Son Günlerde Ortaya Karışık vol.2



Nilpot' un bir süredir favorisi toplar. Onun deyimiyle "dih". Bu dih kelimesinin nasıl çıktığıyla ilgili hiçbir fikrim yok. Balonlara ve toplara diyor. Bir de eğer maç görürse (gündüz tv açmadığımdan bahsetmiştim, ama akşam eşim gelince açıyor) ona da "dih" diyor.

Diğer favorisi ise makarna. Bir elinde mutlaka çatal veya kaşık olacak ama bir süre sonra onlarla yemek fazla yavaş geldiği için öbür eliyle yemeyi tercih ediyor :)

(Yemeklerde tam benim ağız tadım var Nil' de. Lahana sarması, biber dolması, sulu köfte, bulgur pilavı ve yayla çorbası benim jokerlerim. Yemiyorsa onları yer)

Dün Cem Yılmaz' ın şovuna gittik biz. Her zamanki gibi mükemmeldi. Yeni diktiğim simli kazağımı giydim, altına giydiğim turuncu etekten ise son anda vazgeçtim.

Ve benim güzel orkidelerim, pembe ve beyaz..

Bir Sling Bir Kanguru

Nil büyüdükçe evde yer açmaya daha çok ihtiyacım oluyor. Az kullandığım iki ürünü daha listeliyorum.

1. Premaxx Sling

Buradan özelliklerini okuyabilirsiniz. Bu yazımda da nasıl durduğunu görebilirsiniz.

Yalnızca iki kez kullanılmıştır, çamaşır makinesinde yıkanabilir.  Piyasa fiyatı 80-90 lira arasında.

2. Chicco Black Label Kanguru

Kullanılmıştır. Siyah ve maskülen görünümlüdür, babalar da rahatlıkla taşıyabilir.

Piyasa fiyatı 150 liranın üzerindedir.

 






 

ikisi de satılmıştır ilginize teşekkürler

Çizgili Triko Bluz



Nilpot' un ceketinden sonra benim bluzum da buydu. Görüldüğü gibi omuzları uzatıp düşük kollu bir model yaptım ve sonrasında kollar ekledim. Bu modelden o kadar çok diktim ki artık kumaşı yayıp ezbere biçiyorum. Bunun da yaka, kol ve etek ucuna reçme yaptırdım.

Kırmızı pantolon pek gözükmüyor ama Koton'dan o, çizgiliyle kırmızı giyiyorum takıntı halinde :)

Üç fotoğraf



Benim kızımın olması demek onu giydirmek için kendimden fazla zaman ayırmam demek.

Nilpot' un annesi olmak demek ise güneş gözlüğünü rahat rahat takamamak demek, çünkü yer mantarı kendisinin sanıyor o gözlüğü.

Pazardan bir sürü cevher çıktığını, ülkemizin tekstil cenneti olduğunu hepimiz biliyoruz. Aynı şeyin bebekler için de geçerli olduğunu yeni öğrendim. Bu tulum Baby Marc Jacobs olup 5 liraya alınmıştır. Kızım aşağısını giyemiyor da :)))

Bu ise Trendyol' dan çok hevesle aldığım Nike bebek botları. 19 giyen Nil' e 20 almama rağmen bilekten geçmedi. Topik ayaklar sınıfta kaldı.

Gerçi dün twitter'da da yazdı arkadaşlar, bu botların bilek kısmı çok darmış kızımın topikliğinden olmayabilirmiş. Şimdi geri gidecekler.

Çizgili Bebek Ceketi



Bir önceki yazıda bitmiş hallerini yayınladığım çizgili parçalardan biri Nil' in ceketiydi. Bu ceketi yapmak için Nil' in uzun kollu bir tshirtünü kumaşın üzerine koyup biçtim. (Bu uygulamayı modaerator anlatmıştı, oradan bakabilirsiniz) Nasılsa bebek kıyafeti olacağı için kol oyuklarını ön ve arkada aynı yaptım. Aynı şekilde kolu da simetrik olarak biçtim. Bebek ve çocuk kıyafetlerinde bu şekilde yaparsanız kalıp işi çok daha kolay oluyor, tabii esnek kumaş kullanıyorsanız.

Altındaki binici taytı H&M den almıştım uzun zaman önce, hala giyebiliyor. Deri patikler Bobux, onları unnado' dan almıştım. Adım atmaya başladığından beri ev içinde bu patikleri giydiriyorum, kaymıyor kesinlikle. Çok rahat yürüyor bunlarla. Çorap çarıkları hiç giydiremedim Nil' e, rahat edemiyor onlarla çıkarıp atıyor. Bunları tavsiye ederim, çok rahat kullanıyor.



Ceketin kol ağzına ve ön patına siyah ribana diktim. Terzide overlokları dışında yakaya ve etek ucuna reçme, bir de önüne bebe çıtçıtı yaptırdım. Boyu reçme yapılınca biraz kısaldı, belki ucuna bir şey eklerim daha kısalınca.  Aslında böyle örme kumaşları hiç evde dikmeden terziye götürmek daha mantıklı, dört iplik overlok makinesiyle bir seferde bütün dikiş yapılabiliyor.

Fotoğraflar dün annemlerin evinde çekildi, evlerinde çok pencere olduğu için çok güzel bir ışık var her odada.



Bu da tonton ailesi pozu :)) Çok uzun zamandır Nil' in fotoğraflarına nazar boncuğu koymuyordum aslında ama onun böyle gülüp poz verdiği fotoğrafını bulunca koyayım dedim.

Çok sevdim bu fotoğrafı, eşimin emeğine sağlık :))) [Açılay sesiyle]

İki Çizgili Bir Simli



Cuma günü Nil' i birkaç saatliğine babaannesine bırakıp Kadıköy cuma pazarına gitmiştim. Tek amacım tabii ki kumaş, fermuar, iplik, ıvır zıvır almaktı.

Yine bir pazar arabasını dolduracak kadar şey buldum. Bunlar ilk diktiklerim. Cuma akşamı biçip diktim, cumartesi sabahı terziye götürüp overlok, reçme gibi işlerini yaptırdım, eve gelip makineye attım hepsini. Pazar günü de Nil' le tonton ailesi olarak çizgilileri giydik. Onlar da bir sonraki yazıda :)

(Pazarda kumaş fiyatlarını bilmeyenler için örnek olması açısından, siyah-beyaz çizgili triko ve siyah simli triko ikisi de 2 lira. Parçalardan bunlar çok rahat çıktı.)

Deri Kürk ve Jean



Bu kürk yeleği dikeli çok uzun zaman oldu (2,5 sene kadar) ama o kadar çok giydim ki, en çok kullandığım kendi üretimlerimden biri oldu. Bu sefer hava kazak üzeri yelek için biraz soğuk olunca araya bir de deri ceket katmanı ekledim. Dışarıda yürümek için gayet yeterli oldu.

Kürk yelek-Ben diktim / Deri ceket-Vero Moda (eski) / Jean-Fornarina / Botlar-Shoetek (eski)



Bileklik aşkım tam gaz devam ediyor. Soldan sağa : Penti (yeni), Claire's(eski), H&M(eski)



Bir de saçımı azıcık düzelttirdim. Şimdi tam modelini buldu artık :)


 

 

Bir Leopar bir de Leoparcık



Aslında bu hafta her güne bir tutorial/diy projesi yazma planım vardı, herşeyi de ayarlamıştım ama Nil' in daha üst azıları tam büyümeden alt azıları da patlamaya çalışıyor biraz huysuz. Biraz dediğim baya huysuz, gündüz ve gece uyumak istemiyor. Ne güzel geçen gün bir ara vermişti ağrıları, güzel uyumuştu ama yine başladılar. Ağrı kesici şurup vermeyi pek doğru bulmuyorum diş ağrılarına, aynı şekilde şu diş jellerinin hiçbiri Nil' de işe yaramıyor. Gündüz kaşıyarak bir şekilde idare ediyor ama işte geceleri daha doğrusu gecelerimiz bu ara biraz zor.

Yalnız şu "azılar azdırır" bizim için pek geçerli olmadı. Önceki dişler ne kadar huysuzluk yaptıysa bu da o kadar yapıyor, tek farkı hepsinin birden çıkmaya çalışması.

Neyse, 90 larda hiç sevmediğim kısa üstler geri dönüyor bu sezon. Ama bu sefer yüksek belli parçalarla giyiyorum, sanırım seviyorum artık. Bu dantel bluz Hemis' ten (eski Peros yani), yüksek bel bol paça krep pantolonla kullandım en son. Bir de son yaptığım şahmaran bileziği taktım.



Yine bir leopar gördüm dayanamadım. Deichmann' a leopar loafer/slipper artık ne denirse ondan gelmiş. Aslında üzerine zımbalar yapılsa çok daha hoş olabilir, Topshop' ın siyah slipper ları gibi.



Bir de leoparcığımız oldu hafta sonu. Babaannesi kızıma Miss Piggy almış. Aslında pek peluş oyuncak veya bebek sevmez Nil ama bunu arada sıkıp kucaklıyor, El Myra gibi :))

Silgi Baskı/Stampa Yapımı

Kendi stampamı yapmayı bir süredir deniyordum, birkaç değişik malzeme kullanmıştım. Bunlardan biri modelleme kiliydi, hani şu havayla sertleşenlerden. Ama olmadı onunla.


Sonra internette örneklerine sıkça rastlayabileceğiniz silgiden stampa yapmayı denedim, çok da kolay oldu.




Malzemeler :

- Çizim

- silgi

- kalem

- falçata seti. (Benimki üniversiteden kalma, neşter tarzında falçata da yeterli olur)



Öncelikle istediğiniz şekli silginin üzerine çiziyorsunuz ve çizimin dışında kalan kısımları kesip çıkarıyorsunuz. Son olarak da oyulacak yerleri (benimkinde kurukafanın ağız ve burnuydu) çıkarınca silgi stampanız hazır oluyor.

Üzerine boyayı sürün, şimdi istediğiniz yere baskı yapabilirsiniz :

Birkaç denemeden sonra güzel sonuçlar alınıyor.

La Roche Posay Hydreane Riche Hassas Ciltler için Nemlendirici



La Roche Posay' in hassas ciltler için yeni çıkardığı nemlendiricisini firma bana uzun zaman önce denemem için göndermişti. Ama ancak yazabiliyorum.

Bana gönderilen kuru ciltler için olan "Riche" ydi. Normalden kuruya dönük ciltler için uygun diyebilirim. Bu aralar cildim çok kuruduğu için ancak makyaj yapmadığım zamanlarda veya gece yatarken kullanıyorum. Herhangi bir yanma, kaşıntı yapmadı bende. Ama kremin bir kokusu olduğunu söylemem lazım. Aslında ferahlatıcı bir kokusu var ama kokusuz krem isteyenlerin aklında olsun. Çok kuru ciltlere yeterli gelmeyebilir bana göre.
Ürün açıklaması :

Kuru ve çok kuru ciltler için.
Ferahlık veren yumuşak doku.
Cilt tarafından hızla emilir, cildi yağlandırmaz.

Hassas cildin ihtiyaçlarını daha iyi karşılamak için La Roche Posay Termal Suyu ilk kez, yeni nesil su taşıyıcıları olan Hidrolipidlerle birleştirildi. Yeni nesil su taşıyıcıları hidrolipidler cilt ile mükemmel uyum sağlayarak, cilt üzerinde yayılmak için tasarlanmıştır. Hidrolipidler HYDREANE'nin cildi termal suyla buluşturmasını ve cildi nemlendirerek, uzun süreli konfor sağlamak için hassasiyerinin giderek azalmasını sağlar. Nemlenen ve yatışan cilt, eski yumuşaklığına ve konforuna kavuşur

Şu an kampanyada (1 Ocak-29 şubat arasında) fiyatı çok uygun 19.90 tl.

*firmanın hediyesidir.

Kolay Şahmaran Bileklik Yapımı



Bu aralar gözüm şahmaran bilekliklere çok takılmaya başlamıştı, tabii mücevher olanları daha güzel ama çok basit birkaç malzemeyle bir şahmaran bileklik yaptım kendime. (Dört sene önce kendi kınamda da kayınvalidemin hediye ettiği Arap işi bir şahmaran bileklik takmıştım, bulursam fotoğraflarım onu da bir ara)

Takı yapmayı bilmenin gerekmediği on dakikalık çok basit bir proje, herkes yapabilir.



Malzemeler dediğim gibi çok basit : Zincir,  taş görünümlü boncuk (veya doğal taş veya metal aparat da kullanılabilir), halkalı çivi, halka, papağan ve kargaburuna ihtiyacımız var. Ben altın rengi zincir ve aparatlar kullandım, gümüş veya bakır rengiyle de yapılabilir tabii ki.

Yapılışı :

Deri Parçalı Etek



Bu taba rengi çelik triko eteği Trendyol' dan almıştım geçenlerde, ama üzerinde değişiklik yapmak istedim. Çok basitçe ön ve arkaya ikişer suni deri parça ekledim ve ön orta parçanın boyunu biraz kısalttım. Oldukça kolaydı, daha değişik bir etek oldu en azından.

Tabayı griyle kullanmayı tercih ediyorum ben.



Yapımını da fotoğrafladım :

Baykuşlu Bebek Hırkası



Bu hırkayı kardeşimin kız arkadaşı Nil doğduğunda örüp hediye etmişti. Bebekler için beden ayarlamak zor olduğundan, bunun gibi birçok örgüyü ancak giyebiliyor Nil. Önü düğmeli düz bir modelken arkasına bir hoşluk yapmış, örgüden parçalarla bir baykuş figürü oluşturmuş.

Sonunda giyebiliyor diye çok mutluyum, çok güzel bir hırka bence.

Yapmak isteyenler için biraz daha detaylı olarak baykuş :

Beş Fotoğraf



1. Limango' nun hediyesi : çikolata ve karamel kaplı elma şekeri. Yenmeyi bekliyor hala :) Ve flormar 429

2. Nil' in en sevdiği : poğaça

3. Her gün mutlaka : yürüyüş

4. Son iki haftadır Nil : pıtpıt yürüyor

5. Eşimin şaheseri : Haftasonu eğitiminde çikolata yapmışlar. (ne alaka bilmiyorum) "Nil her şeyin üstünde" isimli çalışması.

Zaman Yönetimi


Bu fotoğrafta Nil ne kadar büyümüş geldi gözüme..


Bana en çok gelen sorulardan biri "çocukla bu kadar işi nasıl yapıyorsun?" oluyor. Kolay diyemem, bunun için uğraşıyorum.

Şu an çalışmıyorum, evdeyim ama bildiğiniz gibi tek başımayım. Annemle çok uzağız, kayınvalidem her dakika müsait olmuyor vs. Ama bir programımız olduğunda veya acil bir durumda daha yakın olan kayınvalidem koşar, gelir veya ben bırakabilirim. En azından kafam o yüzden rahat. Temizlik işini de kendim yapmaya çalışıyorum, bir buçuk hatta iki ayda bir oluyor eve birinin yardıma gelmesi. Bir de Nil' in 6,5 aylık emekleyip 7 ayda ayağa kalkıp her yere ulaşıp karıştırdığını düşünürsek işim o zamandan beri on kat artmış durumda.
Bazen düşünüyorum da çocuktan önce evdeyken, hatta hamileyken bile ne çok boş zamanım varmış. Bu zamanları nasıl doldurabiliyormuşum. Şimdi zaman denilen şey o kadar çabuk geçiyor ki, devamlı bir koşturmaca halinde. Bir de ben bunu tek çocukla hissediyorum, çok çocuklu olanlara Allah güç versin.

Bu dikiş, hobi işi tamamen benim isteklerim, herkesin böyle tercihleri olmayabilir ama zamanı yönetmeye çalışırsanız hepsi halloluyor. Ben şöyle yapıyorum :

- Gündüz televizyon açmıyorum. Bana zaman kaybı gibi geliyor, bir de çocuk için iyi olduğunu düşünmüyorum. Bizde televizyon ancak eşim işten gelince açılıyor.

- Nil ben birşeyle uğraşırken bir müddet kendini oyalayabiliyor. Bu da benim dikiş dikmem için bana zaman kazandırıyor. Tabii bu süre oldukça kısıtlı olduğu için dikiş işini başına oturup bitiremiyorum genelde, yavaş yavaş yapıyorum. Uyuduğu zamanlarda oturursam kesintisiz çalışabiliyorum.

- Yemek işini Nil' i mama sandalyesine oturtup yapıyorum. Katı gıdaya geçtiğimizden beri kendisi tutup birşeyler yemeyi sevdiği için oyalamak zor olmuyor. Ama bunlar da kısıtlı sürelerle. Yemeğin yarısını kucağıma alıp da yapabiliyorum.

- Ev toparlama işini sabah kalkınca veya yatmadan önce yapmaya çalışıyorum, eğer gün içine bırakırsam o iş olmuyor çünkü.

- Ütüyü mutlaka Nil gece uyksuna yattıktan sonra yapıyorum, çünkü ütü yaparken hiç tahammülü yok rahat bırakmıyor. Bir de tehlikeli zaten.

- Bilgisayar başına oturduğumda Nil de aynı odada oluyor, dikiş dikerkenki gibi oyuncaklarıyla veya ortalığı dağıtmak suretiyle eğlenebiliyor.

- Her yere beraber gidiyoruz biz. Markete, terziye, kumaşçıya. Hatta geçenlerde twitter' da da yazmıştım terzideki teyzelerin " vah vah bırakacak kimsen yok mu" nidalarına maruz kalmıştım. Tamam terzi masasına çocuğu oturtup bir yandan da kumaşı kesmek normal olmayabilir ama ben böyle mutluyum.

Yine bir şansım var ki Nil gezmeyi çok seviyor. Yeni mekanlarda etrafa baksın, yeni insanları incelesin hoşuna gidiyor bunlar.

- En önemlisi de Nil' in uykusu. Çocuğu olmayanlar veya yardımcıları olanlar bu konuyu o kadar önemsemeyebilir ama tek bakanlar için çok önemli. Bu öyle bir kısır döngü ki uyku belirtilerini atlayınca uyutmak çok daha zor oluyor, giderek zorlaşıyor, sonunda kriz haline geliyor. Gündüz uykusu sorunlu olunca gece de uyumuyor falan. Nil dışarıda uyumaya alıştı, o yüzden pusetle rahat geziyoruz. Evde bazen dikkati dağılıp uyuyamayınca benim bütün işler aksıyor.

Bir de bu uyku meselesi kesinlikle çocuğun yapısıyla alakalı. Hiç gündüz uykusu olmayan o kadar çok tanıdığım var ki, veya koyduğu yerde uyuyan. Şu an için Nil bir sabah bir de öğleden sonra iki uyku yapıyor ama bir programımız varsa uykuyu atlayabiliyor, o kadar da dert etmiyorum. Aşırı rutin de çok iyi bir şey değil, eğer siz de her gün aynı şeyleri yapmıyorsanız tabii ki.

- Nil sabah erken kalkıp akşam da genelde erken yattığı için o uyuduktan sonraki zamanlar da bizim dizi, film izlememiz için kalıyor.

Genel olarak bunlara dikkat ediyorum ama herşeye yetişmek için kendimi de paralamıyorum. Ütü birkaç gün geç yapılıyor, Nil' in oyuncakları ancak gece toplanıyor, bazen dışarıdan yemek yeniyor ama hallediliyor hepsi.

Elbise ve Yeni Kazak



Burada yazdığım siyah kazakla başlayan bir düz kesimli kazak takıntım var bu ara. Bu ekru üzerinde top top şekilleri olan kazağı Mango Outlet' te çok uygun bir fiyata görünce hemen almıştım geçen gün. Dün de penye maksi elbiseyle giydim. Penyelerin bu kadar ince olup iç göstermesinden hiç hoşlanmıyorum, içimdeki jüpon baya gözüküyor.


Kazak-Mango outlet/elbise-h&m(peros)/botlar-h&m


Fotoğraf makinesiyle ilgili çok soru geliyor. Canon 600D ve Tamron 17-50mm lens kullanıyorum genelde. Ve bilgim bu kadar :)

Şaka bir yana gerçekten fotoğrafçılıkla ilgili bilgim çok az, eşim biliyor ondan öğrenmeye çalışıyorum. Ama işte yukarıdaki fotoğrafları ters ışıkta ve oldukça karanlık bir iç mekanda ISO arttırarak falan çektim. Benim fotoğraflar tamamen deneme-yanılma, bildiğim birkaç teknik bilgiyle "biraz pozla, yok olmadı, F' i düşür, ne yapalım ISO basalım biraz" işi. Bu işe gönül verenlerin ellerinden öpüyorum, başta annemin eniştesi İbrahim Zaman' ı.

Rosacea Tedavisinde Deve Dikeni Tohumu

Rosacea' yla ilgili birçok yazı yazdım, takip edenler bilirler. Son durum olarak kendi haline bırakmış ve birkaç doğal ürünü deneme yoluna gitmiştim.  Çay ağacı toniği, çay ağacı yağı ve aynı sefa kreminden oluşan bir bakım uyguluyordum. Genel olarak bu bakım pütürleri çok azaltmasa da kırmızılığı bastırıyor ve o kırmızı-mor renge dönmelerine engel oluyordu.

Geçenlerde yine bir aktara gittim ve durumumu anlattım. Rosacea hastalığını kimse bilmediği için tarif etmeye çalışıyorum. "Cildim kuru, bu pütürler sivilce gibi ama değiller. Biraz kaşınıyor ve bastırınca acıyor" gibi kelimelerle tarif etmeye çalıştım. Aktar da bana "deve dikeni tohumu" kullanmamı önerdi. Hala emzirdiğim için tereddüt etsem de sonra araştırınca çok mucizevi bir şey olduğunu gördüm.
Deve dikeni tohumu (ground milk thistle seed) karaciğeri temizlemek ve yenilemekle ünlü deve dikeninden elde ediliyor. Böylece karaciğerden kaynaklanabilen birçok cilt rahatsızlığını da içeriden tedavi ediyor. Ayrıca emziren anneler için süt arttırıcı özelliği de var. Bilinen tek yan etkisi ise iştah açıcı olması, o yüzden rejim yapanların dikkatli kullanması gerekiyor. Bizim kaynaklarda hep alkol tüketenlerin karaciğerlerini temizlemeleri için kullanmaları gerektiği bilgisi olsa da yabancı kaynaklarda çok daha kapsamlı bilgiler var. Özellikle sebebi belli olmayan ve tedavi edilemeyen cilt hastalıklarında fayda sağlandığı yazıyor. İçindeki slymarin maddesiyle rosaceayı tamamen geçirmese de oldukça azalttığı söyleniyor.

Bu arada rosacea ile ilgili çok ilginç bir makale buldum, orada da rosacea' nın bir hastalık değil bir semptom olabileceğinden bahsedilmiş. Yüksek tansiyon hastası olduğu anlaşılan bir kadının tansiyonu dengelenince rosaceasının da geçtiği, aynı şekilde karaciğer enzimleriyle ilgili bir sıkıntının tedavisiyle rosaceanın yok olduğu da yazıyor.

Benim aldığım buydu, günde iki defa (sabah-akşam aç karnına) yoğurda karıştırıp kullandım. Tadı oldukça kötü :(

Aktar iki hafta içinde etkisini göreceğimi söylese de bir haftada sonuç almaya başladım :



Önce bu şekildeydi. Yüzümde fondöten+kapatıcı+pudra olduğunu söylemem lazım. Bu hali bile aslında iyi durumda olduğu zamandı, çay ağacı yağı falan yatıştırmıştı.



Şimdi, bir hafta sonra böyle oldu. Pütürler inmeye başladı yavaş yavaş. Kırmızılık var ama çok göze batmıyor.  Bir de genel olarak cildim daha yumuşak. Bir süre daha kullanacağım dediğim gibi tamamen geçireceğini zannetmiyorum ama en azından biraz da olsa iyileştireceğini düşünüyorum.

EKLEME (17.02.2017) Son güncel yazı için buraya bakabilirsiniz.

Mavi Bluz



Bir önceki yazıda bahsettiğim mavi bluzu cumartesi günü giydim. Daha önce de yazdığım gibi bu elimdeki 88 yılına ait Burda dergisindeki bir kalıptı ama kalıp günümüz şartlarına hiç uymadığı için baya değiştirdim. İlk olarak kalıbı küçülttüm, küçülttüm bir daha küçülttüm. Oturtabilmek için baya uğraştım. İkinci ve en önemli sorun omzun çok aşağıda olmasıydı. Bunun için yakayı topladım, kupları daralttım ve omuz kısmını yukarı aldım. Son olarak da kolu yeni kol evine göre ayarladım. Kolda o yüzden hafif hatalar var.

Bu modeli günümüze uyarlasalar çok güzel olur aslında, saatlerce kalıpla uğraşmış olmam.



Bu ceket kalıbı olduğu için yaka kısmını iptal edip kapalı bisiklet yaka yaptım ve önde bir yırtmaç bıraktım. Kumaş çok esnemediği için ve fermuar kullanmak istemediğim için bu şekilde hallettim. Yaka bitişini pervazla yaptım. Kol ve etek ucunda makine dikişi var.

Yine bileklikler :)) Bu sefer gümüş tonları var, ojemde de öyle :





Nil çenemle yeni patlayan üst azılarını kaşırken :)

Son Dikişler:Mavi, Turuncu ve Leopar



Son diktiklerim bunlardı.

Turuncu uzun kollu benim bu eteğimden kalan kumaştan çıktı. Hafif düşük kol kesip kol ekledim, ensede britli düğme kullandım ve pervazla çevirdim.

Leopar yeleğin kumaşını iki sene önce panço yapmak için almıştım. Hatta pançoyu kesmiştim de ama kenarları çok attığı için kullanamadım, astarlamaya veya biye dönmeye de üşendim, kaldırdım. Geçen gün aklıma geldi Nil' e içi siyah triko astarlı bir yelek yaptım.

Bu mavi kumaş uzun zamandır dolapta bekliyordu. Kendinden enine çizgili gözüken örme bir kumaş ama esnemiyor. Bu kumaştan ön ve arkası parçalı ve belden sonra açılan, önü kısa arkası uzun bir model kullanıp bluz diktim. Bu kalıp 88 yılına ait, hatta burada daha önce aynı kalıptan diktiğim yeleği görebilirsiniz.

Krem+Kürk+Jean



Dün yine bilekliklere sardım. Kahverengi sarmal deri olanı Trendyol' dan almıştım. İncili olanı kendim yaptım, taşlı olanı Özge' den almıştım.

Nil biraz büyüdüğü için bileklik ve yüzük takabiliyorum ama bu sefer de büyük küpe ve kolyelerde sıkıntı oluyor. Üzerimde görünce çekiştiriyor hemen.



Onun dışında özel bir şey yok. Eski bir jean (artık baya bol oluyor) diktiğim eski bir kürk yelek, o kadar.

Nil 1.yaş doğumgünü Video

Eşim Nil' in 1.doğumgünü videosunu montajlamış. Birkaç gece oturup yaptı bu işi de. Ben hiç anlamıyorum video montajlamaktan ama slow motion daha çok olsaydı daha mı iyi olurdu acaba :)

Neyse doğumgününden bir ay sonra Nil' in ilk doğumgünü videosu
[vimeo 36208293 w=640&h=360]

Gitti Saçlar :)



Beni uzun zamandır okuyanlar bilir, devamlı saçımı kısa kestiririm. Sonra dönem dönem uzatmaya çalışırım. Saçlar omuzlarıma indi mi yine "kısa saç şeytanları" dürter beni, kendimi kuaför koltuğunda bulurum. Kısa saçın bir çok farklı modelini kullandım ama iki senedir bu üçüncü aynı modele dönüşüm. Bir yan kısa, enseler kısa, arkadan diğer yana doğru uzuyor. Üç model de birbirinden biraz farklı, o da kuaförümün keyfine göre oluyor :)

[Burada ve burada hatta biraz uzamış halini burada görebilirsiniz]

Dün Nil ile kuaföre gittim ilk kez, yolda giderken arabada uyumuştu ama kuaför üst katta olunca pusetle çıkaramadım, kucağıma aldım. Kuafördeki koltuğa yatırdım, uyandı hemen. Hala halsiz olduğu için de benim işim bitene kadar yattı koltukta :) İlk defa uyumadan yatmasını izledim, on beş dakika falan etrafa bakındı öyle. Hiç alışık olmadığım şeyler bunlar, hala tam iyileşemedi demek ki.

Grip Nedeniyle Kapalıyız



Bir önceki yazıda da bahsettiğim gibi hastalık hala sürüyor. Cumartesi günü annemlerde ben çok iyiydim, Nil de iyileşiyor gibiydi ama gece Nil -hiç- uyumayınca ailecek perişan olduk. Tıkanıp nefes alamadığı için yarım saatte bir kalkıp yirmi dakika ağlayıp on dakika uyudu. Bütün gece.. Eşim de ben de kalkıp sakinleştirmeye çalıştık ama nafile, çok rahatsızdı. O kadar çok kalkınca ben hiç uyuyamamaya başladım, ve bu dün geceye kadar sürdü.



Pazar günü kalkınca (aslında teknik olarak kalkmış sayılmıyoruz ya) Nil çok kötüydü tabii ki ben de. Bütün günümüz yataklayarak geçti. Nil bulduğu yerde, halı üzerinde, tırmandığı koltukta, her yerde uyudu ama kuş uykularıyla. Eşim de bir köşede kestirdi ama ben gözümü kırpmadım bütün gün, denedim olmadı.

Pazar gecesi cumartesi kadar değildi, bu sefer çok ağlamadı daha az uyandı.

Dün de baktım olacak gibi değil aldım Nil' i kayınvalideme gittim. İlk başta yine uyuyamasam da öğleden sonra bir saat falan uyumuşum biraz toparlandım. Dün gecemiz de çok şükür çok daha iyiydi.

Şu an Nil de ben de tıkalıyız, grip hala gitmedi. Bir de Nil ilk azısını da çıkarıyor gibi, griple birleşince perişan oldu diye düşünüyorum.

Gri, Kırmızı, Siyah



Bu yazımda yapımını anlattığım eteğimi cumartesi günü giydim. Soğuk günlerden sonra haftasonu çok güzel bir hava vardı İstanbul' da, iyi geldi.

Annemlere de gittik o gün, Nil' in hafta ortasında başlayan gribi de iyiye gidiyordu (cumartesi gecesine kadar öyle zannettik) Aynı gün benim de bir şeyim yoktu, haftasonunun kalan yarısı yatarak geçti maalesef.

Saçlarımı bu ara hep toplu kullanıyorum, hem uğraşamıyorum hem de yine kısa kestiresim var ona hazırlık yapıyorum.

(Etek-ben diktim / tshirt-Batik / hırka-Mango(eski) / fular-Koton / ceket-Trendyol / botlar-shoetek(eski)




Siyah taşlı bilekliği burada yazmıştım, diğerleri çok eski. Aynı şekilde yüzük de öyle Swatch' un çok eski bir yüzüğü, bir yıldönümümüzde eşim almıştı. Bizim tarihimiz olan rakamlar işaretli üzerinde.

Aplike Örnekleri



Aplike örnekleri ararken bulduğum bir kaç etsy hazinesi. Baykuş ve cupcake' den sonra bu ara sincap ve tilki figürlerine takmış durumdayım. Nedense Nil' e de hep tilki ve sincaplı uydurduğum masalları anlatıyorum bu ara :)

fotoğraf kaynak/image source