dekorasyon etiketine sahip en yeni yayınlar gösteriliyor. Daha eski yayınları göster
dekorasyon etiketine sahip en yeni yayınlar gösteriliyor. Daha eski yayınları göster

07 Mayıs 2010 Cuma

Mudo Minik Yastıklar


Bu minik yastıkları alalı baya oldu aslında, kendileri Mudo' dan.Baktığım gibi bayıldım bunlara zaten. Boyutları fotoğrafta da gözüktüğü gibi oldukça ufak, arkadaki büyük yastıkların 50x50 olduğunu düşünürseniz boyutları daha iyi anlaşılabilir herhalde. Ama çok güzeller, köşe koltuğun en güzel yerinde yani köşesinde duruyorlar.
Bu koltuğa bir de daha büyük yastıklardan almam lazım, koltuğun derinliği çok fazla olduğu için yastıksız rahat olmuyor. 
( Bu yastıkları farketmemde büyük önemi olan Browni Özlem ve Defdef' in annesi Tuğba' nın 
twitter muhabbetine teşekkür ederim, kızlar siz hangilerinden almıştınız? )

28 Nisan 2010 Çarşamba

Taş Kaplama Duvar

Salonumdaki taş kaplama duvarla ilgili uzun zamandır soru geliyordu ama bir türlü tam olarak fotoğraflayamamıştım. Geçen yazıdaki bir yorumda yine aynı soru gelince bir yazıyla anlatmak istedim.
Bugünlük konumuz taş duvar ve TV ünitesi olsun.


Taş Kaplama Duvar : Bu yazımda ilk kaplandığı zamanki halini görebilirsiniz. Bu taşlara kültür taşı deniliyor. Yani fabrika üretimi ama içi boş plastiklerden değil, dokununca taş dokusunu hissediyorsunuz. Stone Wrap adlı firmadan almıştık, yine onların bize önerdiği bir ustaya da uygulatmıştık. Duvarın tümünü de kaplatmak istemedim, yemek ve oturma alanını ayırması için yarıya kadar kaplattım.


TV Ünitesi, Dolap ve Raf : Daha önceden yazmıştım ama o yazı kaybolmuş sanırım. Salondaki mobilyaları ben tasarlamıştım ve teak ağacından özel yaptırmıştım. Kaplama mobilya çok sevmediğim için ve zevkime uygun masif mobilya da piyasada bulamadığım için böyle bir çözüme gitmiştim.
Masif mobilya üretimindeki ağaç işlenirken çıkan boyutlara göre belirlendi aslında bizim mobilyalar. Mobilyada yalın formlardan yana olduğum için de marangozla bir sorun yaşamadım. Hatırlayanlar olacaktır, mobilyaların üretimindeki her şeyle de ilgilendiğimiz için (çekmece raylarından, soft stoplara, menteşelere kadar) aylar öncesinden başlamıştık, o yüzden rahat rahat yetişmişti.
Salon mobilyalarında TV ünitesi ve yemek konsolunun şekli tamamen aynı aslında, sadece işlevine göre boyutlarını değiştirdim. TV ünitesindeki çekmeceler ve yemek konsolundaki dolap kapaklarında fugalarla hafif bir hareket vermeye çalışmıştım. Bu fugaların bir benzeri de yemek masası ve sehpanın tablalarıyla alınlarının birleşiminde var.
Beyaz akrilik lake dolap ve rafı ise beraber iş yaptığım ahşapçıma yaptırmıştım. Dolabı taşlar örülmeden önce monte ettirdim, rafı ise örüldükten sonra. Dolapta yine fuga uygulaması var.
(Beyaz akrilik lakeyi bir de salon ve mutfağı bölmek için kullanmıştım, burada görebilirsiniz.)

29 Mart 2010 Pazartesi

Frezya, Gerbera...

Bu haftasonuyla ilgili fotoğraflar dışarıdan değil, evden.
Biraz çiçeklerden, biraz yaptığım yemeklerden...


Hafta sonu yakınlarımız bizdeydi; onlara bol çiçekli, renkli bir sofra hazırlamak istedim. Bej rengi pamuk saten örtümü yaydım, yeşil runnerımı ve iki başa Tchibo yaprak servislerimi koydum. Kendi yaptığım boncuklu peçeteliklerimi kullandım. Ortaya frezyalı minik vazomu yerleştirdim. 


Sehpamın üzerinde ise turuncu gerberalar vardı. 
Tatlı olarak tercihim genelde hafif sütlü tatlılar olduğu için çilek soslu muhallebi hazırladım. Minik misafirimiz yeğenimize de özel börek yaptım. (Yapılışı çok basit : iki kat milföy hamurunu daire şeklinde kesip arasına kıymalı harç koydum, kenarlarını bastırarak kapattım. Kaşı, gözü ve şapkası patlıcandan; ağzı domatesten olan bir yüz yaptım. )



EKLEME : 

Çilek Soslu Muhallebinin Tarifi : 


malzemeler :
- 5 su bardağı süt
- 5 yemek kaşığı mısır nişastası
- 4 yemek kaşığı hindistan cevizi tozu
- 1 paket vanilya
- 8 yemek kaşığı toz şeker
- 2 yumurtanın sarısı
sosu için : 
- 1 paket çilek 
- 3 yemek kaşığı toz şeker


Mısır nişastası ve hindistan cevizini tencereye koy, üzerine vanilya ve toz şeker ekle, karıştır. Yumurta sarılarını ekle, tel çırpıçıyla çırp. Sütü de azar azar ekle. 
Tencereyi kısık ateşe koy, karıştırarak pişir. Kaynamaya başladıktan 1-2 dak. sonra ocaktan al, birkaç dakika çırp. Soğumasını bekle. Kaselere paylaştır, bir gece buzdolabında beklet.
Çilek ve toz şekeri blender da karıştır. Katılaşan muhallebinin üzerine dök.


-Sosun içine biraz toz jöle ekledim, böylece daha kıvamlı oldu
-Kalabalık olduğumuz için yazdığım bütün ölçüleri yaklaşık 1,5 kat arttırarak yaptım, sonuç değişmiyor.

22 Mart 2010 Pazartesi

Bu Haftasonu:1

Bu haftasonu biraz gezme, biraz oburluk, biraz toparlanma ve biraz da yeni üretimlere başlangıçla geçti. 


1. Şaşkınbakkal Günaydın Burger House, bence Dükkan' dan daha iyi (en azından benim damak tadıma göre), obur günler için birebir :))
2. Bu ara çizgililere fena falde taktım. Hatta cuma günü pazardan iki tane daha çizgili tunik aldım, bu da onlardan.
3. Yine kumaş çiçeklere dönüş yaptım. Bakalım inşallah bunları bitirebilirim. [Bu arada uzun zamandır ilk defa açık renk oje kullanıyorum, değişik geldi. ]
4. Bu fotoğraf hakkında sadece "sonunda" yazsam da yeter aslında. Evimizin tek adam gibi halısı olan Step halımızı şikayetlerimiz üzerine geri göndermiştik. Bir güzel temizlemişler, astarını değiştirmişler, yeni geldi. Sonunda salon eski haline geri döndü.

27 Şubat 2010 Cumartesi

Kokeshi Biblolar


Ayakkabı boyamada çizdiğim Kokeshi bebekleri The Woo mağazasında gördüğümden bahsetmiştim. Dün Palladium' daki The Woo' da indirim olduğunu görünce bu Kokeshi biblolardan üç tane aldım. Bir tanesini büyük diğerlerini küçük boy seçtim.

Çok şeker değiller mi ama, 
bakıp bakıp duruyorum.

not : Evime biblo alacağım hiç aklımdan geçmezdi :))
Biblo deyince insanın aklında başka şeyler canlanıyor çünkü...





15 Şubat 2010 Pazartesi

Elvin Tekstil : Farklı Perdeler

Bir süre önce Elvin Tekstil ürünleriyle tanıştım. Blogumda fazla değinemesem de bazen mimar tarafım ağır basıyor, yeni ve farklı dekorasyon ürünleri ilgimi çekiyor. 
Elvin Tekstil de genelde yurtdışına ihracat yapan 50 senelik bir firma. Son 22 yıldır da perde üretimi yapıyor. Ürünleri birçok ülkenin lüks otel ve konutlarında kullanılıyor.



En sevdiğim yönü ise tasarıma çok önem vermesi. Perdelerde farklı kumaşların kullanımı konusunda birçok ilke imza atmış, böylece 2008' de Red Dot tasarım ödülünü almış. Bir de çevre dostu bir ürün çıkarmışlar, Green Guard adını verdikleri yıkama gerektirmeyen perdenin özelliği şöyle anlatılıyor : 

Gün ışığı ve gün ışığına eşdeğer suni ışık altında ortamdaki oksijen ve su buharını kullanarak üzerinde oluşan yağ, çay, kahve, şarap, meyve suyu ve sigara isi vb organiklekelerin herhangi bir yıkama işlemine tabi tutulmaksızın kumaş yüzeyinden uzaklaştırılması ile kumaşın kendi kendini temizlenmesini ve ortamın havasının temizlenmesini sağlayan, antimikrobik özelliğe sahip GREEN GUARD, Elvin Tekstil Laboratuarlarında geliştirilen patentli bir üründür. Yurt içi ve yurt dışında benzeri bulunmamaktadır.

Green Guard ürünleri ile de yine 2008 yılında Elle Decor dergisinin düzenlediği Uluslararası Edida Tasarım yarışmasında kumaş kategorisinde Türkiye 1.si seçilmiş.


Elvin Tekstil' in Elvin, Chanan Designs, Sade ve Elvin Kids diye dört koleksiyonu bulunuyor. Ürünleri Modoko' daki Prestij Tekstil' de görme fırsatı da yakaladım. Özellikle Chanan' daki bazı ürünler klasik ve dömi-klasik dekorasyonlarda mobilyaların ihtişamını perdelere taşıyor. Gerek fon perdelerde gerekse tül çeşitlerinde çok hoş seçenekler var. Avangart bir abiye elbise olabilecek kadar özellikli kumaşlar var koleksiyonlarında. 
Modern dekorasyonlar için ise daha sade ama farklı ürünleri mevcut. Dekorasyonda çok sade bir tarzım olmasına rağmen doku ve renklerle oynamayı seviyorum. (Salonumda toprak-kahve tonları ve teak masif mobilyalarla fıstık yeşili tonlarında tül ve kumaş perde kullanmıştım.)


Ben evimi döşerken niye haberim yoktu diye de hayıflandım açıkçası, artık evimi yenilersem kullanacağım.

Yeni evlenecekler ve evini yenileyecekler için farklı tasarımlar kullanmak istiyorlarsa Elvin Tekstil ürünlerine bakmalarını öneririm. 

www.elvin.com.tr adresindeki iletişim/satış noktaları bölümünden 
size en yakın satış yerini bulabilirsiniz. 

10 Aralık 2009 Perşembe

Çalışma Alanı Dediğin Böyle Olmalı

Çalışma odamdan daha önce burada , burada ve şurada bahsetmiştim, küçük bir odamı bu işlere ayırmıştım. Sabahtan akşama kadar evde en çok vakit geçirdiğim yer burası. Ama kumaşlarım ve malzemelerim arttıkça sığamıyorum hiçbir yere. Kocaman kutular bir-iki derken on beşe yakın oldular, hem çalışma odama hem de misafir odama sığmamaya başladılar. Bazen hakikaten oda çığrından çıkıyor, adım atacak yer kalmıyor.
Neyse, şimdilik bu durumu iyileştirmek için yapacak çok bir şey kalmadı bu şekilde idare etmeye çalışıyorum. Bugün de bulduğum bu linkteki çalışma alanı benim yarama tuz serpti. Şu alanın rahatlığına, düzenine, ferahlığına bakar mısınız, insan buradan çıkmak istemez ki...



Her şey işlem sırasına göre düzenlenmiş. Ortada mutfaklarda görmeye alışık olduğumuz ada şeklinde bir çalışma alanı var, ki bu kocaman masa eminim bütün yükü alıyordur. Ütü yeri, ürünlerin askıda bulunduğu yer, her şey çok iyi düşünülmüş.
Bunlar da bu çalışma alanından fotoğraflar : 







Bir sihirli değneğim olsun ve benim her yerden taşan malzemelerle dolu, daimi-dağınık odamı böyle bir odaya dönüştürsün istiyorum. Bütün gün odaya girip bakınsam da yeter bana :))
fotoğraf kaynak/image source : uniformnatural

17 Kasım 2009 Salı

Evden Kesitler: Yemek Masası ve Şifonyer

İki önceki yazıma gelen bir yorumda masamın üzerindeki örtü sorulmuştu. Örtülerden hiç hoşlanmayan biri olarak evlilik hazırlıklarımda çok zorlanmıştım. Hiçbir şeyi beğenemiyordum bir türlü. Sonunda Boyner' de bulmuştum bunu, çok da içime sinmişti çünkü mobilyalara çok uyuyordu.
( Masa üzerindeki süs hediye gelmişti, sandalyeler Tepe Home' dan)
Diğer fotoğrafta ise yatak odamdaki şifonyerin üzerine aldığım sepet var. Hasır sepetlere bayılıyorum. Zaten evin her yerinde de var. Hem çok şık duruyorlar hem de minik şeyleri toplayarak ortalığı düzenliyorlar. Siz de bu tarz sepet arıyorsanız Migros' a bakmanızı öneririm, benim aldığım boy 9,90 liraydı, büyüğü ve küçüğü de var. Başka çeşitleri de var.




Mobilyalarımla ilgili birçok soru alıyorum. Salonda kullandıklarımız *teak ağacından. Bir tanıdığımız vasıtasıyla ağaçları *Burma' dan getirttik ve benim çizimlerime göre yaptırttık. Kaplama mobilyadan hiç hoşlanmadığımız için en azından salonumuzu bu şekilde yapmak istedik, evim 1,5 sene geçmesine rağmen hala ağaç kokuyor. Mobilyalar da yaşıyor. Şöyle ki hergün mobilyada değişiklikler oluyor, buna zaten ağacın çalışması denir bizim meslektekiler aşinadır. Bizim ağaçlar fırınlanmış olmasına karşın yine de çalışıyor, birleşim yerlerinde ayrılmalar gözlemleniyor. Başkası için bunlar sorun olabilir ben zaten baştan bildiğim için bunlar hiç problem değil aksine bu halini çok seviyorum.
Yatak odasındakiler ise yine özel yapım. Özellikle şifonyerimi çok büyük istediğim için  (2.00 metre boyu var) özel yaptırtmıştım, aynı şekilde yatağı ve dolapları da. Kaplama olarak beyaz lake ve bambu kullanılmıştı.

*Burma : Eski adıyla Myanmar, güneydoğu Asya' da bir ülke.
*teak: Genelde tekne güvertelerinde kullanılan çok dayanıklı bir ağaç türü.


Salon ve mutfak ilişkisi adlı yazıma buradan ulaşabilirsiniz. 

06 Ekim 2009 Salı

Romantik Sofra:Gül Buzlarla Servis


Bu sitede bulduğum gülden buzlar fikrine bayıldım. Böyle bir romantik servisi yapmak göründüğünden çok daha kolay aslında. Gülleri buz kalıplarına koyup üzerine su ekleyip bir gece boyunca buzlukta bekletiyorsunuz. Ertesi güne gül buzlar hazır...
Özel bir günde (yıldönümü, sevgililer günü) yapılabilir. 

18 Eylül 2009 Cuma

Sarı-Yeşil Sofra ve Boncuklu Peçetelik



Dün akşam son iftar misafirlerimi ağırladım, yine yakın arkadaşlarımız bizdeydi. Renkli bir masa olsun istediğim için sarı ve yeşil ağırlıklı bir sofra hazırladım. Sarı örtümün üzerinde ikea hasır servisler ve bej rengi tabaklarımı kullandım.Masanın orta kısmına ise Tchibo' dan yeni aldığım yaprak servisleri koydum.



Bu peçetelikleri evlenmeden önce yapmıştım. (Aslında kırmızı-siyahlıya da başlamıştım ama tamamlayamadım) Yapılışı gördüğünüz gibi zor değil. Takı malzemeleri satan yerlerde bulabileceğiniz ahşap halkalara tellerle boncukları doluyorsunuz, bazı boncukları ise çiviyle tellerin arasına yerleştiriyorsunuz. Benim sabrım 8 taneye yetmişti, daha sabırlılar 12' yi tamamlayabilirler :))



Bu tuzluk ve biberliğe ise bayılyorum. Taş formlu oldukları için yaprak servislerle uydular.
ekleme : Tuzluk ve biberlik hediye olarak gelmişti, hatırladığım kadarıyla Boyner' dendi.

02 Eylül 2009 Çarşamba

Salon-Mutfak İlişkisi

Eski sitede kalan ve fotoğrafları flickr' da olduğundan dolayı bazı arkadaşların göremediği bu yazıyı taşıyorum. Dekorasyon ile ilgili yazı isteyenlere ithaf olunur :))




Biliyorsunuz evin dekorasyonuyla ilgili kararları verirken çok zorlandığımı yazmıştım. Mimar olsam da, insan kendi evi için birşeyler çizerken hep en iyisinin olmasını istediği için çok zorlanıyor. En zor karar verdiğimiz yer ise salon-mutfak arasıydı. İlk fotoğrafta görüldüğü üzere evi teslim aldığımızda salon ve mutfağın arası 180 cm boyunda ve tavana kadar açıktı. Mutfak da dar olduğu için bu araya banko şeklinde masa yaptırmayı düşündük baştan beri. 100 cm masa yapacak, 80 cm lik geçiş bırakacaktık. Ama bu sefer de salon bölünmüş oluyordu geçişten dolayı.

Sonunda tamamını masa yapmaya karar verdik. Önce tavana kadar olan boşluk rahatsız edici olduğu için lento yüksekliğine kadar (kapı üstü) alçıpanla indirdik. Ve bu yeni tavana üç adet aydınlatma için elektrik çektirdik. Sonra evin boyası yapıldı, bu sırada duvarların içini ve bu yeni tavanın içini (ters U şeklinde) turuncuya boyattık. Sonra da benim çizdiğim beyaz akrilik lakeden masa-banko ünitesi geldi, yerine takıldı. Bu ünite: salondan daha yüksek aydınlatma kanallı bir banko şeklinde, bir dergilik bir de baza raflı olarak gözüküyor. Mutfak tarafında mutfak masası görevi görüyor. (Daha alçak, normal masa yüksekliğinde)

İkea Aynaların Dizilimi

Ece' nin isteği üzerine, ikea aynaların dizilimi :

28 Ağustos 2009 Cuma

Duvar Dekorasyonu-Sticker



Bu konudan daha önce bahsettiğime eminim ama eski blogda da bunda da fotoğrafını bulamadım. Blogun başına o kadar çok şey geldi ki tam düğün zamanı, evle ilgili bütün fotoğraflar uçmuş. Hatta bazı yazılarım da, inşallah yeniden ekleyeceğim sırayla.
Fotoğrafları kronolojik sıraya göre koymak lazım. Öncelikle bu daha evlenmeden, evi hazırlarken walltogether' dan alıp büyük bir hevesle uyguladığımız duvar sticker'ı. Siyah çok göz yorabilir diye rengini gri seçmiştim, iyi ki de öyle yapmışım taş kaplama duvarla bütünlük sağladı.
Konsolu (bütün ahşap mobilyalar gibi) ben çizip özel yaptırtmıştık, ağacı Burma teak diye geçiyor. Üzerinde cila yok, sadece arada yağlamak gerekiyor. Bir buçuk sene geçmesine rağmen hala ağaç kokuyor, ki eve misafir gelen herkes gibi ben de o kokuya bayılıyorum.
Konsolun üzerindeki abajur IKEA, minik heykel arkadaşımızın hediyesi, aynalar yine IKEA' dan ve sadece bir kısmı gözüken avize Beylikdüzü'nde bir avizeciden.



Bu duvar sticker' larını ise geçen hafta cuma pazarından aldım. Salondakinin onda biri fiyatına :)) Tabii ki aynı kalitede olmaları imkansız, yine de bence gayet güzel iş görürler.
Aslında iki ayrı ürün bunlar. Biri kafes, dal ve kuşlar; diğeri ise kediler ve sokak lambası. Ben ikisini kombinlemeye çalıştım. Bu oda da misafir odası olduğu için zaman geçtikçe kalkarlarsa da problem olmayacak.

14 Ağustos 2009 Cuma

Tabu Sehpası



Bu yazımda anlattığım kısa Uludağ tatilimizde otelin dekorasyonunda kullanılan sehpayı unutmuşum. Toplamda 12 kişilik bir grup olduğumuzdan gece oynanacak en güzel oyun tabuydu. Genelde hep kızlara erkekler oynuyoruz, ama erkeklerin oyun sonunda çirkefleştiğini söylemem lazım :) Aslında psikolojik savaş tarzında bizi sinirlendirmeye ve dikkatimizi dağıtmaya yönelik hareketler yapıyorlar. İstedikleri oluyor, sinirleniyoruz biz kızlar. En son muhakkak kavga çıkıyor. Aile faciası yaşamadan atlatıyoruz neyse ki :))


O tatilde otelin lobisinde tabu oynayacak yer ararken deri koltuklu büyükçe bir oturma grubu bulup yerleştik. Ortasında da bu güzel sandık/sehpa vardı. Sehpanın üzerindeki şamdanları da ayrı beğendim zaten.
DIEU ET MON DROIT öyle mistik-Latin bir kelime değilmiş. İngiliz Monarşisinin kullandığı "God and my right" anlamına gelen Fransızca bir sözmüş. Daha fazlasını merak edenler buradan okuyabilir.

21 Mayıs 2009 Perşembe

Nazar Boncuğu Sehpa Süsü



Bu cam işçiliği nazar boncuğu figürünü kermesteki arkadaşımdan almıştım, fotoğraflamakta baya geciktim.

Birini büyük diğerini küçük seçip Yin-Yang tarzında yerleştirdim. Şu an sehpamın bir köşesinde duruyorlar.

Cam işçiliğinden çok anlamasam da, bu tarz olanlar boyama olmadığı için çok daha dayanıklı oluyor.

{Bu arada fotoğraftaki Burda Pratik Dikiş ile Play Station kumandasının uyumu dikkatinizi çekti mi :)) }

11 Mayıs 2009 Pazartesi

Ev Grafiti



Geçen gün gelen bir mailde yeni bir duvar sticker markası tanıtılmıştı, adı Ev Grafiti. Birkaç farklı konseptte duvar stickerları bulunuyor. Özellikle Zen serisini çok beğendim. Gezerken bilgi al bölümüne tıklarsanız fiyatını ve ölçülerini görebiliyorsunuz. Adres : www.evgrafiti.com

Bizim eve uyguladığımız duvar sticker larını burada ve şurada görebilirsiniz.

31 Mart 2009 Salı

Hobi Odası Düzenlemeleri

Bütün gün hobi odasını düzenlemekle uğraştım. Dikişle uğraşanlar daha iyi bilir, dağınıklığı çoktur ve evin her tarafın yayılır o iplikler, iğneler.

Artık kumaşları temizledim, yeni kutular aldım ve her yeri döküp yeniden kaldırdım. Hobi odasının her tarafı olmasa bile masanın üzerini ve üst rafı düzenledim. Kutulardan başka kavanozlar da kullandım. Ama alelade kavanoz değiller, onlar Nutella kavanozları.

Nutella sizi mutlu etmekle kalmaz, düğmelerinizi de birarada tutar :))


Şeffaf kutular tabi ki IKEA' dan. Üzerlerine etiket yapıştırdım. Kordonlar, kurdeleler, fisto-dantel ve bilumum ıvır zıvır artık toplu duruyor. Fikir Enhar'dan, onun çalışma odası o kadar düzenli ki, utandım benimkinden. - Enhar'cım seninki kadar düzenli olmadı ama idare et işte :)) -

14 Ocak 2009 Çarşamba

Duvar kelebekleri

Yazın klimayı taktırdığımızda klimacılar ne kadar temiz çalışsa da deldikleri yere sıktıkları sarı macunun kötü gözükmesini engelleyememişlerdi. Ne kadar köşede kalsa da beni çok rahatsız ediyordu.

Önce krem rengi boyayla o macunu boyadım. Tabi duvar gibi sert bir malzeme olmadığı için çok iyi boyanmadı.
Elimdeki kelebekleri duvara çift taraflı bantla yapıştırarak o çirkin görüntüyü kapatmaya çalıştım.
Bej rengi simli olanlar Arabistan'dan gelmişti, turuncu büyük olanı da Asos pazarından almıştım.

Resimlere tıklayarak büyütebilirsiniz.

İlk fotoğraftaki sağdaki ve soldaki resimler eşimin eserleri. Soldaki, çeşitli film afişlerinden derlediği kolaj; sağdaki ise, Asos' ta kendi çektiği manzara fotoğrafı.

20 Ekim 2008 Pazartesi

Kendin Yap : Bambu Ayna


 Yılan hikayesine dönen antredeki bambu aynayı sonunda geçen hafta bitirip asabildik. Lütfen bu aynaya normal bir ayna gibi bakmayın, altı ayda benim ve eşimin tarafından yapıldı. Aslında daha planlı davransaydık bir haftada falan bitirebilirdik ama işte ancak bitti.
Şimdi ilk sorun bambuların nasıl kesileceğiydi. Evde testereyle kesmeyi denedik beşinciden sonra kolumuz koptu. Ara sokaklarda bir marangoz bulduk ona kestirdik. Yapıştırdıkça baktık ki yetmeyecek, Koçtaş’ tan birkaç tane daha aldık. Sonra onları kestirmek için baya zaman geçti. Neyse kestirdik yapıştırdık. Bu sefer ayna çok ağır olduğu için nasıl asacağımızı bilemedik. Sonunda çok sağlam bir şekilde asmayı başardık.
Aslında gayet basit : marangoza yaptırılan mdf den bir ayna çerçevesi, bitki destek çubuğu diye satılan bambular, sıcak silikon. Bu kadar basit ama bu kadar uzun s

13 Ağustos 2008 Çarşamba

Ayakkabı Dolabı Düzenleme

Evdeki portmantomuz küçük olduğu için bir odadaki duvarı komple dolap yaptırmıştım. (Soldan itibaren kapakların içindekiler : 1.eşimin paltoları, 2. benim ve eşimin palto-montlar, 3. çekmeceli alçak bölümde havlular, 4. ayakkabılar, 5. elektrik süpürgesi, Vileda kovası, üst rafta ütü)
Bugün uzun zamandır istediğim ayakkabılık düzenlemesini yaptım. Kıyafete çok para harcamayıp ayakkabıya yatırım yaptığım için adetleri oldukça fazla. Ama bazıları gerçekten beş-altı senelik, az giyince çok yıpranmıyorlar.



























Dolabı yaptırırken yetmeme sorunuyla karşılaşacağımı biliyordum ama işin açıkçası o zamanda pek ilgilenemedim. Sonraya bıraktım. İşte o sonra artık gelince, rafların arasına derinliğin yarısı kadar raflar kestirmeyi düşündüm. Ölçüsünü aldım : genişlik 94 cm, derinliği de 28 cm aldım. Bauhaus' a gidip 18 mm lik dört tane beyaz kaplama ahşap kestirdim. Yalnız kestirirken 94 olan kısmı 93,9 olarak kestirdim. Çıkarken 16 tane de raf pimi aldım.

Evde önce rafların olmasını istediğim yüksekliği işaretledim : 14 cm. (1) Bu hizadan bir çizgi çektim ve pimleri çakacağım yerleri işaretledim : dipten itibaren 7 cm ve 25 cm. İşaretlediğim yerlere raf pimlerini çaktım. (2) Rafları da pimlerin üstüne yerleştirdim.
Görünenlerin altındakiler eşimin rafları, onunkilerde ek rafa gerek yok şimdilik.