Chanel Ceket Dikim Aşamaları

Chanel ceket diye de isimlendirilen yakasız, düz, önü düğme/fermuarla kapanan veya hırka gibi açık bırakılan modeller aslında her dolapta olması gereken parçalardan. Bu sezon ise Zara' daki onlarca değişik modelle çok daha fazla moda. Bu ceketler için örme kumaşlar da kullanılabildiği gibi asıl havayı verecek kumaş kesinlikle buklet. Genellikle kışlık olarak satılan buklet kumaşların, ipek veya koton buklet çeşitleri bahar-yaz ayları için daha uygun.



Uygun kalıp ise Burda' nın mart 2011 sayısında var. Çizimden de anlaşılabileceği gibi zor bir model değil. Yalnız bu kumaştan önce başka bir kumaştan biçtiğim için biliyorum, göğüs pensleri çok aşağıda durduğu için dikildiğinde hiç hoş bir görüntü vermiyor. ( Zaten dergideki fotoğrafta da nedense bir tarafı kucaktaki köpek, diğer tarafı da rüzgar uçurarak kapatmış :) Sanırım onlar da farkındalar modelde bir hata olduğunun) O yüzden kumaşımı keserken pensleri kapatıp kestim, yani penssiz çalıştım. Zaten modelin önü açık bırakıldığı için vücuda aşırı oturmasının gerekmediğini düşünüyorum.



Önce gövdeyi diktim, sonra pervazları eklediğim astarı çalıştım. Pervazdaki tela fazlalıkları görülüyor, onlar dikiş aşamasında temizlendiler.



Bu da ceketin ütüsüz tamamlanmış hali. Aslında tamamlanmış demeyeyim, daha kumaştan ip çekilerek yapılan püsküllü şerit ve benim üzerine ekleyeceğim başka süsler gelecek. Ama genel olarak bitince bu halde gözüküyor.

Bu arada beyaz simli buklet kumaştan da annem dikiyor aynı modelden. O orijinal Chanel gibi cepler ekledi ve kolunu tam boy kullandı. Bitirirse onunkini de fotoğraflarım.

Son Günlerde



Ayva tatlısı yaparken her yarım ayvanın üzerine konan vişnenin, renk almasına yardımcı olduğunu öğrendim. Tabii ki biraz ayva kabuğu, çekirdeği ve karanfil ile birlikte. (Gerçi ben biraz fazla koymuştum, sekiz yarım ayvaya 15 tane gibi :)



Bu ara çok kumaşçı-tuhafiyeci gezdim. Aklımdakiler için yeni malzemeler aldım, her renk var.



Mahalle parfümerisinde kalpli cilalar buldum, işe yarar mı bilemedim.

Dolap Boşaltmaca 9



Yeni bir dolap boşaltmaca hazırladım. Kutusunda hiç kullanılmamış dönence ve saat ve iki tane elbise var. Buradan bakabilirsiniz.

Buklet ve İşleme



İki hafta önce bir buklet cekete başlamıştım ama rengi çok koyu geldi, kumaşa ısınamadım bir türlü. Daha kollarını bile takmadan kaldırdım onu, belki önümüzdeki kışa yaparım. Sonra açık renk (açık eflatun ve parlak yeşil) buklet benzeri bir kumaş bulunca yenisine başladım. Dün gövdesini bitirdim, pervaz ve astarları kaldı.



Bir de yeni takıntı edindim, etamin üzerine işleme. Akşamları televizyon karşısında, Nil' in yatağının yanındaki koltukta uyumasını beklerken, her boş bulduğum anda bunu yapıyorum. Çarpı işi değil, aslında yarım çarpı işi yani goblen de değil, çünkü çift yönlü çalışıyorum. Eğer aklımdakini gerçeğe dönüştürebilirsem (mekanizmayla ilgili takıldığım yerler var) bunlar yeni ürünlerim olacaklar. Rengarenk, tam baharlık.

Güneşli Pazar



Haftasonu bol bol yürüyüşle geçti. Dünkü aşırı sıcak havada yorulana kadar yürüdük. Nil bile en uzun yürüyüşünü yaptı :) Artık işimiz bir kat daha zorlaştı; pusette sıkılmalar, yürümek istemeler, yorulup kucağa gelmeler başladı çünkü.

Aynen şöyle :



Bütün gün dışarıda gezinip dakika uyumadı bu arada, saatlerin ileri alınmasına yoruyorum. Gördüğüm kadarıyla bütün çocuklar şaşırıyor bu ileri-geri durumunda.

Bu ara koyduğum fotoğraflar pek iyi değil maalesef, fotoğraf makinesini taşımaya üşeniyoruz çıkarken. Bunlar cep telefonuyla çektiklerim hep.



İştahında biraz azalma var bu ara Nil' in,  neyse ki ayrana bayılıyor da biraz birşey içmiş oluyor. İştahı çok yok ama açlığa tahammülü de giderek azalıyor. Bu konuda bana benzemiş, mümkün değil açken neşeli olmuyor.

İpekyol Ayakkabıları



İpekyol artık ayakkabı koleksiyonuyla da bu yaz beğeni toplayacak gibi gözüküyor. Her zevke uygun ayakkabı var.

Hürriyet Aile de 23 Mart- 20 Nisan tarihleri arasında bu ayakkabılardan her hafta en çok linki paylaşılan 10 kişiye hediye ediyor. Hem de seçtiği ayakkabıyı. Ben görselde işaretlediğim dolgu topukluyu seçtim. Kazanmak için yapmanız gereken bu adrese gidip bir ayakkabı beğenip formu doldurmak ve arkadaşlarınızla paylaşmak. Herkese bol şans...

Narçiçeği-Bej Babet ve Sarı Bir Şeyler



Normalde pek babet insanı değilimdir, görüntüsünü sevsem de çok rahat edemem. Ama geçenlerde Trendyol' daki Bambi kampanyasından aldığım (hatta şu anda da var aynı kampanyadan) narçiçeği ve bej renkli nubuk babetlerle o kadar rahat ettim ki. Çorapsız vurmuyor ve çok yumuşak. Beklediğimden çok daha iyi çıktı. Her ne kadar topuklulara bayılsam da kabul etmek lazım pusetle olmuyor, ancak özel günlerde giyebiliyorum artık.

Bugün Nil' le çok iş hallettik; kumaşçılara-terziye gittik, malzeme aldık. Önce yemeğe sonra biraz gezinmeye gittik.



Kendi kaşık tutmaya hevesli olması güzel de bunu dışarıda da istiyor, biraz etrafı batırarak yemeye çalışıyor işte. Bir de Ikea' nınki gibi kağıt mama önlüklerinden bütün restaurantlarda olması lazım, evdekileri unutunca çok iyi oluyor.

Son olarak bu ara bir de sarı renkte bir şeyler yapıyorum/yaptırıyorum. Hardal sarısı değil ama, artık asit sarı mı limon sarısı mı ne derseniz ondan. Bunlar yakında geliyor..

Renkli Leopar Bebek Tunik



Renkli leopar deseni sadece çocuklara yakışıyor sanki, hele ki rengi bu kadar canlıysa. Elimdeki penye kumaştan Nil' e rahat bir tunik dikmek istedim geçen gün, kalıpla da uğraşmaya üşendim. Nil' in bir tshirtünü kumaşın üzerine koyup kestim. Sadece robada bitirip altına daha geniş parça ekledim. Kol ve etek ucuna çift iğneyle makine geçtim, yakayı biyeyle döndüm.

Esnek kumaşlarda biye çalışmakta zorlanıyorum aslında ama bu düzgün oldu gibi. Kolay giydirip çıkarmak için de ensede biritli düğme kullandım.



Kollarını biraz uzun yaptığım için şimdilik katlı kullanıyor. Taytı bu yazımda anlattığım tshirtlerden yaptıklarımdan. Ayakkabıları Puma, sonunda küçük numara (20) geniş kalıplı bir spor ayakkabı bulabildim. Yeleği Zara' dandı, hediye gelmişti. Turkuaz puanlarıyla çok uydu.

Sık Sorulan Sorular : Blog-Kişisel


Blog yazmak istiyorum, nasıl başlarım?

Blog yazmak için blogger.com (blogspot.com) adresine girip bir blog adı seçerek hemen yazmaya başlayabilirsiniz. Blogunuzun şablonunu/temasını beğenmiyorsanız düzenlemek için html bilgisine ihtiyacınız var ama zor bir iş değil, yapabilirsiniz. (Bu konu ile ilgili aratırsanız birçok kaynak var) Ben şu an wordpress kullanıyorum, blogger dan önce de kullanıyordum, geri döndüm. Wordpress' in bazı özellikleri daha çok hoşuma gidiyor ama blogger çok daha kolaydır, kişiselleştirilebilir ve daha rahat tanınabilir.
Blogundaki görselleri hangi programla yapıyorsun?

Ben bu iş için Photoshop kullanıyorum, üniversiye yıllarından alışkanlık oldu, zaman zaman daha basit programları denesem de elim photoshop' a gidiyor.
Fotoğraf makinesi ne kullanıyorsun?

Canon 600 d ve tamron 17-55 lens kullanıyorum genelde. (Bazen telefonla çektiklerimi de koyabiliyorum, onlar anlaşılıyor zaten)
Doğumdan sonra nasıl kilo verdin? Sezaryenli göbeği nasıl erittin?

Hamilelik süresince aşermediğim ve sağlıklı yemeye dikkat ettiğim için sonrasında hiç zorlanmadım. Toplam 13,5 kilo almıştım, 4,5 ayda hiçbir şey yapmadan verdim. Sadece Nil' e hava aldırmak için elimden geldiğince hergün yürüyüş yapmaya çalışıyorum hala.

Doğumdan iki ay sonra kullanmak zorunda olduğum bir aylık hormon tedavisi olmasa sanırım daha çabuk da giderdi kilolar. Bunun biraz ırsi olduğunu düşünüyorum, annem 25 kilo alıp hiç emziremediği halde hemen verebilmiş. Normalde 10-12 kilo alanların 40 günde bütün kiloyu vermesi bekleniyor, benimki geç bile gitti diye düşünüyorum. Doğum kilosu en hızlı verilebilen kilolardan ama bünyeye göre değişiyor o yüzden 6-12 ay süre tanımakta fayda var. Ben anne sütü verildiği sürece rejim yapılması taraftarı değilim (aslında hiçbir zaman) o yüzden aşırı bir kilo yoksa yavaş yavaş gitmesini beklemek daha doğru diye düşünüyorum.

Sezaryenle göbek kalması arasındaki ilişkiye çok inanmıyorum, bu da kişiye göre değişebilir bence. Göbeğin gitmesi bence en çok zaman alan şey, ben birkaç pilates hareketi yapıyorum sadece ama düzenli yaptığım söylenemez. Bir de emzirme süresince vücudun karın yağlarını tuttuğuna dair bir yazı okumuştum, sabretmek gerekiyor.
Doğum sonrası oluşan çatlaklar için neler yapıyorsun?Çatlaklarından tamamen kurtulabildin mi?Etkili olduğunu düşündüğün bir yöntem var mı?

Daha önce yazmıştım, benim hamileliğim süresince hiç çatlağım olmadı. Doğuma girerken bile yoktu.  Ama bir hafta sonra minik çizgiler oluştuğunu farkettim. Benimkiler şeffaf halde çıktılar. O zamandan beri aklıma geldikçe Madecassol sürüyorum, eczanelerde satılan ucuz bir krem. Aslında sabah madecassol akşam acnelyese+madecassol tedavisi var birçok kişi tarafından kullanılıp sonuç alınan. Ama uzun süre kullanılması gerekiyormuş. Benim çatlaklarım az ve çok yüzeysel olduğu için problem etmiyorum pek.
Mimarlık eğitimi ve mesleği hakkında bilgi alabilir miyim?

Mimarlık eğitimi diğer dallardan farklı olarak çoğunlukla uygulamalı eğitimler içerir. Başka bölümlerde görülen "vize zamanı çalışıp diğer zamanlar yatma" bizim bölümde pek olmaz, devamlı çalışmanız gerekir. Her gün çalışıp jüri zamanı sabahlamak şeklinde özetlenebilir :) Ama gözünüz korkmasın, eğer seviyorsanız gerçekten zevk alarak okuyacağınız bir bölümdür. Tasarımın her dalına bambaşka bir gözle bakmanızı sağlar, yaptığınız bir projeyi sonuna kadar savunmayı öğretir, üç boyutlu görmeyi öğretir.

Zorunlu stajları vardır. Büro stajımı o zaman babamın çalıştığı inşaat şirketinde, şantiye stajımı ise okuldan bir arkadaşımızın bulduğu bir yerde yapmıştım. Stajlarda çalışma şartlarıyla ilgili çok şey öğrenebilirsiniz, iyi değerlendirmek gerekir.

Mimarlığın bir güzel yanı ise okulda öğrendiğiniz şeyleri çoğunlukla iş hayatında uygulayabilmenizdir. Özellikle tasarım konusunda çalışmak istiyorsanız en azından nereden başlayacağınızı bilerek girersiniz. Ben hep tasarım ağırlıklı çalışmak istedim ama bir baş mimarın temize geçireni olmaktan korktum. Şansıma dördüncü sınıftayken yanında yarı zamanlı çalıştığım mimar bir inşaat şirketine geçip ben mezun olunca da beni çağırınca tam istediğim işi yaptım. Tecrübesiz halimle yapabileceğim kadar sorumluluk verildi, tasarım yapma özgürlüğü verildi ve gerçekten çok severek çalıştım. Yaklaşık 3 sene boyunca birçok farklı proje çizdim, ufak ince yapı şantiyelerini yürüttüm.

İşten ayrılmamın tek sebebi 60 km uzağa taşınıyor olmamdı. O işten sonra iki işe daha girdim sonrasında ama başka sebeplerden ötürü onlardan ayrıldım. Sonrasında da tasarımın moda alanına olan ilgim dolayısıyla evden üretmeye ve terzime ürettirmeye başladım. Şu an için bebeğim dolayısıyla hiçbirini yapamıyorum. Ama ileride istediğim gibi bir mimarlık işi bulursam (çok şey istediğimin farkındayım) çalışmak istiyorum, veya kendimi geliştirebilirsem tekrar moda tasarımına da dönebilirim, bilmiyorum.

Kocaman Çiçekli Kalem Etek



Bu sezon her yerde çiçek desenleri var. Ama öyle minik minik çiçekler değil daha büyük, daha renkli çiçekler var. Her ne kadar bu parçalar moda bloglarında yine karmaşık çiçek desenleriyle tamamlansa da benim için bir kıyafette tek bir çiçekli parça yeter de artar bile. Kumaşı iki sene önce almıştım, devamlı elim gitse de bir türlü kullanamamıştım.

Bu eteği dün dikip bugün giydim. Kalıbı oldukça kolaydı. (Burda dergisi ocak 2011 sayısındaki 112 numaralı modeldi, buradan bakabilirsiniz) Uzun ve yırtmaçlı versiyonunu çalıştım. Kumaşım likralı pamuk saten olduğu için tam bedenimde biçmeme rağmen kalıp çok büyük geldi, iki kere daralttım. Bir de kalem eteklerde etek ucunu daha dar sevdiğim için modelin inişini biraz değiştirdim.


Ekru triko-Peros / ayakkabılar-shoetek (eski) / çanta-trendyol(eski)


oje : Sally Hansen-green tea (essie mint candy apple' a benziyor ama bunun sürümü çok daha kolay)


Sık Sorulan Sorular : Dikiş-Kumaş Boyama


-Dikiş dikmeyi hiç bilmiyorum nereden başlamalıyım?

Eğer benim gibi dikiş dikilen bir evde büyüdüyseniz göz aşinalığı işinizi kolaylaştıracaktır. Ama hiçbir bilginiz yoksa kitaplardan öğrenmeniz çok zor, belki bir kursa gitmeniz gerekebilir. (Kursa hiç gitmediğim için maalesef bu konuda bilgim yok ama ismekler veya özel kurslara bakabilirsiniz.)

Dikiş dikmek genel olarak teknik bilgilerden oluşur, geliştirmek yaratıcılığınıza ve tecrübenize kalıyor.
- Dikiş makinesi alırken nelere dikkat etmeliyim?

Dikiş makinesi için seçebileceğiniz birkaç marka var: Singer, Pfaff, Brother gibi. En ekonomik olanı Singer şu an. Singer' in ilik açma fonksiyonu olan modelleri uzun vadede işinizi rahatça görecektir. Ben 5 senedir kullanıyorum. (Benim kullandığım model artık üretilmiyor) Bir de Singer' in yetkili servisleri çok yaygın, ayrıca parçaları (iğne, ayak gibi) ucuz ve kolay ulaşılabiliyor.

Eğer biraz daha fazla bütçe ayırabilirseniz Brother' ın bazı modellerinde ise eklenen bir ayakla overlok makinesi olma özelliği var ki, çok yararlı bence.

Bir de bu konu ile ilgili şu videomu izleyebilirsiniz. (Janome ise terzimde rastladığım markalardan, çok memnunlar)
- Esnek kumaşlar dikerken zorlanıyorum, sebebi nedir?

Yeni nesil ev tipi dikiş makineleri artık birçok kumaşı dikebilme özelliğine sahipler. Yapmanız gereken sadece kumaşın özelliğine göre iğne kullanmak. Bunun için özellikle penye/jarse gibi esnek kumaşlarda uygun iğne kullanmaya dikkat edin.
- Overlok makineleri hakkında bilginiz var mı?

Terzimin sanayi tipi overlok makinesini kullandım, aslında kullanımı göründüğünden daha kolay. Ev tipi olanları maalesef bilmiyorum ama Yuki' yi uygun fiyatından dolayı önerdiklerini duydum. Yine de yetkili servisini bir araştırın. Bu makineler maalesef bozulabiliyor, servisin yakında olması iyi olur.
- Dikişe yeni başlayacağım, hangi malzemeler olmazsa olmaz?

Aslında bu soruyu şu videomda cevaplamıştım.
- Evde kumaş-giysi boyama (çamaşır makinesinde boyama) hakkında bilgi verir misin?

Öncelikle çamaşır makinesinde veya kaynatarak boyama aktarda satılan kumaş boyalarıyla yapılıyor. Bu boyalar en iyi pamuk, ipek gibi kumaşlarda sonuç verirken jarse gibi kumaşları boyamayabiliyor. Çamaşır makinesinde boyadıktan sonra kalan boyayı temizlemek için ben iki kere çamaşır suyuyla temizlik bezlerimi yıkıyorum. Kalan boyalar temizlik bezlerine geçiyor ve makinenin içi temizleniyor.

Boyamadan önce aklınızda tutmanız gereken birkaç şey var.

- Dikişler polyester ipliklerle yapıldığı için boya tutmayacaktır. Yani beyaz gömleği kırmızıya boyarsanız beyaz dikişli kırmızı gömleğiniz olur.

- Yüksek ısılarda boyama yapacağınız için (kaynatarak veya çamaşır makinesinde 60-90 derece) giysinin çekmesini hesaba katmanız gerekir. Özellikle pamuklu kumaşlar daha çok çekebilir.

Solmuş giysilerinizi ise bir kovaya koyacağınız boyalı suyun içine batırarak yenileyebilirsiniz. Bunun için suyun kaynar olmasına gerek yok, hafif sıcak su yeterli oluyor.
- Tekstil kalem/boyaları ve kumaş üzerine kullanılan akrilik boyalarla ilgili bilgi verir misin?

Tekstil boyaları opak olarak kullanıldığında oldukça dayanıklı oluyor. Önemli olan kuruduktan sonra arkasından ütüleyerek sabitlemek. (Bu boyaların toz sim ve sim yapıştırıcıları da mevcut)

Tekstil kalemleri birçok markanın var, bunlar keçeli kalem şeklindeler. (Çocuk için olanlara bakabilirsiniz) Bu keçeli kalemlerin de bastırarak koyu şekilde boyanması gerekiyor, hafif dokunuşlarla yapılan boyamalar dayanıklı olmuyor.

Akrilik boya pek tekstilde kullanılmamasına rağmen su bazlı olması ve renk çeşitliliği dolayısıyla benim en çok tercih ettiğim boyalardan. Bir de çok yaygın, Cadence TexCo gibi markaları yapı marketlerde ve birçok kırtasiyede bulmak mümkün. Akrlik boyalar da yıkanmaya çok dayanıklı. Bunları da suyla inceltmeden kullanmak gerekiyor.

Yaralı Kuzunun Çimleri



Dün hava çok güzel olunca Nil' i bahçeye yürümeye indirdik. Tabii mest oldu. -Cuma günü evde koşarken düşüp kaşını yarmıştı, sol kaşının üzerinde duruyor yarası :( -



Önce bir sağa bir sola koştu, kedilerin peşinden gitti.



Sonra hafif yorulmalar başladı, elimi tutarak yürüdü.



En sonunda pusetinde gözleri kaymaya başladı. Eve çıktığımızda öğleden sonra uykusuna yattı ve neredeyse üç saat uyudu. Havalar hep güzel olsun, biz hep çimlerde gezinelim :)

Kıyafet postunu da bunun arasına sıkıştıralım : )


Nil : mont-andy wawa/pantolon-zara(yeni)/ayakkabı-puma


ben : trench-lcwaikiki (düğmelerini değiştirdim) / pantolon-f&f (yeni)/ ayakkabı-converse

Sık Sorulan Sorular Bölümü

Gerek bloga yorum olarak gerekse mailime hergün birçok soru geliyor. Çok farklı sorular da oluyor ama genelde aynı şeyler soruluyor.
Bunun için bir bölüm yapmaya karar verdim. Aklımda kalanlar:
- Dikiş makinesi ne almalıyım?
- Fotoğraf makinenin modeli nedir?
- Dikiş hiç bilmiyorum, nereden başlamalıyım?

İlk sorular bunlar. Diğer sormak istediklerinizi de yorum olarak belirtirseniz hepsini bir yerde toplayacağım.

Pembe Kalpli Tshirt Süsleme



Nil' e Zara' nın yeni sezonundan fosforlu pembe bir tayt-pantolon almıştım. İnce olduğu için henüz giydiremedim, bir de üzerine pembeli bir şey yapmak niyetindeydim. Dün beyaz uzun kollu bir tshirt ü bu iş için kullandım.

Boncuk boyalarla (Tex.Co' nunkiyle) daha önce de burada bir çalışma yapmıştım. Geçenlerde bir kırtasiyede fosforlu renk görünce almıştım, çok küçük bir tüp ama bu çalışmaya yetti. Uhu Textil Colors diye geçiyor, tüpten sıkarak kullanıyorsunuz yine. Bu ürünleri kuruduktan sonra arkasından ütülerseniz yıkamaya dayanıklı hale geliyorlar.
EKLEME :

İdeal pazar' ın bu sayfasında bu üründen buldum, hem de altılı set halinde.



Tshirtün üzerine kalp çizmek için önce kağıttan bir şablon hazırladım ve bunun etrafından uçan kalemle çizdim. (Prym' in Trickmarker' ı bu, açık renk kumaşlarda sabun belli olmadığı için bunu kullanıyorum, kendi kendine veya ütüleyince uçuyor.) Böylece tshirt boncuk boyaya hazır oldu.



Bundan sonrası birazcık sabır. Dıştan başlayarak kalp figürünü takip ettim. İlk sıra bitince de içeri doğru sıralar yaptım.

Ve sonuç :

Üç Şey



1. Bu aralar diktiğim eski parçalara gidiyor elim. Bu tül üzerine fiyonklu tuniği geçen gün giydim. İki sene önce yazdığım bu yazımda vardı kendisi.

Fiyonkların mavilerinden de kocaman bir paket almıştım ama onu kullanamadım daha.



2. Nil' in favori oyuncağı devamlı değişiyor. Bu ara gündüz devamlı elinde, akşam yatarken de istiyor. E-bebek' ten çok da ümitli olmayarak aldığım Sleep Sheep bu. Oyuncak olmasının dışında içinde dört tane doğa sesi var. Bu sesler doğumdan itibaren bebeklere anne karnındaki sesleri anımsattığından rahatlayıp uyumalarına yardımcı oldukları söyleniyor. Nil artık kendisi isterse açıyor, yanındaysam benim bile uykum geliyor, bence başarılı. Sesler işe yaramasa bile sadece oyuncak olarak da çok sevimli.



3. Örgü örenler hemen anlayacaktır, daha önce fotoğrafladığım düz örgüyle ön parçayı ördüm sonra da bir güzel söktüm :) Şimdi başka bir şey deniyorum, bu iş bu sene biterse iyi.

Karalamalar 4

Bu aralar pek birşey yapamıyorum. Sadece biraz karalama yapıyorum.

Yeni kumaşlarla yeni fikirler var aklımda.

Çipura/lebeniye

image



image



Kendimi bildim bileli yemek yemeyi çok sevdim. Hiçbir zaman çok zayıf olmadım ama hiç rejim de yapmadım. Kilo aldığım dönemlerde ufak ayarlamalar yaptım sadece.
Yemek yemek çok büyük bir keyif benim için. Evde tek de olsam kendime özel yemek yapabilirim.
Hep yazıyorum hiç anne sütü almadığım için mamayla büyümüşüm. Ama o zamanlar ek gıdaya bakış çok farklıymış, 3 günlükken havuç suyuna başlamış annem. İştah da açık olunca 6 aylıkken 4 şeftali yiyormuşum, gerisini siz düşünün artık.
Nil yaşıtlarına göre iyi yemek yiyor şu an ama benim bebekliğimin kıyısından bile geçmiyor :)

Bu aralar o kadar farklı tarz yemekleri ard arda yedik ki.. Önce evde balık yaptım, baba tarafım Ege'li olunca bu tarz yemekler favorim oluyor. Ertesi gün arkadaşlarla Mardin yemekleri yedik ki onları da çok severim.
Bunların dışında annemin tarafından Kırım yemekleri, bolca hamurişi; çalıştığım dönemde patronların Karadeniz yemekleri, kısaca güzel olan her tarz bana uygun.
Yurdumuzun her yöresinin yemeği güzel, ne yapalım :)

Nako Yünler



Bu yazımda baharlık örgülerden bahsetmiştim. Annem bana somon rengine başlamışken bir yandan ben de yapayım dedim (az örgü bilgimle) Yakınımda olan bir yüncü dükkanı kapatınca Nako' nun online satışını denedim. Satışın son aşamasında takıldı, alamadım önce. Sonra yetkililer aradı, ilgilendiler. Explorer ayarlarından kaynaklanan bir problemmiş, çözdük siparişi verdim. İki günde de geldi.

Mint yeşiliyle (nil yeşili de olabilir :) başladım önce. Pırlanta diye geçen ipti bu, ince olduğu için iki kat yapıp deniyorum. Aslında selanikti tam istediğim ama olmadı, bir de üşendim düz örgüye devam ettim. Kumaşla karıştırıp birşey yapma planım var ne zaman bitiririm bilmiyorum. Ben dikişe alıştığımdan örgü çok yavaş ilerliyor benim için.

14. ayda yeni uykular



Bu ara Nil' in uykusuyla ilgili bir şeyler deniyorum. Aslında çok uzun zamandır uyku melegi' nin Kim West tarzı uyku eğitimini uyguluyordum. Aslında ilk başta bu Nil' in istediği bir şeydi ben sonradan bunun Kim West tarzı olduğunu öğrendim. Klasik uyku rutininden sonra yatağına yatırıp yanındaki sandalyede (daha doğrusu minicik bir pufta) oturuyorum. Kendi kendine bir şeyler mırıldanıp dönüp uyuyor. Bu bazen 15 dak., bazense 30 dak. sürebiliyor. Bu arada ben hiçbir şey yapmıyorum, bana dokunmak istiyor bazen yatağının parmaklıklarından elini çıkartıyor, elini tutup öpüyorum. Sonra elini içeri çekip yatmaya devam ediyor. İlk zamanlarda yatağına yatırabilmek için uğraşmam gerekti, konuşup ikna etmeye çalışarak bazen de kucağımda sakinleşmesini bekleyerek yatırdım.

Yarım Ay/Ters Manikür : Altın ve Vişne

Oje kullanmayı çok sevmeme rağmen bazen zamansızlıktan süremiyorum. Bu sene değişik manikürler o kadar revaçta ki, özellikle yabancı blogların hepsinde görebilirsiniz. Glitter veya büyük sim kullanımı, degrade ojeler ve benimki gibi yarım ay manikürleri çok var.



Yarım ay manikürü yapmak için önce tırnak dibinde kalacak ojeyi komple tüm tırnağa sürüyorsunuz. O kuruduktan sonra da dipte yarım ay şeklinde boşluk bırakıp diğer (tercihen koyu renk olan) ojeyi sürüyorsunuz. Daha düzgün yapmak için dershane zamanlarında klasör kağıtlarının deliklerine yapıştırdığımız etiketlerden kullanabilirsiniz veya tırnağınıza uyacak ölçüde yuvarlak etiket ( büyük ihtimalle Ø12 mm ) de işinizi görür. Ben sürerken bunlardan kullanmadım, o yüzden çok düzgün olmadı.

Bir önceki yazımda görüp detayını isteyen mordolap için gelsin :)) Dün çekmiştim fotoğrafları neyse ki.



Altın rengi oje-Color Me(bim) / Vişne rengi-flormar M112

Zincirli bilezik - H&M / mavi bilezik - Yargıcı

Mercan Rengi Manto

Seneler önce Mango' dan aldığım beyaz mantomu çamaşır makinesinde boyamıştım yine uzun zaman önce. (Burada çamaşır makinesinde kumaş boyama ile ilgili yazımı bulabilirsiniz.) Hava güneşli olunca elim hep buna gidiyor bu ara, içimi açıyor rengi.

Aktardan alınan toz kumaş boyasıyla ilgili bütün bilgileri daha önce bu yazımda ve şu yazımda anlatmıştım.
Evde kumaş veya giysi boyayacaklara bir uyarı yapayım : Yüksek sıcaklıklarda kumaşı bir nevi kaynattığınız için sağlam olmayan kumaşlar eriyebiliyor. Ceket ve mantolarda hafif olsun diye en adi polyester astar kullanılır, bu astar maalesef o sıcaklıklarda çok yıpranıyor. Bu mantonun da astarı 50 derecede yıkamama rağmen yıprandı, bu senenin sonunda yolcu olabilir.


Jean - Mango Outlet / botlar - H&M / çanta - Koton (zımbalarını ben eklemiştim) eski

Dolap Boşaltmaca-8



Uzun zamandır dolap boşaltmaca yapmıyordum. Artık kapaklar kapanmaz hale gelince yapma zamanı geldi.

Nil' in cicileri' nde listeledim. Hepsinin detaylı bilgilerine buradan bakabilirsiniz.

İlhamlar : Payetler ve Buklet



Her ay birkaç moda dergisi alırım, sadece fotoğraflara bakmak bile ilham verir. Beğendiklerimi keser saklarım. Artık bunları daha düzenli saklamaya karar verdim, bu aykileri defterime yapıştırdım. Lise günlerindeki gibi ajanda muhabbeti oldu biraz :)

İki tane çalışma belirledim sonuçta, biri kolları payetli tül kumaştan bluz diğeri buklet chanel ceket. Bluz bitmek üzere, ceket için kumaşı da bugün aldım. Yünlü olmayan orta kalınlıkta bir buklet buldum. Onu da en kısa zamanda dikmeyi düşünüyorum. Bu ayın (mart) Burda' sında kalıbı var.

Bionike Serum ve Rosacea son durum



Bionike eczanelerde satılan bir dermokozmetik markası. Diğer markalara nazaran fiyatları biraz daha yüksek ve sanırım kullanan sayısı daha az. Rosacea için geçen sene doktora gittiğimde bana önerdiği dermokozmetik ürünlerden biri bu Bionike serumdu. Ama o zaman gittiğim eczanede bulamayınca bir daha da almamıştım.

Geçenlerde çok şiddetli baş ağrılı günler geçirip sinüzit olduğumu öğrenmiştim. Doktor bir antibiyotik bir de ağrı kesici yazmıştı,  hastanenin oradaki eczaneye gittim. İlaçlarımı alırken hiç anlaşamadığım "eczane içi dermokozmetik satışçısına" denk geldim. Anlaşamıyorum onlarla çünkü cildim pürüzsüzken gördükleri çillerime bile güneş lekesi muamelesi yapıp ona uygun ürün satmaya çalışırlar yıllardır. Neyse bu seferki doğru ürün önerdi bana, Bionike defence rosys intensive drops adlı serumunu anlatırken cilt doktorumun da tavsiye ettiği aklıma geldi. Rosacea için denemediğim şey kalmasın diye aldım :)
Buradan daha detaylı inceleyebilirsiniz.

Bu sırada şu yazımda bahsettiğim deve dikeni tohumunu kullanıyordum. Antibiyotikle etkileşebilir diye garip bir düşünceye girdiğimden onu da bıraktım. Bir hafta antibiyotiği ve sabah akşam birer damla bu serumu kullandım. Ve iki hafta sonra durum bu :



Bu fotoğrafı biraz önce çektim. Cildimde hiçbir kozmetik yok, daha kremimi bile sürmedim. Azıcık bir kırmızılık var ve artık çillerim gözüküyor. Rosacea şimdilik yok gibi bir şey. Buna antibiyotik kullanmak zorunda kalmamın etki ettiğini de düşünüyorum. Bu serum ise kesinlikle vaad ettiğini yapıyor, yatıştırıp kırmızılığı azaltıyor. Kılcal damar yapısını güçlendirip güçlendirmediğini bilemiyorum ama görüldüğü gibi cildim çok daha iyi durumda şu an.  Ama kesinlikle tekrarlayabilecek bir hastalık bu, benim zayıf düştüğüm anı bekleyecek. Sinsi şey :)