oyun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
oyun etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Ağustos 14, 2009

Tabu Sehpası



Bu yazımda anlattığım kısa Uludağ tatilimizde otelin dekorasyonunda kullanılan sehpayı unutmuşum. Toplamda 12 kişilik bir grup olduğumuzdan gece oynanacak en güzel oyun tabuydu. Genelde hep kızlara erkekler oynuyoruz, ama erkeklerin oyun sonunda çirkefleştiğini söylemem lazım :) Aslında psikolojik savaş tarzında bizi sinirlendirmeye ve dikkatimizi dağıtmaya yönelik hareketler yapıyorlar. İstedikleri oluyor, sinirleniyoruz biz kızlar. En son muhakkak kavga çıkıyor. Aile faciası yaşamadan atlatıyoruz neyse ki :))


O tatilde otelin lobisinde tabu oynayacak yer ararken deri koltuklu büyükçe bir oturma grubu bulup yerleştik. Ortasında da bu güzel sandık/sehpa vardı. Sehpanın üzerindeki şamdanları da ayrı beğendim zaten.
DIEU ET MON DROIT öyle mistik-Latin bir kelime değilmiş. İngiliz Monarşisinin kullandığı "God and my right" anlamına gelen Fransızca bir sözmüş. Daha fazlasını merak edenler buradan okuyabilir.

Cuma, Mayıs 29, 2009

Little Big Planet ve Sack Boy

Benim için en güzel oyunlar platform oyunlarıdır. Game Gear' da Sonic, Nintendo'da Mario oynamışlığım vardır. PlayStation'da ise araba yarışlarından sonra oynayabildiğim ve zevk aldığım tek oyun Little Big Planet. Puan toplamak esaslı olsa da, çok daha eğlenceli tarafları var. Puandan başka sticker veya kostüm topluyorsunuz. Böylece istediğiniz zaman değiştirebileceğiniz bir sürü kostümünüz oluyor. Sadece kostüm de değil şapkalar, saç modelleri ve bilumum aksesuar.

Little Big Planet' a ilk başladığınızda -Hollywood filmlerinin başında konuşan adam sesli- biri size oyunu nasıl oynayacağınızı, nelerle karşılaşacağınızı anlatıyor. Tabi ki İngilizce ama o kadar tane tane anlatıyor ki, biraz biliyorsanız bile mutlaka anlıyorsunuz. Bu anlatımla beraber birkaç deneme oyunu oynuyorsunuz. Bunlarda nasıl koşulur, zıplanır gibi şeyleri öğretiyor. Bu alıştırma kısımlarından sonra asıl oyuna geçiyorsunuz.

Etaplar farklı ülkelerde geçiyor ve her ülkeye ait değişik detaylar görüyorsunuz. Benim en sevdiğim bölüm olan kostümler de her ülkeye göre farklılık gösteriyor. Afrika'dayken aslandan bir kafa, Japonya'dayken kimono giyebiliyorsunuz. Tamamen eğlencelik tabi bunlar.

Oyunun bir güzel tarafı daha var o da iki kişi oynadığınızda birbirinize rakip değil takım olarak oynuyorsunuz. Oyunun bazı bölümlerinde birbirinizi çekip götürmeniz, biriniz bir kapıyı tutarken diğerinin geçmesi gerekiyor. 

www.yahoyt.com daki bu yazı sanırım benim neden bu oyunu sevdiğimi daha iyi anlatacaktır.
Parlak temel renkler, basit ama cazip biçimler, oyunu biraz çocuksu gösteriyor. Ama, küçüklüğünde kumaş artığından yapılmış bez bebekle ya da aslında oyuncak olmayan boş şişe, kutu, battaniye gibi eşyalarla oynamış herkese sempatik gelecektir fikrindeyiz.

Oyunda, çoğu şey özelleştirilebiliyor. Oyuna başlanan ve ayarların yapıldığı alan olan “Pod”, aynı zamanda kullanıcının kendine ait “gizli kulüp evi”. Oyunun platform-bulmaca kısmında toplanan eşyalar ve çıkartmalarla bu alan süslenebiliyor. Oyunda, içi PlayStation Eye kamerasıyla resmi çekilecek objelerle doldurulabilen boş çıkartmalar da toplanıyor. Oynanan çuvalcık karakterin, yapıldığı kumaştan taktığı aksesuarlara kadar her şeyi özelleştirilebiliyor.

Eğer oyunu oynamadan da bu bizim eski Ayşegül serisini giydirme işini yapmak isterseniz http://mysackboy.littlebigplanet.com/ adresine girip kendi Sack Boy larınızı oluşturabilirsiniz. Bunlar benimkiler, nasıl olmuşlar :