Yeni Kumaşlar


Gelir gelmez kendimi kumaşçılara attım, uzun zamandır aradığım desenli likralı pamuk satenlerden buldum.
1. Büyük çiçekli likralı pamuk saten: gri çiçekli kalem eteğim gibi bir kalem etek dikmeyi düşünüyorum.
2. Renkli soyut desenli poplin : uzun bir elbise olabilir.
3. Minik çiçekli poplin : Nil' e elbise düşündüm bundan.
4. Nil yeşili penye : elimdeki aynı renk krep şifona astar veya garni olabilir.
5. Barok desenli saten: normalde saten kumaştan da bu desenden de pek hoşlanmam ama renkleri hoşuma gitti, belki pijama pantolon olabilir.
6. Menekşe desenli likralı pamuk saten : elbise olacak
7. Leopar penye: Nil' e bir şeyler.
8. İkat desenli triko : sonbaharlık olabilir.

Assos' tan Kalanlar

Bu yaz için seyahatleri tamamlamış gözüküyoruz şimdilik. Haziran' da annemin yanına Bodrum' a gitmiştim, bu ay da kayınvalidemin yanına Assos' a gittik; ikisinde de üçer hafta kalıp sonunda evimize geri döndük. Hem anneanne hem de babaanne Nil' le hasret gidermiş oldular.
Assos' ta daha önce de bahsettiğim gibi Nil' in yaşıtları olduğundan evin içinde tutmak imkansızdı, kalktığı gibi kapıyı açıp dışarı atıyordu kendini. Yolları da kısa sürede öğrendiği için peşinden koşmasam diğer evlere gidiyordu. Günün çok büyük bir kısmı bu "peşinden koşma" yla geçtiği için de bu üç hafta benim için pek de tatil olmadı.


Şükür ki hafta sonları eşim de geliyordu da biraz nefes alabiliyordum. Bu zamanlarda biraz botla dolaşıyorduk, dalmak ve balık tutmak pek bana uymadığı için botla yapılan diğer aktivitelerden yararlanamadım :)


Nilpot için mükemmel zamanlar olduğunu tahmin ediyorum. Beraber oynayacağı yaşıtlarının olması, açık alanda istediği yere gidebilme özgürlüğü falan tam onu mutlu edecek şeylerdi. Eve geldiğimizden beri kuzeninin ve diğer arkadaşlarının adını sayıklıyor zaten, evde bütün odalara girip sesleniyor. Alışması biraz zaman alacak.


Bu yazımda bahsettiğim su altı kamerasıyla çekilen bir fotoğrafla da bitireyim.

Pek Değişiklik Yok


- Uzun süre kalınca güneşlenmesem bile bronzlaşıyorum.
- Nil' le deniz kenarında oyunlar oynuyoruz, içeride kitaplar okuyoruz.
- Kitaplar bitti, can sıkıntısından karalamalar yapıyorum.
- Akşam Nil' i uyuturken uyuyakalıyorum.

Evimi, bir şeyler üretmeyi çok özledim. İnşallah yakında dönüyoruz.

Son Kitaplar


Geçen ay annemlerde kaldığımda iki kitap okumuştum, evde hiç vaktim kalmadığı için çok iyi gelmişti.
Buraya gelirken de iki kitap getirmiştim, onlar bitti. Üçüncüyü fotoğraflamayı unutmuşum, dördüncüye başladım.
Erdal Güven-Yumi İstanbul' da Bir Geyşa
İsmiyle pek de alakası olmayan tarihi bir kitap, genelde gerçek olayları anlatıyor. Abdülhamid dönemindeki Japonya ilişkileri, Atatürk' ün Japonca öğrenmesi gibi ilginç bilgiler var.
Buket Uzuner-Su
İnsanda mitolojileri araştırma hissi uyandıran bir kitap, bir çırpıda bitiyor. Çok beğendim.
Hande Altaylı-Kahperengi
Fotoğraflamayı unutmuşum :) Sabah başlayıp gecenin bir vakti bitirdiğim kitap. Sürükleyici bir Türk filmi gibi.
Bakire-Nancy Pickard
Yeni başladım, bu da akıcı gidiyor.

Son Günlerde

Bu hafta hastalıklarla geçti genel olarak. Çocukların hepsi kusma-ishal ile geçirirken büyüklerin bir kısmı mide bulantısı ve halsizlikle atlattı. Ya yediklerimizden, ya sudan ya da denizden bir şeyler geldi buldu hepimizi.
İki gece önce Nil uyuyordu, ben de yatmak için odaya girdim baktım ki nefes almak için çabalıyor ama tıkalı. Anlamadım, koştum yanına meğer uyurken kusmaya başlamış. Daha önce de hiç kusmadığı için korkudan ne olduğunu anlamıyordu. Hemen kaldırdım, duşa soktum biraz sakinleşti ama karnı taş gibiydi. Bu sefer de gaz ağrısı başladı, çığlıklarla ağlıyordu. Havlular ütüledik karnına, bebe yağıyla masaj yaptık. Sonunda bana sarılıp sakinleşti, uzun süre göğsümde yattı öyle uyudu. Ben tabii uyuyamadım. Doktoru aradığımızda "safrayı da atar" dediği için bütün gece bekledim, yine doktorun dediği oldu sabah altıya geliyordu, tekrar çıkardı da öyle üç saat uyumuşum. Dün de ben bir gariptim, ne bir şey yiyebildim ne de kolumu kaldırabildim. Hepimizi teker teker yokluyor bu mikrop mudur virüs müdür her ne ise, bir an önce gitse diye bekliyoruz.
Onun dışında kalabalıkla iyice artan "kendini yere atma" eylemleri, sebepsiz ağlamalar beni yormaya devam ediyor. Evde tek olduğum için bu kadar yapamıyordu, çünkü ilgilenmiyordum. Ağlaması bitince geliyordu yanıma. Burada nasılsa biri ilgilenir diye daha çok yapıyor. Yavru ördek gibi arkadaşları nereye giderse peşlerinden gidiyor bıdırık boyuyla. Oyundan geri kalmamak için yemeği hiç önemsemiyor, ben de zorlamıyorum.

Ama "annnne" diye koşup sarılıyor, öpüyor o zaman geçiyor hepsi işte :)

Sarı-Mavi Ponpon Detaylı Elbise

Bu elbiseyi gelmeden önceki son gün dikmiştim. Sarı bürümcük kumaş uzun zamandır dolapta olmasına rağmen bir türlü model beğenememiştim. Sade bir modelde dikip bel kısmında detay kullanmaya karar verdim. Elbisenin gövde kısmı için kalıp kullanmadım, bana olan kolsuz bir thsirtü üzerine koyup biçtim, ense kısmını biritli düğme ile bitirdim. Kol ağzı ve yaka kısmı için aynı kumaştan biye yapıp döndürdüm. Etek kısmı için de az büzgü yapıp dikdörtgen parçayı ekledim.
Dün akşam hepimiz çocukları bırakıp Assos limanina balık yemeğe gittik.
Elbisenin yaka kısmı boş kalınca geçen sene buradan, Kadırga' dan aldığım turkuaz kolyemi taktım.
Çanta ve sandalet yine aynı tabii ki :)
elbise-ben diktim / çanta-stradivarius / sandalet-charles&keith



Assos' ta Nilpot


Assos Nil' e şimdiden yaradı. Arkadaşlarıyla oynuyor, denize giriyor; geç yatıp geç kalkıyor Bodrum' da olduğu gibi. Buranın en büyük artısı biri 4 ay, biri 9 ay büyük olmak üzere iki akranının olması. Geldiğimizden beri hem birkaç kelime daha öğrendi, hem de kendi başına kaydıraktan çıkıp kaymak gibi fiziksel gelişmeler kaydetti. Çocuk kesinlikle açık havada, bahçeli yerde çok daha rahat büyüyor.


Bunların dışında tam konuşamamanın verdiği sinir harpleri devam ediyor. Dikkatini başka noktaya çekebilirsem sorun olmuyor da bazen vazgeçmesi çok zor oluyor.
Buranın tek zorluğu odaya çıkıp uyuması 1-1,5 saat alıyor. Bir türlü oyundan kopamıyor, aklı hep arkadaşlarında kalıyor. Uyku moduna girene kadar odada da kitap falan okuyoruz ama nafile, evdeki gibi yatmak istemiyor. Burada bütün gün oyundan yorulur sızar diye umut ediyordum ama fazla oksijenden midir bilmiyorum, enerjisi bir türlü bitmiyor.

Petrol Mavisi Elbise


Penye elbise her ne kadar basit gibi gözükse de aslında iyi kumaşlı ve iyi dikişli penye elbise bulmak çok zor. Özellikle diktiğim ve diktirdiğim için de güzel penye elbise bulursam alıyorum. Bu elbisenin de hem rengine, hem modeline hem de kumaşına bayıldığım için Park Bravo' dan almıştım.
Kafaya dolanan şal ise neredeyse bütün yazı geçirdiğim şekil. Hem saçla uğraşmak gerekmiyor hem de saç güneşten korunmuş oluyor. (Bu yazımda nasıl bağladığımı anlatmıştım)
Elbise-Park Bravo / şal-lcwaikiki / sandalet-kokito / kolye-Geyikli'de bir tezgahtan




Makineler

Önceki yazılarda fotoğraf makinelerinin modelleri sorulmuştu: Canon 600 d, 70-300 mm lens ile ve su alti kamerası Canon powershot d20. Daha önce de yazmıştım eşimin aileden gelen bir ilgisi var, ben de nasipleniyorum :)

Bozcaada ve Hasan Tefik

Bozcaada fotoğraflarına kaldığım yerden devam ediyorum. Bir önceki yazımda da bahsettiğim gibi grubumuzda uzun yıllar Bozcaada' ya gidip gelmiş arkadaşlar olduğu için çok dolaşmadan yemek yemeğe Hasan Tefik Zeytinyağı&Lokantası' na oturduk. Burası bir tanıdığın yeni açtığı küçük ve şirin bir yer, tam aile işletmesi. Yemekler anne yemeği gibi, çok çok lezzetli ve tertemiz. Üstelik fiyatlar da ada geneline göre gayet uygun.


Masaya bir sürü şey geldi ama benim favorim kesinlikle bu ikiliydi: asma yaprağında sardalya ve zeytinyağlı kabak çiçeği dolması. Masadaki diğer yemekler ise zeytinyağlı tabağı, etli yaprak sarma ve mezelerdi. Hepimiz çok memnun kaldık.

Yemekten sonra gruplar halinde dağılıp gezdik, biz ara sokaklarda dolaşmayı tercih ettik.
Methini çok duyduğumuz Talay şaraplarına baktık, beyler tattılar. Şarap severler için değişik alternatifler var.
Bütün sokaklar ya pansiyon ya da cafe olmuş durumda. Oturacak çok yer var.

üst-hemis / şort-mango(eski) / sandalet-charles&keith(eski) / çanta-stradivarius
Güzel korunmuş eski evler var, özellikle kapılar gerçekten çok güzel.
Ve giderken martılarla gitmiştik, Bozcaada' da ise kargalarla gezindik.

Assos --> Bozcaada-->Assos

Dün buradaki akrabalar-arkadaşlarla Bozcaada' ya gittik. Grubun bir kısmı zaten adayı çok iyi biliyordu, ben daha önce hiç gitmemiş olduğum için merak ediyordum. Nil' i babaanneye bırakıp önce Geyikli' ye gittik. Saatlerini kaldırdıkları için baya uzun süre bekledik orada.


Arabayı Geyikli' de parkedip yürüyerek feribota bindik, iyi ki de öyle yapmışız hem feribot hem de ada çok kalabalıktı. Gerçi feribottakilerin çoğu denize girmeye geldiği için kalabalık iner inmez dağıldı. Biz zaten bir tanıdığımızın yeni açtığı yerine gidecektik, doğru oraya yöneldik.
Bu martıcık bize feribotla giderken eşlik etti.


Çok fotoğraf olduğu için devamı diğer yazılarda olacak.

Assos Su Altı

Cuma akşamı bu sefer de kayınvalidemlerin yazlığına, Assos' a geldik. Bir süre de burada kalacağız. Yolculuk Bodrum kadar uzun olmasa da yine çok sessiz geçmedi tabii ki Nil' le.
Gelirken yanımızda su altı kamerasınıda getirmiştik, fotoğraflar deniyoruz. Bunlar ilk çekilenler :

Deniz yıldızı ve balık ise bizim dalgıçların fotoğrafladıklarından. Dalmak, çok derinlere gitmek pek bana göre değil. Biz kıyıda, iskelede mutluyuz :)

Naturel Renkler : Maksi Keten Etek


Bej rengi ipek keten kumaşı çok uzun zaman önce almıştım ama normal kumaşlardan biraz daha fazla para verdiğim için bir şey yapmaya kıyamamıştım. Aslında aklımda yelek veya ceket vardı.
Geçen gün eski kalıpları karışrırıken 70lerden bir elbise kalıbının dört parçalı eteği dikkatimi çekti, onunla biçtim. Yandan fermuarlı ve önden yırtmaçlı bir model oldu sonunda. Etek ucunu ketenin dokusunu verebilmek için sürfileyle bitirdim.


Üst-River Island (hemis) / çanta-koton / sandalet-charles&keith / gözlük - C&A


Kalan konik çivilerden (çivi diyorum bunlara ama arkaları düz ve iki deliği var) de lastik geçirip bileklik yaptım. (Bu bileziklerden sezon başında Asos' ta da vardı) Bordo olan bir kermesten alınma, kahverengi taşlı ise Trendyol' dandı.

EKLEME :
Yorumlarda saçımı nasıl yaptığım sorulmuş, cevaplamakta gecikebilirim diye ekleme yapmak istedim. Eğer akşamdan yıkadıysam, önce köpükleyip vigoyla kurutuyorum. Böylece azıcık dalgalanmış oluyor. Ön ve yan kısımlarda ise birkaç parça alıp sarıp tel tokayla sabitliyorum. Sabah kalkınca açıyorum ve elimle düzeltiyorum. Uçlara wax gibi bir şey sürmek yeterli oluyor.
Sabah yıkadığımda ise yine köpükleyip vigoyla kurutuyorum, sonrasında maşayla şekil veriyorum. Yine uçlara biraz waxla şekillendirip spreyle sabitliyorum.

Çiçekli Çocuk Elbisesi


Kumaşçılarla gide gele neredeyse akraba olduk, çoğunlukla Nil' le gittiğimiz için de hediyeler tutuşturuluyor elimize. Bu çiçekli poplin kumaş da öyle bir parçaydı ve bir kenarı üçgen kesilmişti, yani tam çocuk elbisesi yapacak kadardı. Bize kısmet oldu :)
Bu model çok uzun zamandır aklımdaydı aslında, çizip duruyordum ama geçen gün kalıbını kafamda kurup öyle biçtim ve hemen diktim. Tek uğraştıran tarafı biyelerdi, aslında daha ince yapabilmeyi isterdim ama olmadı.

Yırtık Jean Etek

Rüzgar' ın doğumgününe giderken Nil' le pek uyumluyduk. İkimizde de jean etek vardı. Bu yazımda anlattığım Lcwaikiki eteğin modifiye edilmiş haliydi. Yalnız boyun konusunda hata yapmışım, biraz daha kısa olmalıymış, bu boyla -düz sandalet de giyince- zaten ince olmayan bacaklarım Roberto Carlos olmuşlar :) Bunda annemle geçirdiğim üç haftaya yakın sürenin de etkisi var tabii; sağolsun devamlı yedirdiği için kilo alıp döndüm.
Beyaz bluz ise Mango' dandı, sandaletler Charles&Keith.


Nil' in alttaki fotoğraflarını ise önceki yazıya koymayı unutmuşum. Bütün gün oynadığı balonlarla pozlarından. (Nil' in üst-başını da yazayım bari : tshirt-H&M / etek-baby gap/sandalet-zara)

İki DIY Projesi, Biraz Karalama, Biraz Dikiş


Gün içinde yaptıklarımı-diktiklerimi instagram' da paylaşıyorum hep ama okuyan herkes de kullanmıyor sonuçta, burada da yayınlamak istedim.
1. Artık bilmeyen kalmamıştır, taşlı kolyeleri alıp neon ojelerle bir güzel boyuyoruz.
2. Kurukafa ve konik çivilerle süslediğim sandaletler. Tam da bitmedi aslında, bitsin daha detaylı fotoğraflarım.
3. Hafta sonu yine uzun bir tatile çıkacağım için geçen ay yaptığım bilekliklerden elimde kalan beş tanesini yarı fiyatına veriyorum, sevenlere duyurulur.
(Buradan detaylara bakabilirsiniz)
4. Boş kaldıkça çizdiğim defterimden. Bir çocuk elbisesi, bir maksi keten etek ve bir kimono ceket çizdim. Bakalım ne zaman bitecekler.
İşte o çizdiklerimden biri. Dört parçalı evaze keten etek. Ortada bir yırtmaç yaptım, tek özelliği o. Son bel dikişi kaldı, bitiyor.

Rüzgar' ın Doğumgünüsü

Dün modaerator' un biricik oğlu maviş prens Rüzgar' ın ilk doğumgünü vardı. Nil uzun zamandır ilk kez büyük olarak katıldı arkadaşının doğumgününe :))
Hesionka' nın kızı tatlış Elora da oradaydı. Çocuklara bakınca hem anneyi hem de babayı aynı anda görmek çok acayip bir şey. Ben öyle "kesin anne, kesin baba" gibi bakamıyorum artık. Mutlaka simasında iki taraftan da parçalar oluyor.


Modaerator sağolsun dünya kadar yemek yapmış misafirlerine, hepsi de nefisti. Sarmaların çoğunu Nil yedi zaten :)) Sarı- mavi renkler, balonlar-süsler herşeyi çok özenerek hazırlamıştı. İlk doğumgünü gerçekten çok özel, ben de çok heyecanla hazırlanmıştım. Sonrakiler bu kadar özel olur mu bilmiyorum.
Fotoğraflarda maalesef eşim yok, doğumgününe arkadaşlarımızla gittiğimiz kahvaltıdan sonra gelmiştik, kendisi beni bırakıp işlerini halletmek durumunda kaldı.


Eloş' u kucağımda gören Nil' in bana yapışma ve tırmanma anları. İki çocuk ne zor, şu an  için düşünemiyorum bile.
Nil' in kendinden küçük pek arkadaşı olmadığı için nasıl tepki vereceğini merak ediyordum. Elora geldiğinde görmek için delirdi, meraklı Melahat' im sesiyle uyandırdı çocuğu. Sonrasında pek tepki vermedi. Rüzgar ise daha boyuna yakın ve ayakta olduğu için oyuncakla beraber oynadılar.


Kocaman bir maaşallahla beraber, ailesiyle yaşayacağı nice nice doğumgünleri diliyorum Rüzgar' a.


Bodrum Dönüşü ve Birkaç Mekan


Dün molalarla beraber 11 saat süren yolculuk sonucu evimize döndük. Tabii ki 1,5 yaşında bir çocuğu zaptedemedik; sıkılmalar, bağrışlarla geçti. Türlü türlü oyunlar, şaklabanlıklar yaptım ama ,sanırım Bursa civarındaydık, bendeki bütün numaralar tükenmişti. Neyse sağ salim döndük işte.

Bu sene eşimin bizimle altı gün kalmasından dolayı çok gezemedik aslında, daha önce yazdıklarımın haricinde genel olarak annemlerin evinin yakınlarında denize gittik. 
- Meteor' un plajı düz, denizi çok sığ ama tesisi hizmetine göre pahalı. Sonuçta buralar öyle lüks yerler değil, bana gereksiz geldi.
- Akçabük (beach club) sakin ama buz gibi bir denizi var. Hoş Nil için bile soğuk su farketmiyor o yüzden problem olmadı. Şezlonga para almıyorlar ve yemekleri de ucuz. Yalnız yaş ortalaması hakikaten 60 civarı, öyle aksiyon falan beklememek lazım. Ağaç gölgesi bulabilirseniz, hiç bunalmadan oturursunuz.


Cuma günü ise değişiklik olsun diye Yalıkavak' taki Dodo Beach' e gittik. Türkbükü' ndeki çoğu yerin aksine burada deniz gerçekten berrak ve durgun. Akçabük' ten sonra ise çok sıcak geldi bana. Klasik beach mantığıyla buranın fiyatları. Girişte ücreti peşin verip yüklenilen karttakini harcıyorsunuz içeride. Fiyatlar Türkbükü ayarı diyebilirim.
İskelelerinin dışında kumsal kısmı da var ki zaten tüm çocuklular genelde oraya yerleşiyor. Tam gölge isteyenler için ağaç altında minderler ve hamaklar da var. Geniş ve rahat bir yer.


Bahsettiğim hamaklarda öğle uykusu :))