Uzun zamandır beklenilen cumartesi akşamı geldi ve ben elbisemi giyip görümce olabildim :) Kardeşim ve güzel kız arkadaşı ileriye doğru bir adım atıp yüzük takmak istediler; biz de hazırlığımızı yapıp aile arasında olacak nişan töreni için gelinimizin evine gittik. Çok güzel ve duygulu bir akşamdı, sonrasında biz gençler (daha doğrusu kardeşim ve arkadaşlarıyla bir nesil büyük biz) gece çıkıp eğlendik. Uzun zamandır çıkmamıştık, on sene önceye döndüm, çok iyi geldi.
Elbisem ile ilgili birçok bilgi vermiştim ama bazı sorular vardı, onlar için yazayım : Tülün gövde kısmında jarse astar kullandım, etek kısmında ise saten astar vardı. Saten astarı kloş kesmedim, dikdörtgen parçayı büzüp ekledim. Aplikeleri yapmaya yapıştırarak başlamıştım ama içime sinmedi, makinede aplike yaptım hepsini.
Bunun için önce normal dikiş ayağı denedim ama özellikle etekte kumaş çok fazla olduğu için bütün elbiseyi döndürerek aplike yapmak çok zorladı. Çok önce aldığım yorganlama/kapitone ayağını kullandım. Bu ayak normal ayaklar gibi kumaşın üzerine basmıyor, böylece sadece kumaşı sağa sola hareket ettirerek çok rahat aplike yapılabiliyor. Tabii devamlı iplik değiştirmek zorunda kaldım renklerden dolayı ama yine de sandığımdan daha rahat bitti.


İnstagram' dan takip edenler bileceklerdir, üç buçuk aydır saçlarımı boyamıyordum. Ve beyazlarım artık beni bunaltmaya başlamıştı. Maalesef annemden bana geçen bir özellik erken beyazlama, hele ki hamilelik döneminde saçımı hiç boyatmadığım halde iki-üç katına çıkmıştı birden kendileri. (annemin hızıyla gidersem bir beş seneye bembeyaz olma ihtimalim var) Neyse, öyle beyaz saçlarla nişana katılmayı uygun görmediğim için kuaföre gidip rengini biraz kırdırdım. Kahve bakırmış bu renk, aslında bakırı denedim ve sevemedim pek. Ama bu renk oturunca daha doğal duracakmış, kuaförü dinleyelim bu sefer.