımda ama maalesef yazamadım.
Ancak bugün yazabiliyorum.
ddavetiye1
ddavetiye2
Önce davetiye :
haftasonu adlı yazımda bahsettiğim üzere organizatör Derya Ablayla beraber koza davetiye nin üç adet kocaman klasöründeki yüzlerce modelden seçtik. Daha doğrusu ben umutsuzca davetiye sayfalarını çevirirken Berk “Bu nasıl?” diye gösterince bulmuş olduk. Otelin salonu altın ağırlıklı olduğu için organizasyonda altın renklerinin kullanılmasına karar vermiştik. ( altın kelebekli peçetelikleri yazmıştım daha önce) Davetiye de bu konseptte oldu. Biraz klasik aslında ama oldukça sade ve altın temaya çok uyan bir davetiye oldu. Aslında zamanlamayı ayarlayabilseydik ben özel yapım (kendi tasarlayabileceğim) bir davetiye istiyordum ama maalesef ayarlayamadık. Olsun bu davetiye de içime sindi.
Pasta :
Düğün pastasını ise biz seçmiyoruz o yüzden düşünecek bir şey azaldı. Otel pastayı sağladığı için bu konuda rahatız bir tek iç malzemesini seçeceğiz.
Ama düğün veya nişanda pasta seçmek isteyen arkadaşlara tavsiyem kesinlikle pelit tir. Nişan pastamı -bize yakın olduğu için- fabrikasından gidip seçmiştim. Eğer beyaz krema sevmiyorsanız ve çikolata-fıstık seviyorsanız, pasta siparişi verirken bol fıstıklı olmasını söyleyin. İnanılmaz güzel oluyor.
Bir de şunu ekleyeyim o düğünlerde gördüğünüz pastaların hepsi makettir. Yalnızca çiftin kesmesi için bir dilimlik pasta konulur, çift bütün pastayı keser gibi yapıp sadece o dilimi keser. ( Maket olmak da zorunda aslında. Şöyle ki, eskiden maket yokken katlı pastalar salonlara gelirmiş. Fakat yaz aylarında veya kış ayında bile olsa kapalı mekanda ışıkların da etkisiyle pastanın ekşime riski var. Biliyorsunuz ki ekşi kremadan zehirlenmek de başka birşeye benzemez. ) Misafirlere dağıtılan pasta ise daha önceden dilimlenmiş olarak pastanenin soğuk kasalı aracında düğün yerine ulaşır. Böylece servis edilirken ısınmış-ekşimiş pasta yeme riskiniz olmaz.
Bir de maketten ekstra bir ücret alınmıyor.
Bu da benim nişan pastam : (Nişan konseptim de “turuncu” ydu. Pasta, elbisem, nişan şekerleri ve çiçekler aynı renkteydi.)
nisanpasta

Perşembe, Mart 27, 2008

Enhar’dan kumaşlar


Enharcım (nam-ı diğer Enny) bana bir mailde sürprizi olduğunu söylemişti. Sürprizi demin bana ulaştı : İki tane süper enerjik ve renkli kumaş!
Biri saten, siyah kırmızı açık pembe ve beyaz;
Diğeri ise pamuk saten o da siyah, kırmızı, fuşya ve beyaz. Biri kareli gibi diğeri daha yuvarlak hatlı. İkisi de çok güzel Enharcım, çok teşekkür ederim.
Ekumas1
Ekumas2
Enhar’ın kendisi de dikiş dikiyor hatta yeni terzi mankeni bile almış. (ben de alacağım en kısa zamanda) Son bluzu hakikaten muhteşem. Bu da Enhar’ın sitesi : www.hanimish.com

Çarşamba, Mart 26, 2008

bir ay kaldı…


Bugün itibariyle düğüne tam bir ay kalıyor.
Nisanın ikinci haftası çeyiz alma yapılacağı için ev devamlı çamaşırhane durumunda. Bütün herşey yıkanıp ütüleniyor katlanıp konuluyor.
Bazı aldıklarımı unuttuğum için ancak eşyalar yerleşmeye başlayınca eksiklerimi göreceğim.
Nisanın 1′ inden sonra ise işten çıkmış olacağım. Yoğun şekilde koşturma o zaman başlayacak.

modern kimono kalıbı


BurdaStyle dün itibariyle yeni bir kalıp yayınlamış ismi  : Naomi.
Oldukça orijinal bir kalıba benziyor. Modernize edilmiş bir kimono kalıbı gibi. Fotoğraflarda çok belli olmuyor (teknik çizimde daha belli ) ama ufak detayları çok hoş bir hava katmış.
Yanlardaki bağlamalar modelin oturmasını sağlıyor. Bu bağlamalar kumaş yerine kurdeleden de yapılabilir, değişik bir hava katar. Bir de yaka etrafına belki biye dönmek hoş bir hava verebilir.

naomikalip

sobe: harfler


Sevgili Esra beni sobelemiş, tam da boş vaktim vardı hemen yazdım :
Harflerin bana çağrıştırdıkları :
A- Alyans (en sevdiğim aksesuarım)
B- Berk (başka ne olabilir ki?)
C – Concepta (projesini çizdiğim bir plaza inşaatı. Yalnız çoğu kişi bunu kon-sep-ta diye değil Con-cep-ta diye okuduğu için her gördüğümde gülüyorum)
Ç – Çanta (hem almayı, hem de dikmeyi seviyorum)
D- Dikiş!!
E- Eskiz kağıdı (mimarların kullandığı bir çeşit kağıt. Dikiş dikenler mulaj kağıdı diye bilebilir.)
F- fitne fücur (Sezen Aksu’nun bir şarkısında vardı hani : … seni gidi dilleri fitne fücur…)
G- Annemin adı
H- Babamın adı (gerçekten, ikisinin isimleri alfabetik sırada böyle)
I- Işık (Çok önemli çook. Berk’le en çok kafa patlattığımız konulardan biri : ışıklandırma. Avizeler, gizli ledler…)
İ- İskan (işle ilgili yine…)
J- Justin Timberlake :) ) (Ne yapayım seviyorum işte,  bıkmadan dinleyebildiğim birkaç sanatçıdan biri)
K- Kına (bu ara kına gecesi planı yapıyoruz da oradan kaldı)
L – E ben tabii ki
M- Mimar (Lütfen kimse iç mi dış mı diye sormasın lütfeeeen. Ya mimarsındır ya da iç mimar. Dış mimar diye birşey olmaz!)
N- neden? (herşeyin nedenini sorgulayan bir yapım var maalesef, herşeyin)
O- Kardeşimin adı
P- pırlanta (kim istemez? )
R- Rüknettin (buzdolapçı amca)
S- Sevgilim! (aşkım dan daha manalı bence)
Ş- Şükufe (ben doğmadan önce annem ve babamın kız olduğumu tahmin ederek koydukları dalga geçmek için isim, Kardeşiminki de Ali Osman)
T- Threshold (Türkçe’ye maalesef çeviremeyeceğim Photoshop’ta bir ayar)
U- Uçak (tam kalkarken hafiften korkuyorum ama yine de çok seviyorum)
Ü- Ütü (bu aralar bakıyorum da)
V- Van Dyke kahverengisi (annemden biliyorum)
Y- Yüzük (evlenme teklifi için sevgilim bana mavi topazdan bir yüzük yaptırmıştı, çok güzeldir)
Z- Zımbırtı (tam olarak tarif edilemeyen şeyler için kullanılan kelime :) )

Salı, Mart 25, 2008

gelin tacım:son

İşte gelin tacım, tabi kendi başına çok birşey ifade etmiyor (saç olmadan) ama en azından Emel Toprak’ ın el emeğini görün istedim.

gelintacim-son

somon-turkuaz tunik


somontunik
Veee sonunda birşey dikebildim.
Bu yazımdaki tunik patronunu kullandım. Yalnız tabi baya bir değiştirdim. İlk olarak kollarını uzattım. Ön ve arka parçaları istediğim şekilde üçe böldüm. Ortaları Nurcuğumun hediyesi turkuaz poplin kumaştan diğer bütün parçaları ise somon ipekli kumaştan kestim. Kalıp çok bol olduğu için yanlarına yine turkuaz kumaştan kuşak koydum arkadan bağladım. Yaka kısmını turkuaz kumaşla biye dönerek bitirdim. Robaya taşlar diktim.
Gayet kokoş bir tunik oldu.
Yırtık jeanimle* ve peep toe taba ayakkabılarımla giydim.
Nasıl olmuş?
(*Yırtık jean : Herhalde 5 sene önce falan çok sevdiğim jean’ imin dizi aşınmaya başlayınca çamaşır suyu ve ponza taşıyla iyice taşlayıp birkaç yerinden falçatayla yırtmıştım, hala arada giyiyorum bu jean’ i.)

Pazartesi, Mart 24, 2008

fotoğrafsız yazı


Fotoğrafsız yazı yazmak hiç içimden gelmiyor ama yapacak birşey yok, bu yazı fotoğrafsız olacak. (telefonum hala tamirde, fotoğraf çekemiyorum)
Cumartesi günü bitmiş gelin tacımı almaya Emel ablaya gittik. Düşündüğümden de güzel olmuş. İnternet sitesini kardeşim yapıyor, bitince buradan haber vereceğim. Sitesinde bütün modellerine yer verecek. Hatta bana yaptığı model da LaCheen modeli olarak koleksiyonunun bir parçası olmuş durumda.
Sonra yeni eve gittik, oturup sadece salonu seyrettik birkaç saat!
Dün de annemle evde rahmetli anneannemin hazırlamış olduğu çeyiz ne varsa ortaya döktük, ayırdık. Aslında çok da ayıramadık ben: “hiçbirini kullanamam” dedim annem: “alacaksın bunları kullanmasan da dursun, anneannenin emeği” dedi. Sonunda dolaplarda durması şartıyla anlaştık. Nevresim takımı almayı biraz abartmışız, daha doğrusu evde olanları unutmuşuz 10 tane nevresim takımım olmuş. Neyse bir kısmını misafire ayıracağım artık.
Sonra evde daraldık, dışarı çıktık. Favori mağazam olan Boyner Evde (Boyner Casa’nın ismi değişmiş)’ ye gittik. Eksiklerimden birkaç tane aldık. Türk kahvesi makinesi, makarna tenceresi (bayıldım!), tava falan bir de Delonghi buhar hazneli ütü aldık.
Bir de düğün günü için parfüm baktım. Givenchy’nin Ange Ou Demon adlı parfümüne tek kelimeyle bittim!!
En kısa zamanda almalıyım…
not: bir de efsane Chanel No5 var. Önce çok ağır çiçek kokarken bir süre sonra temiz bir sabun kokusuna dönüşüyor.
Çok kararsızım…
önerilerinizi bekliyorum. (şu anki parfümlerim Lolita Lempicka ve Moschino Cheap&Chick
)

Cuma, Mart 21, 2008

kabarık etek modeli


Moda, bilindiği üzere geçmiş yüzyılın çeşitli dönemlerinin tekrarı olarak karşımıza çıkıyor.
Angie Harmon’ın giydiği bu etek bana 50li 60lı yılların eteklerini çağrıştırdı. (Bir de Grace Kelly’nin gelinliğini) Benim de favorimdir bu tip kabarık etekler.
Özellikle Türk tipi vücudu olan kadınlara (kum saati) daha çok yakışan bir modeldir. Basen-kalçadaki fazlalıkları gizler, ince beli ortaya çıkartır. Feminen bir silüet kazandırır.
 Çizim olarak gözüken kalıplar :
1. Vintage Vogue V2902
2. Vintage Vogue V2903
3. Vintage Vogue V2561
Fotoğraf kaynak : red carpet fashion awards

favorietekmodeli

Perşembe, Mart 20, 2008

Nurcuğumun kumaşları


Aslında bu yazıyı geçen hafta yazmam gerekiyordu ama biliyorsunuz iş-güç yoğunluk, bugüne kaldı.
Geçen hafta Terzi Yamağı Nurcum bana üç adet süper renklerde kumaş gönderdi. Kendisine de söyledim, herhalde o kumaşçıya gitsem ben de aynı renkleri seçerdim. Bir rahatlasam da kumaşlarım giysi haline gelseler…
Tekrar teşekkürler canım, artık sen de birşeyler dik lütfen özledik seni…
not : Telefonum hala tamirde olduğu için fotoğrafı kardeşimin profesyonel makinesiyle (SLR) çektim. Ayar falan yapamadım tabi, profesyonel biri ne fotoğraf çekerdi kim bilir. Kardeşime de çektirmedim tutturdum ben çekeceğim diye. Senin neyine SLR makine, daha tutmasını bile beceremiyorsun :) )
nurkumas

bilezik örneği


Kurdele kaplı bilezikler adlı yazımda tahta bileziklerin kurdeleyle kaplanarak nasıl kullanılabileceğini anlatmıştım. Bugün de Edacım Sunercim bulduğu bir örneği göndermiş alternatif olarak.
Birinin üzerine yapma çiçekler yapıştırmışlar, diğerine ise delikler açıp kurdele geçirmişler. İkisi de çok şık olmuş bence.
deliklibilezik

Çarşamba, Mart 19, 2008

Aslı’nın marifetleri


Mailleştiğim bir arkadaşım var : Aslı. Kendisi henüz 20 yaşında ama marifetleri yaşından büyük. Dikiş dikmeyi kendisi bilmiyor ama bu onun yaratıcılığına hiç engel değil, terziye veya bir tanıdığına diktirerek tasarımlarını hayata geçirmiş. Bana iki tane tasarımını göndermiş, fikir vermesi açısından yayınlıyorum.
asli1
İlki bir gömlek-bluz. Aslı şöyle anlatmış yapılışını :
“Benim ‘v’ yakalı bir bluzum vardı birde dar gelen bir gömleğim, onun yakasını, kol ağızlarını ve alt kısmını kesip bluze diktirdim ben dikiş bilmiyorum çok ama terziye diktirdim tarif edip(oxxo’dan aldığım bluzun modelinden esinlenerek)…”
asli2
Diğer tasarımı ise jean ve şifon kumaştan etek. Onun yapılışını da şöyle anlatmış :
“Bu eteği de geçen yaz yaptırmıştım ben. Kotu ağ kısmına gelmeden kesip(hatta biraz fazla kesmişim) altına da şifon gibi bir kumaşla böyle birşey yaptırmıştım annemin arkadaşına diktirip. Ben dikiş dikmeyi senin kadar bilmiyorum daha ama; önce altına uzun bir parça sonra da üstüne diğerinden kısa bir parçayla bu model çıktı işte ortaya…”
Aslıcım öncelikle tebrikler. İkisi de birbirinden güzel olmuş. Özellikle etek fikrine bayıldım, her an ben de bu çeşit birşey yapabilirim. Paylaştığın için çok teşekkürler.

Salı, Mart 18, 2008

telefon virüsü ve hello kitty


Cep telefonum bozuldu… Şöyle ki, telefon yaklaşık bir hafta önce ne benim aradığım numaraları ne de gelen aramaları kaydetmemeye başladı. Beni son bir haftadır arayan ve cevap alamayan, görünce arar diye düşünen olduysa üzgünüm aradığınızı maalesef göremedim. Bugün götürdüğüm telefon tamircisi yazılım yüklenmesi gerektiğini söyledi, telefonumu bıraktım sadece simkartımı aldım. Allah’tan ofisten bir arkadaşımın ikinci bir telefonu varmış da bana verdi bir günlük.
Böyle bir arızanın durup dururken olması garip tabi. Ben de ne olabilir diye düşünürken ofisteki bilgisayarın tamire gittikten sonra virüslerle dolmuş halde geri geldiği aklıma geldi. Virüs hadisesini biraz geç anladığım için birkaç gün telefonumu bilgisayara bağlamış bulundum. Bu sırada da virüs kaptığını düşünüyorum, telefoncu da onayladı beni. Dediğine göre, virüslü bir bilgisayara, cep telefonunu bluetooth la dahi sadece eşleştirmek (dosya alışverişi yapmadan) virüsün geçmesi için yeterliymiş. Ben inanmakla inanmamak arasında kaldım aslında, bana yapıları çok farklıymış gibi geliyor. Cep telefonu virüsü ile ilgili bilgisi olanlar yazarsa sevinirim.

Neyse, telefoncuya götürmeden önce bütün hafıza kartının silineceğini bildiğim için içindeki tüm fotoğrafları bilgisayara yükledim. (bir virüs alışverişi daha- artık battı balık yan gider) Fotoğraf çekmek için hala bir makine alamadığımdan dolayı cep telefonumun kamerasını kullanıyorum. Gerçi 3.2 mp bana yetiyor, gün ışığında iyi sonuç alıyorum. Rahmetli hafıza kartımdaki aylar önce çektiğim fotoğraflardan biri de arabamdaki hello kitty aksesuarlarımınkiydi.
Bu fotoğrafı daha önce (eski blogumda) yayınlamıştım ama belki hatırlamayanlar vardır diye tekrar yayınlıyorum. (Bir de Edacım Sunercim’in son yazısında hello kitty yi görünce ampül yandı.
Benim minik arabamın minik pembe hello kitty zımbırtıları. ( Bu arada yaklaşık iki senedir minik arabamın bana göre büyük borcunu ödüyordum her ay, çok yormuştu beni. Az kaldı bitiyor.)
not : Soran çok kişi olunca buraya yazayım dedim. Bu zımbırtılar benim ilk internet alışverişimdir. Ebay den almıştım Hong Kong’dan geldi. Fiyatı 1.5 $ gibi birşeydi ama yanlış hatırlamıyorsam 15$ falan shipping (kargo) ödemiştim. Bu zımbırtılar bir de Hello Kitty çantası toplamda 30-35 ytl ye gelmişti.
hellokitty

Pazartesi, Mart 17, 2008

haftasonu 3


Birkaç gündür sitem kapalıydı ve yoğunluktan bu durumla bile ilgilenemedim. Sorun maalesef hosting de, ziyaretçi sayısı arttıkça daha sağlam hostinge ihtiyaç duymaya başladım. Bakalım bu ara hosting değiştirmem sözkonusu olabilir, o zaman rahatlayacağım herhalde.
Hazırlıklarla ilgili son gelişmeleri paylaşayım hemen. Lütfen semt adlarına dikkat edin, İstanbul kazan biz kepçe lafı bu kadar oturur herhalde.
Cumartesi günü
Beylikdüzü‘nden salona iki adet ( yemek masası üstüne ve koltukların üzerine ) avize aldık
Masko‘dan sipariş verdiğimiz köşe koltuk bitmiş ve mağazaya gelmişti, onu kontrol ettik okey verdik bugün gönderiyorlar
Çağlayan‘ a sandalye bakmaya gittik (Bir saat falan yol bulamadık) B&T den başka düzgün sandalyeci bulamadık. B&T’ nin fiyatlarında da indirim yapmadıkları için elimiz boş döndük.
Ümraniye İkea’dan birkaç aydınlatma elemanı aldık
Pazar günü :
Modoko‘daki Persan’ a perde bakmaya gittik. Orada perdeci ablayla buluştuk, hepsini belirledik. ( Bütün odaların perdelerine karar vermem toplamda yarım saat sürdü herhalde. Binlerce kumaşın içinden seçebildiğim için kendime şaşırdım .)
- Sandalye için bu sefer Tepe‘ye gittik. (Nautilus’taki) B&T den vazgeçip Tepe’nin üretimi olan sandalyeden sipariş verdik.
( Eğer sandalyesini Tepe’den almak isteyen varsa teslimatın 20-25 günde yapılacağını aklında bulundursun.)
Step‘ten halımızı aldık ( kabartma taş figürlü bir halı, resmen hasta oldum valla)
- Tekrar Modoko‘ya döndük. Misafir odasına çekyat için bütün mağazaları gezdik, en sonunda Yataş’tan aldık.

peep toe


Peep toe shoes yani önü badem açık ayakkabılar birkaç sezondur oldukça revaçta. Yaz-kış ayrımı yapılmadan çorapla bile giyiliyor.
Bu taba rengi ayakkabıları internette görünce hasta oldum ve hemen aldım. Geçen gün de elime geçti. Ben en çok ten rengi file çorapla yakıştırıyorum bu mevsimde, havalar ısınınca tabii ki çorapsız giyilecek.
Bu arada file çorap siyah renkte maalesef çok ucuz duruyor. Büyük filenin yerine kapalı file denilen tül çoraplar çok daha hoş ve feminen bence. Ama renkli fileler de bir o kadar cıvıl cıvıl duruyor tabii ki pastel tonlarında olmak kaydıyla.
Baharlık file çorap yerine başka alternatifler de çıkar herhalde vitrinlere.
peeptoe

bakır gölgeler


Gelinlikle en çok koyu renk saçı yakıştırdığım için saçımın rengini açtırmayı düşünmüyorum, saçımda mevcut olan gölgelerin üzerine yine bakır tonlarında (topuzumun şekline göre) gölge attıracağım. Hem kuaförlerden hem de bana yorum yazan arkadaşlardan aldığım tavsiyelere göre düğünden 3-4 hafta önce yaptırmam gerek. Çünkü kendi tecrübeme dayanarak da söyleyebilirim gölge veya röfle ilk yapıldığında biraz yapay durabiliyor, rengin oturması için biraz süre geçmesi gerekiyor.
bakirgolgeler
Rachel Bilson’ ın üstteki fotoğrafına bayıldım, saç rengi çok güzel. Monica Cruz da ablasını sollamış durumda onun saç renginin tonu da çok güzel.

Pazar, Mart 16, 2008

Guerlain sürme


surme1
Makyaj malzemelerini çok seven biri olarak size Guerlain’ in sürmesini önermek istiyorum. İlk olarak ambalajı gerçekten çok şık. Ürün toz halinde, kapağını çevirip açtığınızda arka tarafında bir çubuk var, bu çubuktaki sürmeyi gözünüz açıkken alt kirpik dibine koyup sonra gözünüzü kapatıyorsunuz. Gözünüzü açmadan sürme çubuğunu gözün içine ve dışına doğru hareket ettirerek hem üst hem de alt kirpik diplerinin boyanmasını sağlıyorsunuz. Daha çok sürmek isterseniz gözünüz açıkken yine kirpik diplerine uygulayabilirsiniz. Bir önemli nokta : çubuktaki sürmenin fazlasını kullanmadan önce silkelemeniz gerekiyor. (lavabonun kenarına silkelemenizi öneririm.) Yoksa çok sürmüş olursunuz, her yere bulaşır kolay kolay da çıkmaz. Bir de eğer hergün kullanırsanız bir süre sonra sürmeseniz bile gözleriniz kendinden sürmeli gibi oluyor.
Bendekinin rengi mavi-turkuaz gibi, içinde minicik simleri var. Hiç makyaj yapmayıp sadece rimel ve sürmeyle çok hoş gözükebilirsiniz.
Yalnız sürmeyi alerjik gözlere sahip olanlar kullanamayabilir. Sonuçta gözün içine çekiliyor , alerjik gözlere sahipseniz kullanmanız sakıncalı olabilir.
Aslında bir de şu tam “hint sürmesi”ni (kajal) denemek istiyorum. Sanırım Pastel’in var ama o pek kalıcı değil. Gerçek Hint sürmesi göz sağlığını da olumlu etkiliyormuş. Göz kuruluğu ve alerjisi gibi problemleri  azaltıyormuş okuduğuma göre.
Not : Gözlerim ne kadar kanlanmış, bütün gün bilgisayar başında oturunca akşama felaket oluyor maalesef
surme2

Çarşamba, Mart 12, 2008

rengarenk boncuk kolye ve picnik.com


boncuk1Uzun zamandır takı yapmıyordum. Dün akşam eski kolyelerime bakarken kullanmadığım bir sürü kolyem olduğunu gördüm.
Kimini seneler önce ben yapmışım modası geçmiş, kimini ise hediye geldiği için atamamışım. Renklerini beğendiklerimi bir güzel bozdum ve hiçbir kural koymadan kafama göre dizdim.
- Turuncular plastik
- Küçük kırmızılar kristal
- Maviler cam (kedi gözü)
- Morlar kristal
- Beyazlar da cam malzemedendi.
Anlayacağınız karmakarışık birşey oldu. Tam benlik yani :) )
boncuk2boncuk3
Not : Bu arada bilgisayarımın işletim sistemindeki sorundan dolayı tedaviye (!) gitmesi gerekti. Başka bilgisayarda hazırladım bu post’u. Normalde fotoğrafları düzenlemek için Photoshop kullanıyorum. Bu bilgisayarda o program olmayınca online olarak fotoğraf düzenleyebileceğim bir site aradım. www.picnik.com’ u buldum. Çok basitçe düzenleme yapabiliyorsunuz, acil durumlarda kullanılabilir.

Salı, Mart 11, 2008

Boncuklu ve püsküllü peçetelik


siyahkirmizipecetelik
Uzun zamandır peçetelik yapmak vardı aklımda. Biraz çeyize çalışmak lazım bu ara. Bloglarda da peçetelikleri bayadır takip ediyordum.
Bu peçeteliklerin benzerini önce sihirli eller ankara’da sonra da Nazoyla da görmüştüm. Benim siyah-beyaz ve kırmızı yemek takımıma çok düz bir şey uymayacağı için biraz daha değişik birşey yapmak istedim.
Öncelikle tuhafiyeciden “makrame halkası” diye satılan plastik halkalardan aldım. Sonra misinaya dizdiğim siyah kum boncukları halkalara doladım.
Üzerini süslemek için ise siyah cam boncuk ve yabalı ipinden yaptığım püskülleri kullandım.
Sihirli Eller Ankara’ya ve Nazo’ ya teşekkürler fikir verdikleri için. Bir de yeni tanıştığım begonvil‘ in bir yazısında kahvaltı sofrasında yeşil püsküllü bir peçetelik vardı. Benimki onunki kadar süslü olmadı ama olsun.
Genel bir not : Arkadaşlar sonuçta hepimiz paylaşmak için yazıyoruz. Ben takip ettiğim arkadaşlarımdan bir fikir alınca bunu onların da görmelerini istiyorum. Lütfen nereden fikir aldığımızı da belirtelim ki paylaşımlar işe yarasın.