DİKTİKLERİM : Bej Fırfırlı Etek


Bu yazın favori etek modelim budur. Kısası, uzunu farketmez. Anvelop ve fırfırlı bütün eteklere talibim. Ama en çok kendi diktiklerime.
Dolapta uzun zamandır bekleyen bej rengi likralı pamuk karışımlı bir kumaşım vardı. Onunla bu eteği diktim.



Bu eteğin birebir kalıbı yok ama benim yaptığım gibi mevcut bir anvelop kalıbı biraz değiştirerek dikilebilir. ( burda dergisi kasım 2016 sayısında uygun bir model var) 
Öncelikle hem ön hem arka kalıplarının boyunu uzattım. Arka parçalara hiç dokunmadım, sadece arka fermuarı iptal etmek için kalıbı kumaş katına koyup biçtim yani arka tek parça oldu . Ön parçalardan sabit olanı -ön1- yürüyünce çok açılmaması için neredeyse yan dikişe kadar uzattım ve daha iyi oturması için bu parçaya da pens ekledim. Ön2 anvelop parçasının sadece boyunu uzattım. Bu kalıpta yok ama ben bir de bel bandı (kemer) ekledim. Bel bandındaki iki düğmeyle etek kapanıyor. 
Kalıptaki volan yerine fırfır ekledim. Bunun için fırfır dikilecek mesafeyi ölçüp iki katı kadar uzunlukta kumaşı büzüp ekledim. 



üst-mango(eski) / ceket-mavi(eski) / etek-ben diktim / 
çanta-koton / gözlük-shein / ayakkabı-superga

Aplikeli Parçalar

1 / 2 / 3 / 4 / 5
Geçen seneden beri moda olan aplikeler ve nakışlara henüz adapte olamadıysanız kendinizi hazırlamanın bu yaz tam zamanı. Çünkü her yerdeler.
Nakış bilenler sade tshirtlerini işleyebilirler, bilmeyenler ise hazır aplikelerden alıp onları jean ceketlere, tshirtlere ve çantalara yapıştırabilir/dikebilirler. (Bu aplikeler ütüyle yapışacak şekilde satılsa da yıkandıkça yapışkanları gidebiliyor, etrafından elde tutturmak veya makine geçmek gerekir.) 
Bu aplikelerden büyük tuhafiyelerde bulabilirsiniz, en çok çeşit için adres tabii ki Eminönü. Geçen yıllarda ben etsy' den de bulup almıştım, orada da çok çeşit var.

Hasır Çanta Modelleri


Hasır çantalar yazın en sevdiğim aksesuarlarındandır. Eskiden sadece plajda kullanılırken artık günlük hayatta da çok rahat kullanılabiliyor. Artık modeller de çok çeşitli, bu yaz mutlaka edinilmeli.

Mezuniyet Elbisesi Seçimini Son Ana Bırakmayın


Mezun olma zamanı yaklaştıkça insanı saran tatlı telaş biraz da mezuniyet balosu ve mezuniyet elbiseleri için kendini gösterir. O özel gün için tasarlanmış birbirinden zarif balo kıyafetleri arasından yapacağınız seçim sizi gecenin yıldızı haline getirebilir. 
Şıklığı ve göz alıcılığı bir araya getiren abiye elbise modelleri farklı tarz ve renklerde harikalar yaratıyor. Siyahın asaleti, beyazın yalınlığı ya da renklerin canlı ve hareketli dünyası... Hangi balo elbisesi size ve ruhunuzu daha yakın hissettiriyorsa onu tercih ederek mezuniyet gecenizde tüm beğeniyi ve ilgiyi üzerinizde toplayabilirsiniz. Dilerseniz maksi boylarda bir mezuniyet kıyafeti seçerek ağır ve endamlı bir imaj çizebilir ya da mini boy bir elbise ile daha hareketli ve etkileyici bir görüntüye sahip olabilirsiniz. Cesur sırt ya da göğüs dekolteleriyle balonun en etkileyici ismi haline gelebilir ya da içinde kendinizi hayallerinizdeki prenses gibi hissedeceğiniz bir abiye elbise modeli tercih edebilirsiniz. 
Zarafetin ve gösterişin ön planda olduğu lise mezuniyet elbiseleri arasından yaşınıza ve vücut yapınıza en uygun modeli kolaylıkla belirleyebilir, bu tercihinizi uygun bir makyajla tamamlayarak istediğiniz görünüme kavuşabilirsiniz. Hayatınızın en özel geceleri arasındaki yerini alacak olan mezuniyet gününde seçeceğiniz balo kıyafeti, yine doğru bir ayakkabı ve çanta tercihiyle çok daha gösterişli bir hale getirmek ve size özel kusursuz bir stil yaratmak yine sizin elinizde. 
Mezuniyet elbiseleri 2017 özgün çizgi ve modelleriyle sizi bu özel gün için hep hayal ettiğiniz görünüme kavuştururken, modanın izinden de ayrılmıyor. Mezuniyet elbisesi olarak gönül rahatlığıyla kullanabileceğiniz gece elbiseleri hafızalardan silinmeyecek stillere imza atmanıza yardımcı oluyor. Geniş bir yelpazede beğeninize sunulan balo elbiseleri arasından seçeceğiniz mezuniyet elbisesi 2017 yılının en trend ürünleri arasında yer alıyor. 
Siz de mezuniyet elbise sorununu uzun yıllara dayanan tecrübesiyle öne çıkan Beymen kalitesiyle çözebilirsiniz. Birbirinden özel tasarımlara sahip mezuniyet kıyafetleri arasında kendi giyim stilinize ve tarzınıza en uygun modeli belirleyerek bu özel gecenin tartışmasız yıldızı olabilir, yıllar sonra bile mezuniyet anıları arasında hep akıllarda kalan kişi haline gelebilirsiniz.

GEZİ : Amsterdam Notları 2

 I Amsterdam  
Bir önceki yazımda Amsterdam' ın müzelerinden bahsetmiştim, bu yazımda ise biz nereleri gezdik, ne yedik, yerel halk nerelere gidiyor onlardan bahsetmek istiyorum.

Otelimizin önünde (Hotel Neighbour' s Magnolia)

Otelimiz Vondelpark ve müzeler bölgesine çok yakın olduğu için bu bölgelerdeki yapıları da inceleme şansım oldu. Genelde daha zenginlerin yaşadığı bu bölgede doku çoğunlukla 1800 lerden kalma, çift cepheli (ön ve arka)  yüksek pencereli, yüksek tavanlı sıra evlerden oluşuyor. Ortasından tramvay geçen caddeleriyle oldukça huzurlu bir bölge.
Hotel Neighbour' s Magnolia küçük, butik bir otel. Oldukça sade, lüks değil ama rahat. Merdivenleri çok dik, odamız en üst katta olduğundan her iniş-çıkış bir olaydı. Kahvaltısı fena değildi, otelin standartlarının üzerinde bile denebilir. 


Vondelpark
Otelin bulunduğu caddenin hemen üst tarafından Vondelpark' a giriliyor. Biz merkeze giderken genelde bu parkın içinden geçtik. Günün her saatinde koşan, bisiklete binen veya çimlere oturup sandviçlerini yiyen insanlar görmek mümkün.


  • 1. gün bisikletimi kiralayıp tek başıma keşfe çıktığımda birkaç mağaza da bakmak istediğimden Kalverstraat ve Damrak tarafına gittim. Damrak' ta Forever21 ve Primark mağazaları alışveriş yapmak isteyenler için bakılabilecek yerlerden. Yine aynı bölgedeki Hema her şey satan biraz Ikea' ya benzettiğim büyük bir mağaza. Tabak-çanaktan deftere, yastıktan yüne kadar her şey var. Geri kalanlar pek ilgi çekici gelmedi bana.




Bu bölge çok turistik olduğu için her yer çok kalabalık (McDonalds ve Starbucks ağzına kadar doluydu) ve açıkçası oturup da bir şeyler yiyebileceğiniz pek güzel bir yer yok. Ben de bir banka oturup meşhur sokak lezzeti Vlaamse Frites patates kızartması yedim. Tabii ki abartıldığı kadar yok, mayonezleri çok ağır. 
Ara sokaklarda bisiklet kullanmak oldukça zor, zaten dükkanların olduğu sokaklarda pek de kullanan yok. Ben de herkes gibi bisikleti bir yere parkedip yürüyerek gezdim. 
Dönüşte başka yollara sapıp yol üzerinde bir organik market buldum. Oradan patlamış kinoa ve hindistan cevizi kurusu aldım. 

Aynı günün akşamında et yemek için Cannibale Royale' e gittik. Genelde rezervasyon yaptırılıyor, ama erken gittiğimiz için yer bulabildik. Etleri oldukça güzeldi, yalnız yan ürünler için ekstra ücret alıyorlar. Mac'n cheese ve çıtır brokoli gayet iyiydi. 
Yemekten çıkışta Red Light District tarafını gezdik. Oldukça ilginçti..


  • 2. gün kahvaltıyı otelde yapıp müzeleri gezmeye gittik. (ilk yazıma bakabilirsiniz) Biraz gezindikten karnımız acıktı ve öğle yemeği için Prinsengracht' taki Ellis' e gittik. Burası burgerleriyle ünlü bir yer (tripadvisor dan bulmuştuk) Burgeri çok güzeldi ama burada da yan ürün ekstra. 
Yine bisikletlerimizle gezerek bu sefer De Pijp (de payp diye okunuyor) bölgesine gittik. Burası Amsterdam'ın Nişantaşı' sı denilebilecek bir yer. Pek turist yok, çok güzel kafeler var. Biz de sanırım şansa en güzelini bulduk : Coffee&coconuts :





İnanılmaz büyük ve dekorasyonuna bayıldığım bir yerdi burası. Garsonları çok kibar, kahveleri (özellikle benim içtiğim coconut coffee-hindistan cevizi sütlü soğuk kahve) güzel, ortam ve müzikler çok hoştu. 
Bu bölgede dikiş dergileri olan bir de kitapçı buldum ki benden mutlusu yoktu :))

Otele dönmeden önce kapanışına yetiştiğimiz Albert Cyup Markt' a gittik. Burası pazartesiden cumartesiye her gün kurulan bir pazar. Saat 17:00 de kapanıyor. Buradan magnet ve kuşkonmaz aldım. Giysi tarafı baya kötüydü bence, ama sebze-meyve tarafı çok güzeldi. 


Otele dönüş yolundaki Amsterdam' ın bir numaralı marketi Albert Heijn' a da girdik. Peynirler çok güzeldi, son gün alırız deyip bıraktım. (son gün de almadık) Moka pot için hazır çekilmiş kahve ve yine bir dikiş dergisi (Knipmode) aldım. 

Otele dönüp biraz dinlendikten sonra tekrar dışarı çıktık. Bu sefer Amsterdam' da yaşayan arkadaşlarımızla buluşup Hint yemeği yedik. Sonrasında onların evine gidip oturduk. Gece de sağanak yağış altında yine bisikletle otele döndük. 

  • 3. ve son gün yine kahvaltımızı otelde yaptık. Sonrasında Rembrant evine girdim, grubun geri kalanı istemedi :)
Rembrant House' tan sonra oraya çok yakın Rembrant Plein' daki Flying Tiger' a gittik. Bu da Avrupa' da pek çok yerde olan ıncık cıncıkçı, buradan Nil' e bir şeyler aldım. 


Waterlooplein denilen bit pazarına uğradık, bana çok ilginç gelmedi ama teneke kutular ve seramik dolap kulpları alınabilecek şeylerdi. 

Öğle yemeği için Spui' deki Sea Food Bar' a gittik. Klasik balık menüleri dışında kral yengeç ve ıstakoz gibi lezzetleri sevenler için çok güzel bir yer. 
Tatlı için elmalı turtasıyla meşhur Winkel' e gittik ama oturacak yer yoktu ve beklemek de istemedik o sırada, oradan da çıkıp kocaman bir daire çizip yine Spui' deki De Koffie Salon' da birer kahve içip soluklandık. 



Saat 17:30 gibi otele geri dönüp çantalarımızı aldık ve dönüş yolu için havaalanına gittik. Biz uber kullandık taksi için, normal taksilerden oldukça ucuza geldi. Avrupa' nın pek çok kentinde olduğu gibi burada da çoğu taksi şoförü ya Türk ya Fas' lı. 

Bir daha gitme imkanım olursa -iki gün süren fena kas ağrılarıma rağmen- yine bisikletle gezmeyi tercih ederim. Anne Frank evi gezisi ve kanal turu yapamadığım aktivitelerden oldu. Amsterdam dışındaki köyleri gezmek de bir dahaki sefere kaldı. 

GEZİ : Amsterdam Notları 1

Eşimin işi dolayısıyla fuara katılmak için Amsterdam' a gitmesi gerekiyordu, bu sefer ben de peşine takıldım. Kabin boy bir çantaya bir kaç kıyafet tıkıp 3 günlük bir tatil yapıp döndüm.

Havanın serin olacağını araştırdığım için biliyordum, ne olur ne olmaz diye yanıma aldığım yağmurluğu da, bereyi ve atkıyı da kullandım. 2-4 mayıs arasında hava kışın ılık günleri gibiydi genel olarak ama bahar değildi kesinlikle. Orada yaşayanların da uzun palto ve kalın atkılarla gördüğümden sadece bize soğuk gelmediğini anlamış oldum.

Herkesin tatil anlayışı farklıdır. Bazıları her yeri görmek ister, bütün turistik yerleri gezer, eline bir sandviç alıp gezerek yemekten hoşlanır ama ben öyle değilim. 
Tabii ki tarihini, turistik yerlerini görmeyi seviyorum ama bir de o bölgenin yaşantısını tatmayı seviyorum. Yerel halkın vakit geçirdiği yerlere gitmeyi, turistik olmayan bölgelerini, marketlerini, pazarlarını gezmeyi tercih ediyorum. Benim izlenimlerim de buna göre olacak, o yüzden tarihi yerlerin bazılarını atladım ve çok söylenilen sokak lezzetlerinin çoğunu da -benim damak tadıma uymaması sebebiyle- denemedim.

Bisiklet : 
Amsterdam' a gitmeden önce bisiklet konusunu araştırmıştım, biraz çekindiğim için bisikletsiz gezme taraftarıydım ama oraya gidince vazgeçtim.
Amsterdam' a gittiğimizin ilk günü otele yerleştikten sonra benim bisikletimi kiraladık, grubumuzun geri kalanı fuara gitti. Ben, bisikletim ve Amsterdam haritam ile beraber tek başıma gezdim. 

İlk başlarda alışmak biraz zor oluyor; çünkü ciddi hızlı gidiyorlar, yavaş gidene-yanlış yola girene sinirlenip bağırabiliyorlar. Motosikletler de bisikletlerin yolunu kullandığı için dikkatli olmanız gerekiyor. Ama genel olarak bir tehlikesi yok, trafik ışıklarına uyuluyor, her yerde öncelik bisikletin. İnsanlar çocuklarını, eşyalarını bisikletle taşıyor, işe-okula bisikletle gidiyor. Büyük çoğunluk tramvaya da arabaya da binmiyor. 
Bisiklet hırsızlığı yaygın, bisikletlerin hepsi çok eski, park edince zincirlemeden bırakmamak gerekiyor. 
Makul km lerde sorun çıkacağını zannetmiyorum, ama her gün sabahtan akşama kadar sürdüğüm için ciddi kas ağrılarıyla döndüm. Son gün artık bir metre daha sürecek gücüm kalmamıştı.

Bisiklet kiralama fiyatları ucuz değil ama toplu taşıma için de benzer bir rakam vermeniz gerekiyor, birini tercih ediyorsunuz. (tabii oteliniz çok yakınsa yürüyebilirsiniz)14-15 euro günlük kiralama fiyatı. Çoğu yer ikinci ve üçüncü gün de kiralarsanız indirim yapıyor. Benim üç günlük bisiklet kirası 22.50 euro tuttu. 

Eğer yoğun toplu taşıma kullanıp hem kanal turu, hem tüm müzeleri gezme gibi bir planınız varsa o zaman I Amsterdam City Card avantajlı olabilir, buradan inceleyebilirsiniz. 

Müzeler :

Amsterdam' da bir çok müze var; sadece resim-sanat da değil Heineken de var, çanta müzesi de, lale müzesi de. Hepsini gezmek tercih meselesi, ben sadece ikisine gidebildim. 

Van Gogh : 
Gitmeden önce araştırma dışında yaptığım tek hazırlık Van Gogh müzesine online bilet almaktı. Kesinlikle çok yerinde bir hareket olmuş, sabah 10:00 itibariyle ucu gözükmeyen bir kuyruk vardı. 


Online bilet alıp bastırıp yanımızda götürdüğümüz için o sıraya hiç girmeden barkodunu okutup içeri girdik. Ama kuyruk bununla sınırlı kalmadı, bir sıraya da içeride mont ve sırt çantalarını bırakmak için girdik. Küçük çantaları sanırım içeri sokuyorlar, ama sırt çantasını mutlaka alıyorlar. 
Van Gogh müzesi çok büyük ve çok etkileyiciydi. Fotoğraf çekmek özellikle otoportrelerin olduğu alt katta yasak ama üst katlarda pek de bakan yoktu, ben cep telefonuyla bir kaç tane çekmeye çalıştım. 
Çıkışta da hatıra olarak tüm eserlerinin olduğu kitap, kitap ayracı ve magnet aldım. 




Rembrandt House :
Rembrandt' ın evinin müzeye dönüştürülmüş haliydi. Van Gogh' unki kadar etkileyici değildi bana göre ama o zamanlardaki yaşantıyı anlatması açısından ilginçti. 1600 lü yıllardan kalan eşyaların arasında dolaşmak hoştu. Burada en beğendiğim üst katlardaki interaktif bir sunumdu. O yıllarda yağlı boyanın nasıl hazırlandığını, resim öğrencilerinin nasıl bir eğitim aldıklarını anlattı. 



Bunların dışında gezilebilecek Stredelijk Museum, Rijksmuseum (bunların ikisi de Van Gogh müzesi ile beraber Musem plein denilen müzeler bölgesinde bulunuyor) Amsterdam müzesi ve giriş sırasının çokluğu sebebiyle giremediğimiz Anne Frank Evi var. 

Korse Modelleri


 1 / 2 / 3 / 4 / 5 / 6 

Bu sezonun en trend aksesuarı kesinlikle korseler. Doğru kullanıldığında silüeti oldukça inceltecektir. En kullanışlısı siyah olsa da beyaz, jean ve bej renklere de yer açmak lazım.