Beyaz Elbiseler

1 / 2 / 3 / 4 
Artık beyaz renk sadece yaz rengi olarak kalmayıp kışın da dolaplarda yer bulsa da yazın hafif bronz tendeki duruşu bambaşka. Tazeliği ve özgürlüğü çağrıştırıyor.

Beyaza en çok yakışan kumaş ise kesinlikle fisto ve güpür.  Bu tarz elbiseleri bulduğunuzda kaçırmayın; zamansızdır, hem günlük hem de şık kullanılabilirler.
Jean ceket, hasır çanta ve espadrillerle günlük, siyah bir blazer ve ince bantlı topuklularla şık bir görünüm oluşturulabilir. 

Gezi : Paris 3.Gün


Paris gezisinin 3. ve son günü için planım Sacre Coeur-Montmarte bölgesiydi. Otelin yakınlarında bir yerde kahvaltı edip grubun bir kısmını -erken dönmeleri gerektiği için- yolcu ettikten sonra Montmarte tarafına gittik. (bu gezideki ilk gün dışındaki bütün ulaşımları uber ile yaptık.)
Sacre Coeur Bazilikası ve çevresinde gezindik. Bu bölgede meşhur Fransız berelerinin envayi çeşit rengini bulmak mümkün. Bazilika çevresindekiler daha pahalı, sokaklardan aşağılara doğru indikçe ucuzluyor. Yine hediyelik eşya olarak magnetler ve paşmina şallar da bulmak mümkün. 
Bu bölge kıvrılıp çıkan yokuşlar ve merdivenlerden oluşuyor. Bu yüzden Paris geneline göre yorucu ama çok hoş bir dokusu var, bence görülmeli. 



Yolculuktan önceki araştırmalarımda denk geldiğim ünlü Amelie filminin cafesinde  soluklanıp öğle yemeği yedik. Cafe des 2 moulins filmi sevmiş olanlar için tanıdık atmosferi ve eğlenceli servis elemanları ile hoş bir yer. 



Paris' te vakitsizlikten gidemediğim bir sürü yer olmasına rağmen (Pompidou Merkezi ve Notre Dame mesela) planladığım bir çok yeri görmüş oldum. Eksik kalanlar da bir dahakine artık :)

Gezi : Paris 2.Gün

 Maison Savage 
Paris' teki 2. günümüzde kahvaltı için daha önceden araştırdığımız Maison Savage' a gittik. Bu şirin cafenin de bulunduğu Saint Germain bölgesini çok beğendim; sokaklar, dükkanlar, özellikle kitapçılar çok güzel.



  Saint Germain Bulvarı

Yürüyerek önce Concorde Meydanına oradan da Sen nehrinin kenarından devam edip Eyfel kulesine ulaştık. Burada çimlere yayılıp dinlendik.



Eyfel' den sonra yine Saint Germain tarafına dönüp öğle yemeği için Le Relais de l'Entrecote ' da 15-20 dakika kadar sıra bekleyip yemeğimizi yedik. Et seviyorsanız mutlaka duymuşsunuzdur. Menü yok, sadece başlangıçta salata ve 2 tabak ana yemek var. Ana yemek de istediğiniz şekilde pişmiş et ve patates kızartması. Üzerinde de özel sosları. Gerçekten çok başarılıydı. 


Sonraki durağımız tatlı ve kahve için Cafe de Flore' ydi. Altı kişi olduğumuz için yer bulmak biraz zor olsa da şansımıza sokağa bakan bir masaya yerleştik. Tatlıları ve kahveleri çok da matah olmayan sadece şöhreti için oturduğumuz bir yer oldu kendisi.



Sonrasında otele dönüp biraz dinlendik, üzerimizi değiştirip bu sefer Champs Elysees tarafına yürüdük. Bağdat Caddesi' nin bir kaç kat büyüğü olan bu cadde alışveriş ile anılıyor. Dünyaca ünlü bir çok mağazayı burada bulmak mümkün. Burada gezerek vakit geçirdikten sonra akşam yemeği için yine meşhur Leon' a gittik. Burada da sıra beklemeden oturmak biraz zor. Deniz ürünü, özellikle midye seviyorsanız denemenizi tavsiye ederim. 

Gezi : Paris 1.Gün


etek-ben diktim / ceket-bershka / ayakkabı-skechers
Geçen hafta üç günlük bir Paris gezisi yapıp geldik. Her zaman önceden plan yapan insanlardan olduğum için her günü planmıştım. Ama elimizde olmayan nedenlerden dolayı ilk gün programımızın bir kısmını yapamadık. 
Otel Arc De Triomphe' a çok yakındı o yüzden önce metro haritasını çıkarıp tek başıma gideceğim ilk durağım Louvre' a gidişi gözüme kestirdim. Charles de Gaulle durağından M1 metro hattına binip Louvre' da indim. Cam piramidin içinden aşağı inip online aldığım biletin çıktısını okutup Sully kapısından içeri girdim. (Kapıda çok sıra olabildiği için önceden bilet almak daha mantıklı. Buradan aldım)
(Metro için günlük-haftalık kartlar var ama bize uymadı. Hemen metro gişesinde makineler var, oradan 10lu bilet alıp paylaştık)


Louvre çok büyük bir müze olduğu ve benim de çok vaktim olmadığı için önceden araştırmamı yapmıştım. Bu yazıyı not aldım. Bazı şeyler güncellenmemiş olsa da çok işime yaradı. Tam yazının belirttiği rotaya göre gezmedim ama görmek istediğim bütün eserleri çok kısa zamanda görüp gezimi bitirdim. Eğer her yerini gezmek istiyorsanız en az bir tam gün ayırmanızı tavsiye ederim.



Louvre' a girişten itibaren dikkatimi çeken şey yapının her yerinden resmen fışkıran görkemdi. Kapılar, duvarlar, yer döşemeleri, tavanlarda her yerde muhteşem detaylar var. Öyle ki çoğu zaman dikkatimi sergilenen eserlere vermekte zorlandım. 




Mona Lisa' dan hiç etkilenmedim ama tam karşısındaki Kana' daki düğün tablosu (Mona lisa' nın altındaki fotoğraf) çok güzeldi. Buraya koyamayacağım kadar eser ve detay var. Yazmakla bitecek gibi değil mutlaka görülmesi gerek. 



not : Fransızlar için söylenen "ingilizce bilir ama konuşmazlar" klişesini görevlilere yön sorarken doğru olmadığı gördüm. Bazıları gerçekten hiç bilmiyor, Fransızca kelime öğrenip de gitmekte fayda var. Gerçi telaffuzunuz yanlışsa yine anlamıyorlar, anlaşmak pek kolay değil yani.

İlk gün öğle yemeği vakitsizlikten hızlı bir sandviç oldu. Ama akşam yemeği için gitmeden rezervasyon yaptırdığımız özel bir restaurant olan Chez Michel' e gittik. Burası Gare du Nord' un karşısında kalan, metro durağına yürüme mesafesinde. (2 numaralı metro hattı La Chapelle istasyonu) Rezervasyon yaptırmak gerekli, küçük bir yer. Başlangıç, ana yemek ve tatlı seçmeniz gereken set menü var. Farklı lezzetlere açık olanların seveceğini düşünüyorum.


DİKTİKLERİM : Astarsız Ceket



Her sene bu dönemlerde benzer modelde bir ceket dikmeye çalışıyorum. İki senedir istediğim gibi olmuyordu, kullanamamıştım ama bu sene sanırım başardım. İstediğim astarsız ama çok ince olmayacak, pastel tonlu ve rahat bir modeldi.


Kaşeden yapmaya çalışmıştım daha önce ama duruşunu sevememiştim. Bu sefer parcakumas.com dan aldığım İtalyan yünlü kumaş ile çalıştım. Kumaş o kadar güzel ki ne dikerken ne de ütülerken hiç zorlanmadım. Hem istediğim dökümü verdi, hem de ince olduğu için kibar durdu.


 Kumaşın kendinden renk geçişleri olduğu için modeli basit tutmaya çalıştım. Burda Pratik dikiş dergisinin sonbahar-kış 2017 sayısındaki manto modelini kullandım. Bu model de astarsız uygulandığı için çok daha iyi sonuç verdi. (Bu modeli astarlı denemiştim başka bir kumaşla ama pek iyi olmamıştı)


Astarsız ceket çalışmasında dikişlerin temiz gözükmesi için birkaç yöntem var. Ben arka orta ve omuz dikişlerini Fransız dikişi yaptım. (ingiliz dikişi de deniyor) Kol ve yan dikişleri çok gözükmeyeceği için normal dikip sürfile geçtim. Etek ucu ve kol ağzını ise koton biye ile temizledim. Daha düzgün gözükmesi için arka orta, omuz, yaka ve etek ucunda üst dikiş çalıştım.


Modeldeki kuşak ve takma cepleri çalışmadım. Bu hali daha çok hoşuma gitti.

Sezonun Rengi : LİLA


1 / 2 / 3 / 4 / 5

Bu sezonun benim için en trend rengi kesinlikle lila. Daha önceden niye kullanmadığıma şaşırıp tüm pastel renklerle çok güzel kombinleyebiliyorum. Denemediyseniz mutlaka küf yeşiliyle beraber bir deneyin. Etkisi muazzam.

Nakışlı Gömlek


Yine dikişsiz bir döneme girmiş bulunuyorum. Yoğun zamanlarımda vakit ayırmaktan ziyade dikişe konsantre olmak bile çok zor geliyor. Bu hafta sonu sadece iki tane pantolon daraltmasını ve dolapların düzenlemesini yapabildim, biraz da dinlenmeye çalıştım. Ne kadar istesem de yeni bir dikişe başlayamadım. Önümüzdeki hafta sonundan umutluyum.



gömlek-shein / jean-mudo