Siyah Süet Bağcıklı Burnu Açık Bot



Hani doğum günümde giymek için kendime hediye aldığım ayakkabılarım vardı ya, hani topuk lastiklerinden birini düşürmüştüm, işte onları yaptırdım ve ayrıntılı fotoğrafını çektim.
Biliyorum kimse merak etmemişti, sevdiğim ayakkabılarımın fotoğraflarını da çekmeyi seviyorum...
Tamamen kendim için yani :))

Kalpli Elbise ve Kovboy Botlar



Bayramın ikinci günü yani dün, bir önceki yazımda bahsettiğim elbisemi giydim. Fotoğrafları da çekince bayramda kendimi tatil ilan etmeme rağmen [:))] yine de hemen yayınlayıp kaçıyorum.
- Bu seferki fotoğraf çekimleri eşimin elinden çıktı, zamanlayıcıyla değil yani.
- Hava zaten sıcaktı sadece hırkayla gezinebildim. Kasım doğumlu olmama rağmen soğuk havayı çok sevmiyorum, biraz soğuk olabilir ama güneş olmazsa enerjim de kalmıyor gibi hissediyorum.
- Bu kıyafete bir de taç gerekiyordu, geçen gece yaptım bir tane. Çok özelliği yok, deri tacın üzerine parlak taşlar ve kristal boncuklar koydum o kadar. Yine kokoş oldu :))
- Botlar Deichmann' dan. İndirimin ilk gününü her seferinde nasıl bulabiliyorum anlamıyorum ki... Her seferinde de benim numaram kalmış oluyor. Almayacağım desem de karşıma çıkıyor hep.


Bu botları giydiğimde hep aynı şarkı çalıyor beynimde :
"These boots are made for walkin'
and that's just what they'll do
one of these days these boots are gonna walk all over you"   :)))

Kalpli Elbise, Mor ve Bayram

Geçen gün Peacocks' a uğramıştım, baya indirim vardı. Reyonlar da ağzına kadar doluydu ama ben uzunca bir süre bir şeyler bulmak için çabaladım :)) Sonunda bayram çocuğu gibi kendime bayramlık alıp çıktım. Siyah üzerine renkli kalp desenli şifon elbiseyi çok sevdim, boyu baya kısa olduğu için içine siyah iç elbise diktim, onunla giyeceğim. (Böyle güzel desenli şifon bulmak neredeyse imkansız olduğu için kendim dikemezdim bunu. Hırka zaten baya zor :)))





Üzerine de mor uzun hırka aldım. Mor, çok sevdiğim bir renk olmasına karşın neredeyse hiç kullanmam, bir-iki parça kıyafetim ancak vardır. Bazı renklere zor ısınıyorum maalesef. Ama artık daha çok mor kullanmaya karar verdim.
Mor hırkaya uyacak bir de mor çorap aldım, kombin tamamlandı.

Herkese şimdiden iyi bayramlar dileyeyim. Malum ilk iki gün falan gezmelerde olacağız, geldiğimde görüşürüz...Ve geçen bayramda yazdığımı tekrarlayayım:

Yorulanlara dinlence, 
sıkılanlara eğlence, 
bekleyenlere misafirler dolup taşsın.




Bütün evlere huzur, sağlık ve mutluluk yağsın.


Kuaför Mevzuları

Saçımı ilk kestirdiğimde beğenen arkadaşlar kuaförümü sormuşlardı, ben de yerini tarif etmeye çalışmıştım. Ama hiç kart alma alışkanlığım olmadığı için telefonunu falan verememiştim.
Tekrar kestirmeye gittiğimde bu sefer aklıma geldi de kartlarını aldım.

Moda Saç Tasarımı' ndan İhsan Uysal
Mimar Sinan Mah. Aydın Menderes Cad. No:22/B Çekmeköy/İstanbul
Tel : 0216 642 11 22
(Çekmeköy Migros' u geçince yaklaşık 300-400 m sonra sağda kalıyor, veya Madenler tarafından girilirse My Country' yi geçtikten sonra sola devam edince sol tarafta kalıyor)

Bu arada ben geçen hafta koyulaştırdım saçımı, farketmişsinizdir. Loreal Recital Preference 4 - Tahiti rengini kullandım. Kendi rengime döndüm yani.

Jean Elbise ve Şebboylar

Bu yazımda gösterdiğim jean elbiseyi giydim yine. Bazen canım hiç koyu renk giymek istemiyor, o zamanlar için kurtarıcı oluyor. Hele ki kasım sonuna gelmemize rağmen dışarıda parlayan güneşi gördüğüm günlerde içimden hiç siyahlara bürünmek gelmiyor.



Çiçekleri ne kadar sevdiğimi hep yazıyorum, dışarıda gördüğüm zaman yine dayanamıyorum. Kendime veya hediye olarak, farketmiyor. Favorim aslında frezya ama şu an onun mevsimi değil maalesef. O gün gittiğim arkadaşıma şebboy almıştım, fotoğrafa malzeme oldu güzelim çiçekler :))
Aslında yapraklar bir ara yağmur gibi yağdı ama yakalayamamışım o anı :((
(Fotoğrafları yine kendim çektim, zamanlayıcıyla yani. Genelde soruluyor fotoğrafları kimin çektiği, genelde 10 sn. ye kurup kendim çekiyorum.)



-Jean Elbise Kadıköy cuma pazarından
-Alttaki beyaz elbise-Bershka
-Pastel pembe şalı hatırlamıyorum, normal Pashmina şal kendisi.
-Çorap Penti' den
-Botlar geçen sene doğum günü hediyesiydi, bu yazımda var.
-Çanta Mango' dan doğum günü hediyesi

Bir paket, bir düşünce


Dün gece bitirdiğim ürünler pembe kağıtlara sarıldı, kutulandı ve kutunun üzeri çiçekli kağıtla kaplandı. Bugün de sahibine doğru yola çıktı. Tek ürünlere tabii ki bu kadar çok paket yapamıyorum, tahmin edersiniz ki hem zaman hem de maddiyat açısından olmuyor ama toplu ürün alımlarında kutuyla göndermeye çalışıyorum.

Bir de bugün yeni ürünlerim için ilk adımı attım. Kumaş, çizim, kocaman terzi makası ve iyi demlenmiş çay eşliğinde. Terzimin atölyesinden çıkacakları bekliyorum şimdi.
Yavaş yavaş eski modellerimden sipariş almaya başladım. Buna kim sevinir kim üzülür bilemem :)
Bunu şundan yazıyorum, artık bu şekilde sipariş almayacağımı yazdığımda bazı arkadaşlar "bırakmamalısın" derken bazıları da "bırak bu işi" demişti.



Bu yazımda anlattığım sebeplerden dolayı özel sipariş çalışmayacağım yine, sadece kendi modellerim olacak. Bakalım aklımda birşeyler var, inşallah gerçekleştirebilirim. Aslında düşüncelerimin değiştiği yok ama madem şu an için işim yok, daha meşgul olmalıyım diye düşünüyorum. Herhalde biraz dinlendim o zamandan beri.

not: Arada iş arayışlarımın nasıl gittiğini soran arkadaşlar oluyor, maalesef iyi gitmiyor. Her yerde cv' m var ama kimsenin mimara ihtiyacı yok bu ara sanırım.

Saçak Omuzlu Bluz

Bu yazımda doğumgünü kutlamamda çekilen fotoğrafları yayınlamıştım. Benim kıyafetin detaylarını yayınlıyorum.
Tüylü vatkalar çok abartılı durunca saçaklı birşey yapmak istedim. Bunun için de vatkayı önce kumaşla kapladım ve kenarlarına saçak şerit geçtim. Sonra üzerine payetli kumaştan kestiğim parçayı yapıştırdım. En son da kenarına kalın kordon geçirdim.



- Beyaz bluzu mikro-ipek kumaştan dikmiştim zaten, vatkaları bluzun omuzuna önce çengelli iğneyle tutturdum ama pek sağlam gözükmedi. Ben de aldım iğne-ipliği üstten elde dikiverdim vatkayı. Yalnız vatkanın dış tarafını hiç tutturmadım, orası serbest kalsın istedim.
- Siyah eteği bu yazımda yazmıştım, yaz sonunda Zara' dan aldığım bir parçaydı.
- Ayakkabıları daha ayrıntılı görüntülerim bir ara, şu an başka fotoğraf çekemem maalesef. Çünkü bir klasik olarak daha ilk giyişte ayakkabının topuk lastiğinden biri düştü, diğer topuğun da süetini kaldırdım. Ayakkabıyı aldığım gittigidiyor kullanıcısına da durumu mesaj attım, tabii ki benim kullanımımdan kaynaklanan hata olduğu için ondan birşey talep etmedim sadece bilmesini istedim. Yani ayakkabının kalitesi süper diyemem, ne olursa olsun ilk kullanımda topuk lastiğinin düşmemesi lazımdı.
Şimdi ilk fırsatta topuklarını değiştirteceğim, süet kaplı topuk zaten başa bela.
- Siyah zarf portföy çanta annemden, bu yazımda anlatmıştım.


Siyah Mor Kemer



Obi kemerlerden istek oldukça yapıyorum zaten ama herkes yüksek bel takmak istemeyebiliyor kemerleri, ben de onun için daha farklı modeller çalışıyorum zaman zaman. Bu kemer de sipariş üzerine çalıştığım bir parça, renkler ve model tamamen bana bırakılınca daha rahat oluyorum kesinlikle. Kemerin siyah olacağı kesindi, ama ben biraz renk eklemek istedim. Mor ve birazcık gri kullandım. Süslemesini abartmadan gülleri ön plana çıkartmak istedim.
Güllü kolyelerimde kullandığım eski güllerle saç bantlarımdaki yeni gülleri beraber kullanmak istedim. Aralara da birkaç taş serpiştirdim. Böyle birşey ortaya çıktı. Başka renklerini de çalışacağım yakında.

*Güllü kolye yapımını anlattığım Turkmax videosunu buradan izleyebilirsiniz. Gerçi sol yan kolonda var ama eski yazılarıma bu konuyla ilgili yorumlar geliyor, tekrarlamak istedim.

New Moon ve Go Mongo Pastası

Sonunda...
Dün benim gerçek doğumgünümdü :)) 27' mi bitirmiş bulunuyorum,
 2010' da kendime 28 diyeceğim her ne kadar doldurmayacak olsam da.
Cuma gününün erken saatlerine gidiyoruz şimdi...
Arkadaşımla önceden sözleştiğimiz üzere Twilight 2 -New Moon' a gidecektik.
Cuma günü vizyona giren bir filme -hele ki bu beklenen bir film ise- aynı gün yer bulunamayacağını bildiğim için haftalar öncesinden biletlerin ne zaman çıkacağını beklemeye başladım. Salı günü de biletlerimizi www.mybilet.com dan aldım. Bu siteyi kesinlikle tavsiye ediyorum, sinemayı, filmi, salonu ve yerinizi seçip biletinizi alıyorsunuz. Film başlamadan bir süre önceye kadar (sanırım 8 saat) biletinizi değiştirebiliyorsunuz. (Ki ben öyle yaptım, bir önceki seansa çektim ertesi gün)
Sinemaya gittiğinizde de orada bulunan kiosklardan biletinizi basıyorsunuz. Sıra beklemek falan yok.
Benim sinemada tercihim Meydan Cinebonus' tu. Büyük perde ve salon severler için gayet güzel. Bir de koltukların duruş açıları da çok iyi, önünüzdekinin Ilgaz Dağı olma şansı yok :))
Neyse Eda' yla Meydan' da buluştuk, birşeyler yiyelim dedik. Bakınırken Go Mongo' yu gördük, oturduk. Go Mongo' nun yemekleri güzeldir ama fazla karman çormandır hep. İkimizin de midesi o kadar karışıklığı sevmediği için en sade yemeklerden sipariş verdik. Sonra ben tuvalete gitmek için kalktım, masaya geldiğimde kaşık servisleri gelmişti, işte orada bende ampül yandı. Yoksa o ana kadar Eda planını hiç belli etmemişti :))


Sonra zaten garson kapıdan göründü elinde mumlar ve maytaplar yanan bir tatlı tabağıyla. Go Mongo' nun pastası tabii ki kızarmış dondurmaydı. Gayet güzeldi.
Sonra koştura koştura sinemaya girdik. Sinemanın en yaşlısı olduğumuzu düşünmüştük ilk başta (Twilight genelde  daha genç gruba hitap ediyor ya) ama yanımızdaki teyzeler yüreğimize su serpti valla. Tabii sinemanın çok büyük çoğunluğunun bayan, hatta tek gelen bayanlardan oluştuğunu söylememe gerek yok sanırım.
Gerçi salıncakta iki kişi bu yazısında yazmış, ona yorum olarak da yazdım ama burada da tekrarlayayım:
- Jacob' ın yarı çıplak hali fazla değil miydi acaba, yani tamam çalışmış çocukcağız da, kas izledik bütün film boyunca.
- Edward nerelerdeydi, olmaz ki filmin yarısından fazlası onsuzdu.
- Hep Bella hep Bella, devamlı onun sahneleri
- Evet, yine gözlerim doldu :))
- Twilight - New Moon' un "film olarak" çok iyi olmadığını biliyorum ama bence izlenmesi lazım.
- Bir de bütün dünyayla aynı anda vizyona girmesi çok iyi olmuş. Öbür türlü mutlaka bir yerlerde film ile ilgili eleştiriler okunuyor ve sanki film daha gitmeden eskiyor gibi geliyor bana.


Bu da makyajsız, hafif yorgun ben :)) Kafamdaki broş olarak satılan hazır çiçeklerden, toka taktım ona.
Oje : Flormar 377
yüzük : eskicilerden :))

Drawing Pad ve Kendi El Yazınızı Font Yapma

Genelde teknolojiyle ilgili çok yazı yazmıyorum ama aşağıda vereceğim linkin ilgisi olanların işine yarayacağını düşünüp yazmak istedim. Bu drawing pad' i (grafik tablet)  kardeşim kendisine aldığından beri gözüm var, her gördüğümde kurcalıyordum. Geçenlerde yine kurcalayınca ödünç almaya karar verdim. Kardeşimin de bu ara daha çok fotoğrafçılık yönünde işleri olunca bana vermeyi kabul etti :))
Baştan söyleyeyim kullanımı çok zor, bir de ben tabii ki çok acemiyim daha tekniklerini öğrenemedim. Elle çiziyormuş gibi değil tam olarak, alışması biraz zaman alacak gibi. Ama olsun, denemesi bile çok eğlenceli.



Bir de bunun üzerine geçenlerde bir site keşfettim, kendi el yazınızı font olarak bilgisayarınıza kaydedebiliyorsunuz. Aslında bunun için drawing pad e ihtiyacınız yok. Sitede ilk olarak size bir şablon veriyor pdf formatında, bunu yazdırıp harf ve karakterlerle doldurup scanner dan geçiriyorsunuz ve site otomatik olarak el yazınızın fontunu oluşturuyor. Bende yazıcı ve tarayıcı olmadığı için pdf dosyasının üzerini drawing pad le yazarak doldurdum. Onu kaydedip siteye yükledim ve el yazımı font haline bu şekilde getirdim.
Ama dediğim gibi henüz drawing pad i kullanmakta acemi olduğumdan çok düzgün fontlar elde edemedim, ileride tekrar denerim artık. Benim yazı şöyle birşey :



Doğumgünü Kutlaması

Doğum günüm çocukluğumdan beri hep önemli olmuştur. Annem öyle alıştırdı beni ne yapayım, her doğum günüme mutlaka yeni elbise diker, evde üç gün öncesinden hazırlıklara başlardı. Pastalar, börekler yapar; arkadaşlarımı, onların annelerini gündüz, bizim aileyi de gece ağırlardı. O yüzden doğum günümü mutlaka birşeyler yaparak kutladım ben. En azından minik bir yemek, bir eğlenceyle... Sağlığımız el versin de nice seneler arkadaşlarımızla bir arada olalım inşallah. 





Asıl doğum günüm yazdığım gibi pazar günü ama cumartesi herkesin işi olunca cuma akşamına çektik kutlamayı. Bu sefer mevcudumuz baya azdı :)) Toplamda on kişi falandık, sadece yakınlarımız vardı. Davet ettiğimiz birkaç çift daha vardı ama ikisi hamilelik dolayısıyla gelemediler. Olsun, bana güzel dileklerini ilettiler, o yeterliydi benim için.
Kardeşim ve kız arkadaşı, yakın arkadaşlarımız E ve S, 
ayrıca Edoş ve Ömer de oradaydı, bizi yalnız bırakmadılar. 
Önce Beyoğlu House Cafe' de yemek yedik. Ortamı, yemekleri, müzikleri çok güzel tavsiye ederim. Özellikle dekorasyonuna, yüksek tavanına, kuş kafesi formundaki beyaz ferforje dj kabinine, melek kanatlı avizelere bayıldım.



Yemekten sonra oradan çıkıp Old City' ye gittik. Geçen seneki doğumgünümde de gitmiş ve çok eğlenmiştik, başka bir yere gidip riske atmak istemedik. Müzisyenlerinden birini tanıdığımız grubun o gece çalmayacağını fakat çalacak grubun da çok iyi olduğunu öğrenince de içeri girdik. Oldukça genç müzisyenlerin yer aldığı grubun enerjisi müthişti. "Black Eyed Peas" grubunun şarkılarında çok iyilerdi bence. Hafif rock esintili canlı müzik seviyorsanız şiddetle tavsiye ederim.
*Çalan grubun adı JukeBox, kendileri hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.


Tüylü Omuzlar Deneysel Çalışma

Benim bazı diy çalışmalarım deneysel düzeyde kalıyor. Yani şöyle ki, birşey düşünüyorum onu uğraşıp uyguluyorum ve istediğim gibi de oluyor ama bunu kullanabileceğim bir ortam bulamadığım için bir kenara kalkıyor. Bu vatkaları süsleme de aynen böyle oldu.



En büyük boy siyah vatka aldım, siyah parlak jarse kumaşla kapladım sonra üzerine otrişten kestiğim parçayı diktim. Kabarıklığını biraz da olsa azaltmak için her yerinden elde dikmem gerekti. Sonra bir baktım bütün ev otriş olmuş :)) Nasıl olduysa mutfakta bile siyah tüyler uçuşuyordu, ki çalışma odamla mutfak arasında baya mesafe var. Neyse her tarafı süpürdüm hatta vatkanın üzerini de süpürgeyle çektim ki daha dökülmesin.Uğraştırıcı tarafı sonrasındaki bu temizlikti.
Ben bunları bu akşam için yaptığım beyaz ipek bluzun omuzlarına takacaktım ama deneyince kendimi Bülent Ersoy gibi hissettim :)) Yani akşam gideceğimiz yer alt tarafı bir cafe kıvamında bir yer, ağır gelecek. Tamam doğumgünü kızı olabilirim ama bunlar da olmayacaktı. Ben en iyisi Hesi' nin yönteme başvurayım. İnşallah akşama kadar bitiririm.

not: aslında doğumgünüm pazar günü ama kutlaması bu akşam olacak, pazar günü herhalde ailemle kutlarız. Üst üste pasta kesmeyi çok seviyorum :))

Strawberry Alışerişi : Stila ve YSL

Strawberrynet' ten kendime doğumgünü hediyeleri ısmarlamıştım. Bugün de (doğumgünüme üç gün kala) ulaştılar bana.
Stila' nın "Ulta" mate setini makyajcantam sağolsun baya tanıtmıştı, ben de ondan görüp sipariş ettim. Ürünler çok güzel ama bazıları bendeki başka marka ürünlerin neredeyse birebir aynısı çıktı. Özellikle far ve parlatıcı rujun rengi açmadan bile belli oluyordu. Ben de bunları çok uygun fiyata gittigidiyor' da listeledim.

4 tane ürün var, buradan bakabilirsiniz. Taze taze, yepyeni..


Bir de yine yorumları okuyarak Yves Saint Laurent  ruj sipariş vermiştim ki işte buna bayıldım. Benim gibi dudakları çok kuruyan biriyseniz siz de bayılırsınız. Sürüldüğü gibi kayıyor, baya nemlendiriyor. Benim aldığım renk mercan diye geçen turuncuyla kırmızı arası bir renk (15 numara) ama gözüm fuşyada da kalmadı değil hani. Gerçi bu kadar yağlı rujların kalıcılığı çok iyi olmuyor ama bu nemlendirmeye değer bence.
Bir de ikinci mail adresimle sipariş verdiğim için yeni üye olarak bir parlatıcı daha hediye ettiler, onu henüz açmadım.

Deri Tayt ve Kürk Yelek

Bu yılın başında hatta yılbaşında kendime bir deri tayt dikmiştim, bu yazımda var. Ama eski bir Burda dergisi kalıbından diktiğim için bazı yerleri bol oldu, çirkinleşti bir kenara attım. Aylar sonra pazarda yine aynı kumaşa rastladım ve yine aldım. Bu sefer azmedip adam gibi bir tayt dikmek istiyordum. Daha önce satışa sunduğum taytlar için kullandığım düzgün kalıp terzimde kaldığı için iş başa düştü; dolaptan eski, solmuş bir taytı bulup, kesip kalıp olarak kullandım. İyi ki de öyle yapmışım cuk diye oturdu.

(Daha önce yazmıştım ama yeri geldiği için tekrar etmekte fayda var, tayt gibi oldukça dar parçalar dikerken mutlaka esnek dikiş kullanın. Artık bütün makinelerde var bu özellik. Esnek dikişte dikiş biraz daha uzun sürüyor çünkü makinenin iğnesi bir ileri bir geri gidiyor. Ama sonuç kesinlikle çok daha sağlam oluyor, benden söylemesi)




Kürk yeleğimi de kullanıma açtım, vatana millete hayırlı olsun :))
Aynı şekilde zincirlediğim botlarımı da.
Ve bir süre önce yaptığım kuru kafalı fularımı da..

Dışarı çıkarken bu bej kemeri de takmıştım ilk başta ama beş dakikada sıktı beni, çıkardım.



Gri Hırka -Peros
Deri Tayt - Benim Üretimim
Çanta- Koton (çok eski)

Yeni Çanta : Hazine Bekçileri

"Discovery çantanın kışlığını yapma" fikriyle yola çıktım. Keçelerle çalıştım, üzerini süslemeye gelince fil ve püskül şerit gözüme çarptı. Hindistan hazinelerini filler korusa diye düşündüm ve bu çanta ortaya çıktı. Böyle anlatınca çok etkili olmuyor ama gece gece güzel hayal kurdum hazinelerle. Fillerin birinin tepesinde ben varım :))


Bu çanta bir film sonrasında çıktı, bazen bir müzik veya film çok başka alemlere götürüyor insanı.
Akşam izlediğim Ulak filmi dolayısıyla Çağan Irmak' a, bu filmi bana aylar önce verip hala akıbetini sormayan Edoş'uma teşekkürü bir borç bilirim :))


Dükkana ekledim bakabilirsiniz. 

Not: Keçeleri nereden temin ettiğimle ilgili sorular geliyor, maalesef ben de zorlanıyorum keçe bulmakta. Bazen kumaşçılarda rastlıyorum bir-iki renk, onlardan alıyorum. Ama sizlere www.keche.com.tr ' yi öneririm. Geçen sene oradan sipariş vermiştim, telefon açıp sitedeki renk koduna göre metreyle sipariş verebiliyorsunuz, kargoyla da kapınıza geliyor.

Bağcıklı Botlarda Mutlu Son

Bu yazımda İnci' de beğendiğim ama deneyince rahat edemediğim botlardan bahsetmiştim. Geçen hafta cuma günü Deichmann' a uğramıştım bakınmak için. Tam çıkıyordum ki bu botları gördüm.
İnci' dekilerin çakması :))


Tam da çakması değil aslında; bunun rengi tarçın, topuğu biraz daha alçak ve kesinlikle çok daha hafif. Etiketinde su geçirmez olduğu yazıyor ama pek güvenemedim, herhalde yağmurlu havalarda giymem. Bu aralar topuklularla çok daha rahat ediyorum, dümdüz çizmelerimle yürüdükten bir-iki saat sonra ayağımın ağrısı baldırıma kadar vuruyordu, topuklularla çok daha rahatım. Zaten taban düşüklüğü problemimi ilk farkettiğimizde, ben daha çocukken, doktor topuklu ayakkabı giymeye başlayınca daha rahat edersin demişti. Tabii topuklu dediysem mantık çerçevesinde olanlarla rahat ediyorum :)) Offf, ayaklarım hep sorunlu olmuştur zaten...

Bu arada siu pazartesi günü bana bu botların Deichmann' da olduğunu haber vermek için mail atmıştı, çoktan almış olduğumu yazınca şaşırdı :)) Yine de teşekkür ederim canım...

not: üstteki ilk fotoğrafta bacaklarım kırık değil :))




Evden Kesitler: Yemek Masası ve Şifonyer

İki önceki yazıma gelen bir yorumda masamın üzerindeki örtü sorulmuştu. Örtülerden hiç hoşlanmayan biri olarak evlilik hazırlıklarımda çok zorlanmıştım. Hiçbir şeyi beğenemiyordum bir türlü. Sonunda Boyner' de bulmuştum bunu, çok da içime sinmişti çünkü mobilyalara çok uyuyordu.
( Masa üzerindeki süs hediye gelmişti, sandalyeler Tepe Home' dan)
Diğer fotoğrafta ise yatak odamdaki şifonyerin üzerine aldığım sepet var. Hasır sepetlere bayılıyorum. Zaten evin her yerinde de var. Hem çok şık duruyorlar hem de minik şeyleri toplayarak ortalığı düzenliyorlar. Siz de bu tarz sepet arıyorsanız Migros' a bakmanızı öneririm, benim aldığım boy 9,90 liraydı, büyüğü ve küçüğü de var. Başka çeşitleri de var.




Mobilyalarımla ilgili birçok soru alıyorum. Salonda kullandıklarımız *teak ağacından. Bir tanıdığımız vasıtasıyla ağaçları *Burma' dan getirttik ve benim çizimlerime göre yaptırttık. Kaplama mobilyadan hiç hoşlanmadığımız için en azından salonumuzu bu şekilde yapmak istedik, evim 1,5 sene geçmesine rağmen hala ağaç kokuyor. Mobilyalar da yaşıyor. Şöyle ki hergün mobilyada değişiklikler oluyor, buna zaten ağacın çalışması denir bizim meslektekiler aşinadır. Bizim ağaçlar fırınlanmış olmasına karşın yine de çalışıyor, birleşim yerlerinde ayrılmalar gözlemleniyor. Başkası için bunlar sorun olabilir ben zaten baştan bildiğim için bunlar hiç problem değil aksine bu halini çok seviyorum.
Yatak odasındakiler ise yine özel yapım. Özellikle şifonyerimi çok büyük istediğim için  (2.00 metre boyu var) özel yaptırtmıştım, aynı şekilde yatağı ve dolapları da. Kaplama olarak beyaz lake ve bambu kullanılmıştı.

*Burma : Eski adıyla Myanmar, güneydoğu Asya' da bir ülke.
*teak: Genelde tekne güvertelerinde kullanılan çok dayanıklı bir ağaç türü.

Salon ve mutfak ilişkisi adlı yazıma buradan ulaşabilirsiniz. 

Yeni Kolyeler - Japon Bebek ve Sarmal



Yeni kolyeler yaptım dün. Biri çekilişte hediye verdiğim modelin bir versiyonu. İlk versiyona çok istek gelmişti, ben de bunu hazırladım.
İkincisi ise bu yazımdan sonra aklıma gelen bir model. Japon bebekleri kendim yaptım, hazır değiller.
Sanırım en çok bebekleri yaparken eğlendim, bu sefer kendime de bir tane ayırdım. Başka renklerini de yapabilirim belki.

Hepsi dükkana eklendi bakabilirsiniz.

Siyah Vatkalı ve Payetli Elbise


Baştan söyleyeyim elbise hazır, ben dikmedim.

Ama fiyatının 7,5 lira olduğunu okuyunca neden dikmeyip de hazırını aldığımı daha iyi anlarsınız :)) Elbise Kadıköy cuma pazarından, yaka etiketi kesik ama iç etiketini bırakmışlar, ginatricot markası.
Pazarlar eskisi gibi değil artık gördüğünüz gibi, eskiden ihraç fazlası satan mağazalar vardı onların yerini pazarlar alıyor. Tabii pazarın tümünün böyle olması mümkün değil, ben sadece bir-iki tezgahtan bahsediyorum. Türkiye' de mağazası olmayan ama Türkiye' de üretim yapan H&M, Ginatricot gibi markaları ancak pazarlarda ve bazı mağazalarda bulabilirsiniz.


Modelinde hiçbirşey yok aslında, dümdüz uzun kollu, diz üstü bir elbise. Penyesi kaliteli ve tok.
Şimdilik göstermek için dantel çorap ve Koton' dan geçen kış sonunda aldığım dolgu topuklu ayakkabılarla giydim, daha ilginç kombinleri sonra yaparım artık.



EKLEME : Arkadaşlar, en üste büyük fontla yazdım ama yorumlardan anladığım kadarıyla okunmuyor. Elbiseyi ben dikmedim, hiçbir müdahalede de bulunmadım, tamamen hazır. O yüzden elime sağlık olmuyor :))

NOT: Kadıköy Salı ve Cuma pazarının yerini merak eden arkadaşlara mail ile cevap vermiştim ama yaprakela bu yazısında krokisini vermişti, oradan da bakabilirsiniz. 

Botlara Zincir Ekleme



Bu sene zımbalar, zincirler yani kısaca "Rock Chic"veya motorcu denilen tarzda parçalar oldukça moda. Bunları kullanırken abartılırsa hakikaten rock grubu solisti gibi gözükebilirsiniz, dikkat! Ben kendi adıma böyle sert parçaları yumuşatarak kullanmayı seviyorum. Mesela kat-kat bir etekle zincirli veya zımbalı motorcu botları; hatta fırfırlı gömleklerle deri motorcu montları ilginç tezatlar oluşturabilir.

Markafoni' den aldığım botlar cumartesi günü (sonunda!) elime ulaştı. Zaten alırken de aklımda olan zincir eklemesini yaptım hemen. Botun kendisinde yanda halkaları olunca oralara zincirleri takmak çok kolay oldu. Şu an gözüme daha hoş geliyorlar.


Bu arada merak edenler için bot beklediğim kalitede çıktı, rengi de öyle. En azından tabanında "made in china" değil " made in brazil" yazıyor. Topuğu da yürümek için ideal gözüküyor, tabii birkaç saat yürümeden birşey söyleyemem.

Geçen Sezondan Parçalar :Lacivert ve Kahve

Eğer moda tasarımcısı olsaydım (keşke!) şöyle gerine gerine "2008-2009 sonbahar-kış koleksiyonumdan iki parçayı giydim" diyebilirdim. Ama ne ben moda tasarımcısıyım ne de benim tasarladığım üç-beş parçayla koleksiyon oluşur :))


Yine de ben bu iki ürünümü bir arada giymeyi çok seviyorum. Özellikle bu renk tayt piyasada pek olmadığı için daha çok seviyorum. Aynı kumaştan ikinciyi bulamamıştım aldığımda.
Kıyafetteki ikinci anahtar parça ise en sevdiğim mantom. Senelerdir giyiyorum ve her giydiğimde de "nereden aldınız" diye soran biriyle karşılaşıyorum.
Lacivert Puf Kol Tunik - Benim tasarımım (şurada ve burada var)
Bronz Kahve Tayt- Benim tasarımım (burada da var)
Kahve Botlar- çok eski, nereden aldığımı hiç hatırlamıyorum
Çanta-Mango (baya eski)
Manto- Y-London (burada da var)
 

Bilezik olayını abarttım gördüğünüz gibi : Daisy Design, Hepsiburada.com dan gelen Kurshuni Yonca, geçen günkü Claire' s alışverişimden aldığım ve kendi yaptığım süet iple bağlanan kalın zinciri beraber taktım.
Ojeler Alix Avien 163, fashion' n make up freak' in bu yazısında görmüştüm, sonra gidip aldım  :))

Kıymalı Pide : Çakma Yemek

Hergün yemek yapmak ne kadar sıkıcı bir iş değil mi...
Yemek yapmayı genel olarak seviyorum ama ne yapacağını bilememek insanı çok daraltıyor. Böyle durumlarda ben "çakma" yemeklere yöneliyorum. Yani ev yapımı hamburger, iskender gibi :)) Tabii ki gerçeği gibi olmuyor, özellikle iskenderin başarılı olduğunu söyleyemeyeceğim maalesef. Eğer bunlar da olmazsa zaten eşimle ortak favorimiz makarna türevleri veya noodle çeşitleri oluyor menüde. Kendi kendime makarna sosları uyduruyorum, ama genelde araştırıp yapıyorum. Geçenlerde ıspanak soslu yapmıştım, tavsiye ederim süper oluyor. En azından farketmeden sebze yemiş oluyor insan.
Anlayacağınız üzere hiç annemin kızı olamadım ben. Annem brokoli, pırasa gibi şeylerle hayatını geçirebilir; iki hafta et yemese aramaz, gizli vejeteryan gibi birşeydir. Babamda da şeker olduğu için aynı şekilde beslenir. Ama erkek kardeşim ve ben kesin hastanede karışmışız :)) Kebap, fast-food ne olursa, öyle diyeyim çok da ayrıntıya girmeyeyim. Bu aralar kardeşim işi dolayısıyla çok şehir dışına çıkıyor ve Urfa artık en sevdiği yer, tabii ki yemeklerinden dolayı :))


Neyse konuyu uzattım dün "ne pişireceğim Allah' ım bugün yaa" günümdeydim kıymalı pide yaptım. Tarif marifetteyze' den. Hamurla oynamak insanı rahatlatıyor, arada yapmalı. Hatta bu yazımda anlattığım  bohça mantıdan veya normal mantıdan yapmalıyım yine bir ara.

HepsiBurada.com' un Değişik Sistemi

Hepsiburada.com' u severim, bazı ürünlerde fiyatları pahalı olsa da internet alışverişinin en eskilerinden biridir ve neredeyse herşeyi alabilirsiniz. Bu zamana kadar birçok alışverişim oldu, sonuncusu fotoğraf makinemdi. Takip ettiğinizde uygun fiyatlı şeyler bulabiliyorsunuz.


Özge' nin bu yazısında Lolita Lempicka' nın 30 ml' lik boyunun indirimde olduğunu okuyunca hemen zıpladım. Lolita Lempicka özellikle kış aylarında çok kullandığım bir parfümdür, hazır çanta boyum da bitmişti, iyi oldu. Ve ayın 6' sında siparişimi verdim. Sadece parfüm değil birkaç şey daha aldım. Bundan sonraki günler şöyle geçti.
-10Kasım kapı çalar, kargo gelir. Hepsiburada.com kutusu içinde sadece parfüm.
-11Kasım yine kapı çalar, kargo gelir yine Hepsiburada.com kutusu içinde sadece oje.
-12Kasım bu sefer ben siparişleri göndermek için kargo şubesine giderim, oradan kargomu teslim alırım.Yine Hepsiburada.com kutusu içinde sadece bileklik.



 Kalan dört ürün ise hala bekliyordu, biraz önce üçünün kargoya verildiği maili geldi. Bir ürün ne zaman gönderilir belli değil. Bugünkü gönderim ise dün akşam attığım çemkirme mesajından kaynaklanıyor büyük ihtimalle.

Eğer sepetinizdeki ürünler aynı zamanda temin edilmiyorsa kısmi teslimat istiyorum deyip bu şekilde hazır ürünlerin gönderilmesini sağlayabiliyorsunuz. Kargosu da hepsiburada' ya ait oluyor. Tamam, bu iyi birşey ama bu kadarı da abartı değil mi? Hergün birer ürün yollama ve ürünün en az 10 katı büyüklüğünde bir kutuyla. Ben illa ki kullanırım bu kutuları ama eminim bir çoğu çöpe gidiyordur.
Neyse, diyeceğim şu ki eğer işiniz acilse sadece "hızlı teslimat" ibareli ürünleri seçin yoksa baya bekleyebilirsiniz.

Siyah Beyaz Leopar

Gece gece yetiştirmeye çalıştığım siparişlere ara verip masamdan kalktım ve gözüm uzun süre önce kestiğim siyah-beyaz leopar kumaşa ilişti. Etek boyundaki parçayı aldım, yanını diktim. İçine penye astarla çevirdim, beline de lastik koydum. Herhalde yirmi dakikada falan yeni bir eteğim oldu.
Şimdi ben yirmi dakikada dikebildiğim birşeye nasıl gidip para vereyim, değil mi ama...

Bugün çıkarken de yeni eteğimi giydim ve çok sevdim. Yirmi dakikalık birkaç etek daha dikebilirim :))


Gri Hırka - Peros (Optimum)
Siyah beyaz leopar etek - Ben diktim!
Siyah Çanta - Koton

Hesionka' dan Clutch ve Uzakdoğu



Sonunda Hesionkacımın bir ürününü bitmeden alabildim :)) Özellikle son yaptığı kolaj çantaları çok beğeniyordum ama atak davranamamıştım, bitmişti. Son yaptığı Harajuku Lovers' a yetiştim ve kaptım. Bugün de elime geçti. Özenli Hesi paketi, kartları ve "eldivenimsi" hediyesiyle...
Ben de clutch çantalar yapıyorum biliyorsunuz ama tarzlar ve malzemeler o kadar farklı ki o yüzden de gidip Hesi' den alıyorum. Hep anlatmaya çalıştığımız şey bu işte: Ben de çanta yapabilirim bir başkası da, ama önemli olan farklı birşeyler yapmaya çalışmak, yoksa aynı şeyi yapıp bir de fiyatını düşürerek satmak bana göre etik değil. Söyleyebileceğim sadece bu, çünkü hiçbirimizin tescili yok, bu yüzden de yaptırımımız yok. Sanırım anlayan anlamıştır.


Hesi' nin grafik tasarımcı olması onun bazı şeylere daha farklı açılardan bakmasını sağlıyor bence. Ve eminim çok değişik modeller yine ondan gelecek, şahsen merakla bekliyorum.
Sanırım insan yüz yüze tanıştığı birini daha rahat algılıyor. 

Uzakdoğu figürlerinin tümüne özellikle de mitolojisinde yer alanlara büyük bir ilgim vardır. Bundan seneler önce siyah bir bluzuma altın rengi ejderha figürü çizmiştim. (kartondan kalıp çıkarıp stencil tekniğiyle) Eskiyene kadar da çok severek kullanmıştım.



Hesi' nin yaptığı çanta Japon anime ve Harajuku esintilerinde olunca ona uygun bir de desenli çorap buldum dün Penti' den. Pembe üzerine ejderha olması gerek ve yeter özellikti :))

Shaya-Claire' s Outlet

Optimum alışveriş merkezindeki Shaya Outlet' i herkes biliyordur. Dün uğradım, yeni ürünler gelmiş sanırım baya doluydu. Claire' s takıları çok kaliteli olmamakla beraber güzeldir, üzerine su-parfüm gibi şeyler değdirmediğiniz sürece -ne kadar mümkünse- bir süre rahat kullanırsınız. O yüzden sezon fiyatları bana pahalı gelir çünkü kısıtlı bir süre kullabileceğimi bilirim.
Outlet kısmındaki fiyatlar ise oldukça düşük ve bu ürünlerin bazıları normal mağazalarda hala satılıyor.



Mesela:
İnce bilezik : 1,00 TL
Kalpli bilezik: 1,50 TL



Bakır kuşlu küpe : 4,50 TL
Gümüş rengi büyük küpe : 1,50 TL

Bazen gerçek fiyatlar üzerinde yazan fiyatlardan da indirimli oluyor. Beğendiğiniz birşey varsa kasaya okutun derim.

Ve Kazanan...



Mükerrer yazan arkadaşları, çekilişe dahil olmak istemeyenleri eledikten sonra 251 kişi kalıyor. random.org' a gidip çekilişi ona yaptırıyorum. Ve şanslı kişi : 50. yorum bırakan
Yani nehircce


Paketi göndermem için gerekli adres ve telefon bilgilerini lacheenorg@gmail.com adresine atarsan yarın itibariyle kargonu göndermiş olacağım.İyi günlerde kullan.
Hediyeler devam edecek, takipte olun...

Günden Güne Gerbera



Bu çiçek bize düğün hediyesi olarak yakın bir arkadaşımızdan gelmişti. Geldiğinde üzerinde çiçeği vardı tabii ki, ama gün geçtikçe soldu. Ben de dalın dibinden kesip bırakmıştım. Sonra bakmaya devam ettim ama uzunca bir süre hiç açmadı kırmızı Gerbera.
Meğer mevsimi değilmiş, kendi kendine açıverdi bir süre sonra. Bir buçuk senedir de arada açıyor, soluyor, buduyorum; sonra tekrar açıyor. Şimdi yine mevsimi geldi, açtı...
Çiçeklerimin açması beni bir anda dünyanın en mutlu insanı yapabiliyor, ne kadar ilginç değil mi.
Bir de kraliçe orkidemin zamanı gelse...

Ekose Gömlek ile Salaş Yelek

 
Günün sözü : En iyi fotoğrafçı park etmiş arabanın kaputudur :))
Bir jean, bir ekose gömlek, bir salaş yelek ve sporumsu ayakkabılar.
Güneşli, pastırma yazından bir pazar günü için kıyafet düşünmeye gerek yok. Rahat olsun, birazcık renk içersin yeter...
Jean-Diesel
Ayakkabı-Enes :))