Deri Kaplama Taşlı Kokoş Bilezik



Daha önce bu tarz taşlı deri bileklik yapmıştım ama çok içime sinmediği için yayınlamamıştım. Yeni bir çalışma yaptım ve hayalimdeki gibi oldu sonunda. Altı metal olduğu için sıkıp genişletilebiliyor.
Bu sefer kristal taş ve boncuklar, kadife kurdele ve çeşitli taşlı aksesuarlar kullandım.
Süper ışık yansıtıyor :))
Ayrıntılı bilgi ve sipariş için ürünün pasaj sayfasına bakabilirsiniz.

Gri Sivri Omuz Elbise

Sivri omuzlardan, abartı vatkalardan bıktınız mı? Ben daha bıkmadım sanırım.
Elimdeki gri sweatshirt kumaşından hem spor hem de şık bir elbise yapmak istedim. Gövde kalıbında hiçbir espri yok, göğüs pensli belde birazcık daralan bir kalıp kullandım. Kollar için ise bu adresteki süper bilgilerden yararlandım. (şu anda sitelerinde bir sorun var, umarım hemen düzelir)
EKLEME : Kollarla ilgili olan bölüm burası, benim kullandığım kalıp ise şudur. 



Orada "cowl sleeve" diye adlandırılan bizim drapeli kol diyebileceğimiz kalıbı çizdim ve kumaşı biçtim. Sonra arkada gözüktüğü gibi sivri ucu arkaya çevirip diktim böylece sivri omuzu elde etmiş oldum.
Arkası için de siyah, metal fermuarı dıştan çalıştım.


Yaklaşık dört sene kadar önce Coquet' ten aldığım kolyemle beraber kullandım. Eskiden daha güzel şeyler vardı o mağazada.


Bir dahakine taytla giyeceğim sanırım, çorapla pek hoşuma gitmedi.
siyah kendinden tozluklu çorap - Penti
Botlar - ShoeTek
Kolye- Coquet

29 Ekim' de Caddede...



Dün akşam (Edoş'un da bu yazısında yazdığı gibi) Bağdat Caddesi' nde Kadıköy Belediyesi' nin düzenlediği yürüyüş vardı. Biz de zaten yemeğe çıkmıştık, katılalım dedik.
(Yanlış anlaşılmasın zaten aklımızdaydı ama bizim evden orası çok uzak olmamakla beraber biraz ters. Biz 4te çıkmamıza rağmen bir saat park yeri aradık, inanılmaz kalabalıktı. Yemek için erken çıkmasak mümkün değil katılamayacaktık)
Bazen durup geçişi izleyerek bazen de hep beraber yürüyerek geçirdik. Kalabalığın güzelliğini anlatmaya benim çektiğim fotoğraflar yetmiyor. Ben böyle günlerde çok heyecanlanırım, sanki Atatürk bizim coşkumuzu duyuyor gibi hissederim. (23 nisan ve 19 mayıs törenlerini televizyondan izlerken bile niyeyse gözlerim dolar)
Yani adına yaraşır, gününe yaraşır bir yürüyüş oldu.
Yanıp sönen rozetlerimiz :


Bu da 32 diş ben :

Leopar Çalışması 2


Leopar kumaşlardan ikinci çalışmam bu tunik oldu. Yarasa kollu bir tshirtü kalıp olarak kullandım. Çok kolaydı, toplamda bir saat ancak sürmüştür.
- Siyah tayt benim ürünlerimden (penyelerden daha iyi durduğunu düşünüyorum.)
- Siyah çanta Koton' dan (eski)
- Botlar- çok bilindik model (kadıköy'den)


(Fotoğrafları çekerken şakır şakır yağmur yağıyordu baya ıslandım :))
Yüzümdeki anlamsız ifadeler gözümün içine yağmur girdiği içindir )

Siyah Fötr Şapkaya Kokoş Müdahale



Yazın aldığım hasır fötr şapkadan sonra bir tane de siyah kışlık fötr şapka edinmiştim. Süslenmesinin zamanı gelmişti bile. Taşlı aksesuarlar kullanmak istedim, hatta bir tanesi gelin ayakkabımın süsüydü. Düğünde ikisi de düşmüştü, neyse ki saklamışım.
Yapılışı diye bir bölüm yazamayacağım, gördüğünüz gibi çok basit. Altlık olarak kurdeleden bir fiyonk yaptım, materyalleri onun üzerine diktim/yapıştırdım. Sıkılma ihtimalime karşı da arkasına broş iğnesi koydum, yani istediğim zaman çıkarabileceğim.



Not: Flormar' dan aldığım allığı (terracotta 43) hemen uyguladım bile, altta pembe tonlu krem allık olduğu için rengi değişti biraz. Bir de yüzümde fondöten veya pudra yok o yüzden ne kadar dayanır bilmiyorum.

Flormar Alışverişi

Öncelikle bütün makyaj bloglarını çok seviyorum. Kayırmak gibi olmasın ama daha başka türlü seviyorum, ürün yorumlarını okumak, swatch' ları görmek çok hoşuma gidiyor. Emekleriniz için hepinize teşekkürler kızlar!
Bu aralar Flormar furyası var ya hani bloggerlara destek kampanyaları var. Bana böyle bir destek gelmedi, kimse bana birşey göndermedi maalesef :((
{EKLEME: Flormar' dan Elif hanımla sonunda iletişime geçebildim. Teşekkür ediyorum ilgisine.}

Hal böyle olunca bir Flormar Kiosk' unun  yolunu tuttum. Zaten birkaç ürününü kullanıyordum ama okuduğum yazılardan dolayı denemek istediğim birkaç ürün vardı. Benim gittiğim Meydan' daki kiosk, baya büyük. İlk defa bir kozmetik markası görevlisi beni daraltmadı, yeteri kadar yardımcı oldu.
Yeni birşey de öğrenmiş oldum, benim yanaklar biraz tombiş ya bu allık sürmek için çok iyiymiş. Elmacık kemikleri çıkık olmak makbülmüş :))


1. Tekli Far 012
2. Tekli Far 016
3. Supershine Ruj 503
4. Oje 377
5. Oje supershine 20 (319 muadiliymiş)
6. Waterproof Eyeliner - siyah (125. siyah kalemim :)) )
7. sheer makeup fondöten 37
8. Terracotta Allık 43 (şeftali gibi)



Bu da makyaj bloglarını seven birinden amatör swatch :)) {allık ve açık renkli far aslında daha çok belli oluyor ama bir türlü fotoğrafta belli edemedim, idare edin artık.}

not: Gerçi herkes biliyordur ama ben hatırlatayım dedim : Flormar' ın Blogger' lara göndereceği hediyelerden siz de almak istiyorsanız bu adresteki iletişim formunu doldurun. Ben aslında birkaç gün önce doldurmuştum ama bir sorun olmuş herhalde ulaşmamış, ama artık gidiyor haberiniz olsun. 

Sevgili PR şirketleri ve sevgili El Emeği Satanlar

Aslında bu konu bayadır gündemimde ama fırsat olmamıştı. Bugünkü mail trafiğim de tam üstüne geldi. Farkettiğiniz üzere bu ara çok yazı yazmıyorum, yani kendi ortalamama göre diyeyim. Bazı günler insan yazmak istemiyor, bazen de şunu da yazayım, bunu da yazayım diye paralıyor. Benim durumum biraz daha farklı diyebilirim.

Mail kutumda hergün sabahtan bazı PR şirketlerinin otomatik olarak attığı "Bilmemne" marka basın bülteni, yeni ürünlerimiz bunlar, bu kış bunlar var içerikli mailler oluyor. Yarışmalar düzenlemeyi, firmaların bloggerlara küçük jestler yapmasını seviyorum yanlış anlaşılmasın. Ben sadece benim özelime gelmeyen, otomatik olarak giden maillerden rahatsız oluyorum. Siz de farketmişsinizdir, bir süre sonra her blogda aynı şey tanıtılmaya başlanıyor. Tabii mail de aynı gün gönderildiği için aynı zamanlarda yayınlanıyor bu yazılar. Bu yazıları yazan arkadaşlara da saygı duyuyorum, maildekileri gerçekten beğenmişlerdir onun için yazmışlardır. Ama bana ters, ben yazmıyorum.

İkinci konu ise el emeğiyle birşeyler yapan ve satan arkadaşlar...

Ben her zaman el emeğine saygı duymuşumdur ve her yazımda da bunu belirtmişimdir. Hatta bana sipariş için mail atanları kendim yapabileceğim halde bu işin ehillerine yönlendirmişimdir. Ama aynı PR şirketlerinin yaptığı gibi benden kendi ürünlerini tanıtmamı rica edenlerin aslında bu maili benden başka birçok kişiye de yolladıklarını görünce nevrim dönüyor tabii ki. Ben elimden geldiğince farklı şeyler yazmaya çalışırken başka bir sitede gördüğüm tanıtımı bile bile kendim yazmak istemiyorum. Aslında gayet açık ve net.
Arkadaşlar, bunlar tamamen benim düşüncem kimse benimle aynı düşüncede olsun demem, diyemem. Ama benden tanıtım rica ediyorsanız -ki yazıp yazmamak da benim insiyatifimde haliyle-böyle düşündüğümü de bilin lütfen.

Leopar Çalışması 1



Bu yazımda anlattığım leopar kumaşlarla ilgili çalışmalara başladım. Hatta ilkini bitirip dün gittiğim yer bu kıyafete uygun olunca hemen giydim bile.
Kumaşlardan likralı tülü kullandım, içine bej rengi jarse astar koydum. Elbise aslında şurada anlattığım model. O yüzden dikişi de gayet basit oldu. Belki boyunu birazcık daha kısaltabilirim.
{Bu arada dün o kadar rüzgar vardı ki fotoğrafların bazı yerlerinde etek yamuk çıkmış, tamamen rüzgarın suçu :) zaten botun püsküllerinden belli oluyor...}


Bu arada bu yazımda anlattığım deri üzerine çalıştığım yaka-kolyeye ilgi olmayınca ben de kendim kullanmaya karar verdim. Üzerinde saatlerce çalışınca satması zaten zor oluyor, bir de ilgi gelmeyince insan hayal kırıklığına uğruyor maalesef. Kimse kullanmazsa ben kullanırım...
Bilekliği de kendime yaptım, bu kıyafetle uyduğunu düşünüyorum.  Aslında ben hayatta saatsiz dışarı çıkamam ama hem bileklik hem de saat bazen fazla geliyor, mecburen saati çıkarıyorum.



Siyah hırka- hatırlamıyorum?
Siyah zarf portföy-Annemden

Beyaz Tshirt Jean ve Postal Bot


Cumartesi günü hava hala güneşliyken ve hala uzun kollu tshirtle üşümeden gezebiliyorken yeni yaptığım tshirtü giymek istedim. Bunun dışındakiler çok uyumlu değil, çünkü annemlere gidiyorduk :))
Beyaz Tshirt-Benim tarafımdan dönüştürüldü
Şalvar Pantolon-Stradivarius
Siyah Botlar-ShoeTek (bağcıklarını değiştirdim)
Çanta-Manoush (Edoş'tan aldım-ithal)
-elinde bir-iki tane daha var sanırım bir sorun isterseniz.- 


NOT: Keşke ayağımdakiler Burberry Prorsum botlar olsaydı :))
HATIRLATMA : Sağ üstteki "sizleri tanıyalım" anketini yaptınız mı?

Piyano Hikayem

Solda üstteki "piyanomu satıyorum" yazılı resmi görenler "ne alaka" diye düşünebilirler. Çoğu kişi benim piyano hikayemi bilmez. Bilenler de unutmuşlardır, üzerinden 15 seneden fazla geçmiş.



Ben ilkokuldayken, okuldaki arkadaşlarım arasında piyano çalmak çok popülerdi. Zaten ailem de benim muhakkak bir enstrüman çalmamı istiyorlardı. (Birkaç sene sonra ben şarkıcı olmayı hayal edecektim, orası ayrı konu :=) ) Böylelikle ben 9-10 yaşlarındayken piyano dersi almaya başladım, tabii önce eve Hermann Mayr marka bir piyano alındı. O zamanlar gazetelerin kampanyaları olurdu; araba, piyano o şekilde alınırdı.
Piyano dersi vermeye gelen öğretmenim Onnik Bey o zamanlar 85 yaşındaydı. Zar zor yürürdü ve bizim evimiz beşinci kattaydı. Asansör yoktu tabii, adamcağız nefes nefese kalırdı. Kocaman burnu ve kulakları olduğunu çok net hatırlıyorum. Her geçtiğim parçanın üzerine (Beyer' de) tarihi ve imzasını atardı. O yaşta bir çocuk için klasik parçaları sevmek çok zordu; bazen hiç çalışmazdım, canım istemezdi. İşte o günlerde Onnik Bey kapıya geldiğinde (annemler evde yoksa) kapıyı açmıyordum. Evet, çok kötüyüm biliyorum ama çocuk aklı işte. Bir de herhalde çalışmadığım için utanıyordum, yediremiyordum kendime. Ama yine de 85 yaşında adama yapılacak şey değildi. Adamcağız zaten nefes nefese çıktığı merdivenleri gerisin geri iniyordu.
Çok iyi bir öğretmendi, büyük ihtimalle rahmetli olmuştur. Huzur içinde yatsın. 

Buna rağmen 1994' te bir resitalde çaldım. Fotoğrafta davetiyenin ön yüzü ve içinde benim çaldığım parçalar var. Çok heyecanlanmış ve devamlı dudaklarımı kemirmiştim sonradan izlediğim videoda görmüştüm. Ama çaldığım parçaları çok severdim. Özellikle Vollstedt' in Danse Oriantale' sini şu an bile çok severim. Hatta birkaç sene öncesine kadar piyanonun başına oturup yeniden çalmışlığım da vardır.

Resitalin üzerinden 15 sene geçmiş ve ben piyanoya olan ilgimi bir hayli yitirdim. Artık evler de büyük değil, ne benim ne de annemlerin evinde piyanoma maalesef yer yok. Yoksa benim için çok güzel anılar içeriyor, ama kullanmıyorum artık. Eğer piyano almak isteyen olursa benimle itibata geçebilir, çok iyi bir markadır.

İnci' den Turkcell' lilere İndirim

Dün cep telefonuma gelen bir mesajda, Turkcell' lilere İnci' deki yeni sezon ürünlerinde %50 indirim olduğu yazıyordu. Hazır Edoşla Kadıköy tarafındayken bir uğrayalım dedik.


Bu tarz kaba botları çok sevdiğim için bu modeli denedim. Aslında çok rahat ama tabanı dolu kauçuk olduğu için çok ağır geldi bana. Yine de bu modelleri sevenler baksın derim, çünkü fiyatı 79,95' e iniyor. Fashioncholic Girl bu yazısında bu tarz botlardan aradığından bahsetmişti, indirimi kaçırma bence.
İnci' nin web sitesinden aldığım bu fotoğrafta rengi pek güzel çıkmamış, gerçekte çok daha güzel. Bir de yine süet olarak kahverengisi var.

Saçlar Yine Kısaldı Vers.2


Aslında saçlarımı daha yeni kestirmiştim, bu yazımda vardı. Ama kurtlu muyum neyim, kuaför yolunu tekrar tuttum kesim için. Önce sadece "arkalar biraz daha kısalsın" dedim. Sonra ağzımdan "önde biraz uzun kalsın, yanlar falan komple baya kısa olsun" çıktı. Benim gibi çatlak kuaför de anında kesmeye başladı. Aslında çok da normal bir adama benziyor bakınca ama benim gibi kestiren pek yoktur herhalde, adam da hazır kestiren bulmuşken kırpayım demiştir :))
O kadar rahat ki, ne fön ne şekillendirici malzeme. Yıka ve çık... (fotoğraftaki halinde sadece önlerinde fırçayla düzeltme var. Kıyafet fotoları daha sonra...)
Edoş bir ara çakma Meg Ryan olmuştu ya, ben de çakma Rihanna oldum.

Şimdi bu kadar kısa saçla kendime notlar :
- Mutlaka uzun küpe kullanmak lazım.
- Kaşlar çok daha fazla öne çıkıyor, mutlaka Elf kaş farımı kullanmalıyım.
- Bir de renkli (kırmızı, fuşya) ruj kullanmalıyım.
- Ve sanırım maskülen tshirtlerden kaçınmalıyım, erkek gibi gözükmeyeyim :))

not: çengelli iğne kolye kendime yaptığımdır, satışa sunduğum bu versiyonunu tabii ki kullanmıyorum. 

Püsküllü Bot Projesi -DIY

Püsküllere, payetlere ve diğer kokoş şeylere karşı bir zaafım var, kabul ediyorum. Püsküller de birkaç sezondur moda olmaya devam edince evdeki bir botumu bu trende uydurdum.


 ne kullandım :
- Botun derisine uygun renkte deri
- makas
- bali tarzı deri yapıştırıcısı
- mandal :))

nasıl yaptım : 
Öncelikle botun bilek kısmını ölçüp bu uzunlukta iki parça deri kestim. Bu derilerin sarkması gereken ölçüyü de kendime göre ayarladım. Bundan sonrası tek sıkıntılı iş: deriyi püskül haline getirebilmek için mümkün olduğunca ince şekilde kestim. (Yaklaşık bir saat sürüyor)Keserken alttan başlayıp üste yaklaşık 1,5 cm kala durdum. Böylece üstte 1,5 cm lik yapıştırma yeri kaldı.
Püskül haline getirdiğim deriye ve bota yapıştırıcı sürüp 10 dak. bekledim. Sonra yapıştırıp mandalladım ve gece boyunca beklettim. Sabaha oldukça sağlam şekilde püsküllü botlarım hazır oldu.


EKLEME : Bu botun yapımını Edoş mayıs ayında yazmış bu yazısında, asıl kaynağın linki de burası. Benden haz etmeyen ve sitelerimizi didik didik inceleyen cecille' in (keşke gerçek adını bilsem ?!) benim bu yazıma olan yorumunda beni eleştirmesi üzerine hatırlamış olduk, teşekkür ederiz.

Arkadaşlar, hiçbirimizin beyninin makine olduğunu zannetmiyorum. Bu yüzden de her gördüğümüzü aklımızda tumamız mümkün değil. Ve yaptığım hiçbirşey de öyle süper buluşlar değil, mutlaka daha önce yapılmıştır. 
Sonuçta dergilerden, internetten dünya kadar bilgiyle yükleniyoruz ve bunlar bir şekilde ortaya çıkıyorlar yaptıklarımızda. Bir kaynakta birşey bulup onu uygulamışsam zaten yazıyorum ama görüp aklımın bir kenarına yazınca haliyle ortada kaynak falan kalmıyor. Bazen de nasıl bakıyorsanız insanları öyle görüyorsunuz. O yüzden lütfen biraz iyi bakın dünyaya...


Manikür Mevzusu


Benim tırnak etlerim aşırı incedir, manikürcüleri çıldırtırım. Mutlaka kanatırlar, yapamazlar, karşılıklı birbirimize sinir oluruz. Hem onlar hem de ben daha fazla çile çekmeyeyim diye 4-5 ayda bir yaptırıyorum. Aslında bu süreyi de bazen uzatıyorum ama bu ara elde çok dikiş dikince mahfoldu parmaklarım mecbur kaldım yaptırmaya. Sonunda tam benlik bir manikürcü de buldum gittiğim kuaförde. (bu arada saçlarımı çook kısalttırdım, baya yani. En kısa zamanda fotoğraflayacağım.) Bu manikürcü ilk defa beni anladı, kanatmadan bitirebiliyor işini. Zaten benim manikür beş dakika sürüyor et olmadığı için. Ona da kolaylık aslında, sadece çok daha dikkatli yapması gerekiyor. {Oje: klasik kırmızı Flormar 48}
Yine de yemekleri falan eldiven takıp yapıyorum birkaç gün çünkü limon veya domatesin asidinden yanıyor. Aynı şekilde bulaşığı da eldiven takıp yıkıyorum. Normalde hayatta takmam eldiven sıkıntı basar ama birkaç gün böyle idare edeceğim artık.
Tabii ben 4-5 ay manikür yaptırmayınca evde kendim peeling tarzı şeyler uyguluyorum. Baya önce "Quick manicure" almıştım ama çok kullanamadım. Kötü diyemem ama yapısı hem granüllü hem de yağlı, her tarafa bulaşıyor falan. Kullanması zor.



Geçenlerde ise Sally Hansen' in Problem Cuticle Remover adlı ürününü aldım. Krem şeklinde olduğu için kullanımı çok daha kolay. Etlere sürüp masaj yapıp biraz bekliyorsunuz. Sonra ahşap kütikül çubuğuyla itiyorsunuz ve ellerinizi sabunluyorsunuz. Benim gibi manikür yaptıramayanlar ve ince etliler için kurtarıcı birşey. Öyle birden etleri yok etmesini beklemeyin ama en azından daha derli toplu duruyorlar.

Defolu Tshirt Kurtarma Operasyonu

defolu_penye1

Pazarlardan genelde 2 liraya çok hoş modeli ve kumaşı olan tshirtler buluyorum. Ama bunların çoğunlukla bir yerlerinde defoları bulunuyor. En gizlenebilir olanları seçiyorum.
Bu uzun kollu tshirtü de penyesini beğendiğim için almıştım. Ama fotoğrafta gördüğünüz yerlerde iki tane deliği vardı. Tabii ki bunları sadece tutturmakla da çözüm bulabilirdim ama biraz daha kokoş birşey istedim. Son tshirt boyama projemde uyguladığım omuz detayını burada o delikleri kapatmak için kullandım.

{ NOT: Tshirtü boyarken akrilik boya kullanmıştım ve yıkanınca ne olacağını soranlar olmuştu. Elde bile değil, makinede yıkadım ve boyalar olduğu gibi duruyor. Tavsiyem akrilik boyayı oldukça opak şekilde kullanın.}

Bunun için dikiş makinesine bile ihtiyacınız yok. Elinizdeki bir kumaştan (ben yine penye kullandım) minik kareler kesip bunları ortalarından çiçek gibi dikiyorsunuz. Televizyon karşısında bile yapılabiliyor, tavsiye ederim.
defolu_penye2

Anket: Sizleri Tanıyalım

Bu aslında bayadır yapmak istediğim birşeydi. Ben devamlı kendimi anlatıyorum ama sizleri çoğunlukla tanımıyorum. Kaç yaşındasınız? Benim en çok ne yazmamı istiyorsunuz? gibi soruların cevaplarını alabilmek için bir anket oluşturdum.
Bu ankete cevap vermeniz benim için çok önemli.  
Hemen sağda göreceksiniz zaten, toplamda 5 soru var.
Soruya vereceğiniz cevaba tıklayıp "next" diyerek ilerliyorsunuz.
Katılanlara şimdiden teşekkürler.
Anketin tamamı şöyle birşey :

1 Yasiniz
* 10-20
* 20-30
* 30-40
* 40+

2 Egitim Durumunuz
* ilkogretim
* lise
* lisans
* on lisans
* yuksek lisans

3 Blogumun en begendiginiz bolumu?
* diktiklerim
* giydiklerim/kombinler
* alisverisler
* kendin yap projeleri

4 Bloguma nasil ulastiniz?
* Google aramalarindan
* blogdan bloga atlarken
* arkadas tavsiyesi
* zaten biliyordum
* bilmiyorum

5 Benden ne beklersiniz?
* Urunlerimden hediye etmemi
* Kendin yap yazilarimi cogaltmami
* Dikis kaliplarina agirlik vermemi

Sarmal Gül Yapımı


Pastel tonlu tacımı yaparken kullandığım kumaş güllerin yapımıyla ilgili soru gelince -hazır yeni güller de yapıyorken- yapılış aşamalarını fotoğrafladım. Aslında pek güle benzemiyor bu teknikle yapınca ama herhalde gül yapımlarının en basiti olduğu için ben de çok tercih ediyorum.
Bu gülleri yaparken kumaş çok önemli, mutlaka yumuşak ve ince bir kumaş kullanmalısınız. Sert ve kalın kumaşlarla aynı sonucu alamazsınız.


1. Kumaştan yaklaşık 4 cm. kalınlığında bir şerit kesiyoruz. Eninden ikiye katlıyoruz. (uçları yukarı bakacak şekilde)
2. Gülün ortasını yapmak için kendi etrafında kıvırıyoruz.
3. Ortasının dağılmaması için parmağımızla sabitleyip döndürerek kıvırıyoruz.
4. Kumaş bitene kadar bu işleme devam ediyoruz.
5. Kumaşın ucunu sarmal güle iğneyle sabitliyoruz.
6. Açılmaması için diğer kenarlardan da iğneyle sabitleyip bu şekilde elimizle dikiyoruz.

Gri-Gümüş {çengelli iğneli} Taşlı/Kokoş Boyun Aksesuarı/Kolye


Dün bir boyunluk/kolye daha bitirdim. Aslında bir süre önce başlamıştım ama çengelli iğnelerim bittiği için askıya almak zorunda kalmıştım. Eksiklerimi tamamlayınca bitirebildim. Kendime de bir tane yapıyorum, bitirir bitirmez üzerimde fotoğraflayacağım.
Pasaj' a ekledim, buradan alabilirsiniz.

Flame' e Özel Yaptığım Portföy Çanta



Sevgili Flame pembe-siyah vintage esintili çantamı yaptığımda bu modelin siyahından istemişti. Ben de uygun kumaş aramaya başlamıştım. Ama tam yaz sonu olması nedeniyle bir türlü istediğim gibi kalın bir kumaş bulamamıştım. Baya bir zaman sonra yılan derisi desenli bir kumaş buldum, suya da normal kumaştan daha dayanıklı olacağı için tercih ettim.
Ve biraz geç olsa da çantayı bitirip bugün kargoladım, inşallah yarın Flame' in elinde olacak. Süslemesi için pembe çantadan farklı olarak kumaş güllerimden ekledim ve cameoyu çıkardım.

not: pembe çantadan sonra benden bu tarzda çanta isteyen birkaç arkadaş daha vardı, ama not almamışım. Tekrar bana hatırlatırsanız sizin için de özel olarak hazırlayabilirim.

Pastel Tonlar

Eskiden hiç bej ve diğer pastel tonları kullanmazdım. Niyeyse insanı fazla soldurur gibi gelirdi bana. Ama artık en çok giydiğim tonlardan oldular. Beyazla yumuşatınca o kadar da kötü gözükmüyorlar bence. Yine de sanırım bazı sarışınları ölü gibi gösterebiliyor.


Saçlarımı kısalttırınca da saç aksesuarlarına ilgim daha da arttı. Aslında bayadır kendime taç ve toka türlerini yapıyorum ama nedense yayınlamıyordum. Dün gece yaptığım pastel tonlarındaki tacı bugün takınca fotoğraflayıp yayınlayayım dedim. Yine kumaşlardan gül benzeri figürler yaptım, bej rengi tülü fırfır haline getirdim, inciler ekledim, bir de bakır kuş...
Aslında şu yaptığım şapka gibi aksesuarlarla gezmek istiyorum hergün :))


Kürk Yeleği Diktim-Bitti!!



Cuma günü aldığım kumaşlardan ilk üretim kürk yelek oldu. Burda dergisinin ekim sayısındaki bu modelin kalıbından yararlandım. Kumaşım küçük olduğu için boyunu biraz daha kısa yaptım, bir de cep çalışmadım. Kürk dikmek sandığımdan çok daha kolay oldu. Cumartesi biçtim, pazar günü iki saatte bitirdim. Kürkün bütün zorluğu biçerken bence, tüyleri değil dokumayı kesmeniz gerekiyor. Ama tüyleri mutlaka kesiyorsunuz ve etraf tüy içinde kalıyor. Bunun dışında dikiminin kumaştan çok farkı yok, sadece makinenin ayağına biraz kalın geliyor, sığdırmakta zorlanıyorsunuz.
İçine de kahverengi -ince keçe gibi- yünlü bir kumaştan astar diktim. Gördüğünüz gibi hiç dikiş gözükmüyor, hepsini çevirerek dikebildim. Çıkan sonucu da beğenince etiketimi ekledim, elde diktim. Havalar serinleyince güzel bir ısıtıcı parça olacak herhalde.


Leopar Yelek

Bu yeleği dolabın bir köşesinde unuttuğuma inanamıyorum :)) Leoparlara tekrar takılınca aklıma geldi, bulur bulmaz da giydim. Bu yelek bir doğumgünümde kayınvalidemden hediyeydi, ne kadar iyi tanımış beni...


Jean Elbise-Kadıköy Cuma Pazarı
Beyaz İç Elbise-Bershka
Leopar Yelek-Vekem (Hediye)

Leopar Kumaşlar ve Kürk Kumaş



Dün pazardan aldığım kumaşları yazmıştım. Hepsini gelir gelmez makineye attığım için fotoğraflayamamıştım, bugün kurumuşlar, fotoğrafladım. Özellikle kürk kumaşının bozulabileceğinden endişe ediyordum, hiçbirşey olmamış.
- Kürk : (tabii ki gerçek değil) Yelek olacak (biraz küçük bir parça ama inşallah çıkarabilirim)
- Triko : İki ayrı desende aldım, süetle karıştırıp uzun bir hırka yapmayı düşünüyorum.
- Jarse : Bunu da ancak başka bir kumaşla karıştırarak kullanırım.
- Likralı Tül : İlkbahardan beri favorim olan bir kumaş türü bu. İçine bir jarse astar eklediğiniz zaman süper elbise oluyor. Üstelik tül olduğu için kenarları attı derdi de yok.
- Kadife: Bunlar da minik parçalar, ancak başka kumaşlara karışacaklar
- Bir de kumaş türünü bilmediğim ama üzerinde kendinden pul gibi kabartmaları olan bir kumaş var, güzel portföy olur.
Leopar kumaşları edoş' a ithaf ediyorum, hiç hoşlanmaz kıyafette leopardan.
Ama sana beğendireceğim, azmettim :))

Lush ve Organik Şampuanlar


Geçen gün Lush' ın önünden geçerken kokulara dayanamayıp içeri girdim. Baya bir inceledikten sonra sıvı şampuanlardan Daddy-o' dan bir parça numune alıp çıktım. Dün de denedim, kokusu güzel ama birazcık ağır sanki. Yapısı güzel, rengi mosmor! Ama öyle saçı parlatmıyor o kadar. Belki de tek kullanımda çok bir etkisi olmuyordur, bilmiyorum.
Bu aralar şampuanlara takılmış durumdayım da. Hem organik içerikli olacak hem çok güzel kokacak ama çok pahalı olmayacak, hem de saçı yağlandırıp yapıştırmayacak bir şampuan arıyorum. Gerçi daha bir ay kadar önce Organix' in Tea tree Mint Hydrating Shampoo adlı şampuanından almıştım. Kokusu gerçekten güzel, şekerli bir mentol kokusu diyebilirim. Ama öyle süper hacim falan vermiyor ama yağlandırmıyor da. Yani alınabilir ama aşırı birşey beklememek lazım.
Lush' ın katı veya kalıp şampuanlarını deneyen var mı, yorumlarınızı yazarsanız sevinirim.

Kanatlı Kolye DIY (?!) :=)

Yazıma başlamadan önce bu yazının çok öğretici bilgiler içermeyeceğini ama yoğun olarak kinaye, alay içerebileceğini söylemem gerekiyor, bir anlamda kendimle dalga geçmek ve eleştirmek için yazıyorum ÇÜNKÜ :
- Şu DIY teriminin keşke Türkçe bir karşılığı olsa, kendin yap' ı kullanıyorum ben bazen ama o da aynı anlamı ifade etmiyor. Bir de DIY (do it yourself) o kadar evrensel ki, her dildeki sitede bu terim kullanılıyor.
- Herşeye "hadi mukavvadan süt yapıyoruz bugün" kıvamında yaklaşıyorum ya bazen emin olun kendimi okuyunca kendime sinir oluyorum ama bunun başka bir yolu yok maalesef.
- Yapılış aşamalarını fotoğraflarken bazen o kadar abartıyorum ki en küçük şey için bile ayrı fotoğraf çekiyorum. Sonra sadece o konuyla ilgili 30 fotoğraf olunca sadece çok elzem olanları kullanıyorum.
- Genel olarak herhangi birşeyin yapılması anlatım ve yazımının dörtte biri zamanda falan çoktan bitmiş oluyor.
Kanatlı kolye yapımı da dünyanın en kolay diy' lerinden biri olarak tarihe geçebilir. Lütfen yargılamayınız amaç eğlenmek :)) Bir de merak ediyorum takı kurslarında falan böyle mi anlatılıyor acaba? :))



1. Öncelikle malzemelerimiz : Kanatlı kolye ucu (iki yanında deliği olmalı) ona uygun zincir, papağan (açıp-kapatma aparatı), dört adet halka, yan keski ve ince uçlu pense.
2. Zincirimizin boyunu kendimize göre ayarlayıp aynı boyda iki parça kesiyoruz ve bu zinciri kolye ucuna halkalar vasıtasıyla geçiriyoruz.
3. Zincirin açıkta kalan ucunun birine papağanı diğerine sadece halkayı takıyoruz.
4. Bitmiş kolyemize hayranlıkla bakıyoruz.



Bunu baya baya yazı olarak girdiğime inanamıyorum... :))

Klasik Cuma Günü Etkinliği

Cuma günleri (başka işim yoksa) hep aynı şeyi yapıyorum; sabah kalkabildiğim kadar erken kalkıp hemen hazırlanıp cuma pazarının (Kadıköy) yolunu tutuyorum. Pazarı eşelemek herhalde en sevdiğim şeylerin arasında ilk sıralarda geliyor. Tamam çoğu zaman alerjim tutuyor yerdeki kumaşları eşelerken ama bulduklarım o sıkıntıya değiyor çoğu zaman. 
Bugünkü cuma pazarından 7-8 parça farklı desen ve kumaş türlerinde leopar topladım. Trikodan likralı tüle hatta kadifeye kadar bir sürü çeşit buldum. Ama bu haftaki bomba bir parça tilki taklidi kürk bulmam oldu, hem de çok ucuza. Gelir gelmez hepsini yıkadım, mis gibi oldular.


Cuma pazarından sonra (hava hala güzelken) Kadıköy' e geçtim biraz malzemecileri dolaşmak için. Bijuland' dan bu parçaları topladım. Özellikle şu arkası metal taşlara bayılıyorum, her yere dikebilirim :))
Bir de Kadıköy' deki eski pazarın sokağına girdim. (Boğa' nın oradaki eski Simitçi şimdiki Köfteci Ramiz' in yanındaki sokak) Bu sokaktaki bazı ayakkabıcılar ve bazı kıyafet satan dükkanlarda çok farklı şeyler oluyor. Köşedeki bir dükkandan bulduğum bu jean elbise yazlık modellerden olduğu için on liraya inmiş. Dikiş diken biri olarak genelde (elbise-bluz-etek gibi şeyler için) on liranın çok üzerindeki şeyleri almıyorum, yani dikebileceğim bir model değilse ve çok farklıysa o zaman düşünüyorum tabi. Terzi fiyatlarını da bildiğimden; bazen hazır almak, dikmek veya diktirmekten çok daha hesaplı oluyor.

Neyse, bu elbiseyi aldığım dükkanda yeni sezon için çok güzel modeller vardı. Hele kaftan gibi uzun ve anvelop gelen patchwork hırkalara bayıldım. Bazılarına tülbentteki çiçekleri kesip aplike etmişler, aklımızda bulunsun. Ama fiyatları yüz lira civarıydı, eğer çok farklı birşey arıyorsanız bir bakın derim. Genel olarak bu yazımda anlattığım tarza benziyor biraz, daha salaşı diyebilirim. Bu şekilde etnik ama trendlere de uygun kıyafetler satan birkaç dükkan daha var o sokakta.

Burda Kasım Sayısında Ekoseler



Burda' nın bu ay sonunda çıkacak kasım sayısında ekoselerin ve şal desenlerinin hakimiyeti olacak. Ekose-sever biri olarak farklı kullanımları çok hoşuma gitti. Zaten sanırım önemli olan bir kumaşı alışılagelmişin dışında bir şekilde kullanabilmek.
Dantel bir ekose bulmuştum pazardan, oldukça değişik bir kumaş. Normal likralı beyaz dantel düşünün, üzerine ekose baskısı yapılmış. Şimdi bu kumaşa uygun bir model bulmam lazım.
fotoğraf kaynak/image source

Saçlar Yine Kısaldı



Bazı insanlar uzun saç insanıdır, bazıları ise benim gibi kısa saç. Binbir sıkıntıyla uzatmaya niyetlendiğim saçlarımdan vazgeçtim yine. Çünkü şu arkası kısa, önü uzun küt saç modeline artık şekil veremiyorum. Hergün fönlü dolaşmak gerekiyor. Ve ben fönlü saçtan hiç mi hiç hoşlanmıyorum.
Bu yüzden de gittim kırptırttım saçımı. Uzatmadan önceki halime döndüm, şuradaki gibi oldu biraz. Arkalar ve üstler baya kısa, yanlar daha uzun ve hafif bir perçem var. Yine kuaföre "orayı kes, şurası kalsın" diyerek kestirdiğim bir model oldu. Ama arkasını daha da kısaltmaya ikna edemedim bir türlü kuaförü, bu şekilde 10 güne hiç hoş olmayacak. En kısa zamanda arkalarını istediğim boya kadar kestirmeliyim.
Saç rengim için ise annemden biraz baskı var :)) Beyazlar için röfle attırıp geri kalanını kendi rengime döndürmemi öneriyor. Saçımın daha bir süre dinlenmesi lazım, o yüzden boya moya yok bir süre. Ben bakımlarla daha iyi hale getirene kadar en azından.

Edoş'uma Hediye: Güllü Çanta



Bugün benim canım arkadaşım Edoş' umun doğumgünü.
Onun beğeneceğini düşündüğüm çılgın bir çanta hazırladım kendisine. Aslında fırfırella çantamla aynı gövdeye sahip ama üst süslemesi tamamen farklı. Saç bantlarının yapımında kullandığım gülleri kat kat ayırıp teker teker çantaya diktim. (Daha doğrusu önce yapıştırdım, sonra içime sinmedi elde diktim)
Bazılarının üzerlerine de polyester kumaşı tomurcuk gibi kıvırıp ekledim, böylece gülleri daha çok andırdı.
Yakın arkadaşlarıma hediye almayı ve yapmayı çok seviyorum.
Sanki kendime yapıyor gibi hissediyorum o zaman.
Edoş'uma da aslında birkaç birşey daha aldım kendisine ama onları biliyor zaten, bu sürpriz olacak. Bir de bu yazı yayınlandığında -inşallah- çoktan hediyelerini ona götürmüş olacağım için sürpriz de bozulmayacak :=)
İyi ki doğdun deli dolu arkadaşım
iyi ki "blog" diye birşey var ki tanıştık,
iyi ki bu kadar kocaman yüreklisin,
iyi ki -bazen aşırı da olsa- bu kadar iyisin...
seninle çok gülüyorum

ve birbirimize kızmamız sadece beş dakika sürüyor :)
iyi ki beni dinliyorsun ve

iyi ki benden çok konuşuyorsun yoksa ben çekilmez olurum :)
en mutlu yıllar senin olsun...


NOT : Bugün ve önümüzdeki birkaç gün biraz işlerim olduğundan büyük ihtimalle yazı yazamayacak ve gelen mail ve yorumları cevaplayamayacağım.  Bir süre sonra görüşmek üzere...

Bohemm' in Kurdele Bilekliği



Okurlarımdan bohemm benim bu yazımda önerdiğim bilekliğin bir benzerini yapmış ve pasajda da listelemiş. Bana da haber verdi. Ellerine sağlık bohemm, çok güzel bir iş çıkartmışsın.
Bohemm' in pasajdaki dükkanına buradan ulaşabilirsiniz.

Keçe Çantalar



Yine internet keşiflerimden biri Isla Corbett...
Kendisi keçeden aksesuarlar, yastıklar ve çantalar yapıyor. Tabii hazır keçelerden kullanmıyor, şu "needle felting" denilen methodla keçelerini kendisi elde ediyor. Çok hoş değiller mi...
Etsy Dükkanı 
Foto Kaynak/Image Source

Limango' daki Tüy Küpeler



Bugün limango' da satışa sunulan Du Jardine tüy küpeler aslında rahatça yapılabilecek nitelikte.
Ama böyle güzel tüy ve küpe aparatı bulmak lazım. Satış fiyatını da yazayım : 39,00 tl.
{Hala limangoya üyeliğiniz yoksa bana mail atın, size davetiye gönderirim.}

Nostalji: İlk Yaptığım Çantalar

Bazı arkadaşlar hatırlar, ben bu dikiş işine ilk olarak çanta yaparak başladım. Tam tarihini hatırlamasam da 2007 başı diyebilirim. Çanta yapmaktan da çok büyük keyif alıyorum. Çünkü bir sonraki birebir aynısı olmak zorunda değil, başka türlü birşey olabiliyor.



Yaptığım çantalardan bir kısmını o zaman gg de satmıştım ve maalesef onların fotoğraflarını yedeklemeyi unutmuşum :( Leoparlı tüylü kumaş üzerine Agatha tarzı köpek figürünü altın yaldız boyayla çalışmıştım bir çantada. Çantayı da çapraz takılabilen bir tarz yapmıştım kullanımı rahat olsun diye. Bu çantayı bir aile dostumuza hediye etmiştim o zaman, neyse ki onun fotoğraflarını saklamışım.
Yaptığım çantalardan birkaç tanesi de bende kalmıştı, o zamandan beri hiç kullanmadım. Kutuya kaldırdım duruyorlar. Nedense kendime yapmadığım bir ürünü kullanamıyorum, bana kalsa bile.
Bende kalan çantalar : 




Birini jean kumaş üzerine keçe ile çalışmıştım. Makinede bütün keçe parçaları aplike yapmıştım. Makinede aplike yapmak çok zevkli ama bir o kadar da sabır ve emek istiyor. Öyle hemen bitsin derseniz ortaya yamuk birşey çıkıyor, denemiştim :))



Diğeri ise siyah kapitone kumaş üzerine Yıldırım Beyazıt portreliydi. {Aslında favorim Yavuz Sultan Selim' in şu meşhur inci küpeli portresidir, satılanlardan birinde o vardı. Bir tane kendime yapmam lazım ondan}
Bu aralar çanta yapan arkadaşlar çok, belki onlara da fikir verir diye hepsini toplamak istedim.