Aralık ve Ocak Ayı Burda dergisi


Aralık ayı Burda'sını artık piyasada bulabilirsiniz. Genellikle ay sonuna iki-üç gün kala çıkıyor. Aralık ayı Burda'sında yılbaşı için güzel abiyeler var. (Uzun olduğuna bakmayın bence hepsi kısa da kullanılabilecek modeller) Günlük kıyafetlerde ise pek birşey yok. Ben jarse bluzu ve truvakar kollu elbiseyi beğendim.

Hergün baktığım site olan www.burdafashion.com da bir sonraki ayın da modellerini gösteriyor. (Önce sadece fotoğraf olarak, ayın 15'i gibi de teknik çizim olarak) Ocak ayının Burda'sında fırfırlı ekoseli gömlek ve kruvaze yelek kalıbı olacakmış.

Burda modayı biraz geriden takip ediyor bence. Bu modellerin Eylül-Ekim aylarında çıkmış olması lazımdı. Mağazalarda aylarca gördükten sonra dikiş kalıplarına ulaşabiliyoruz ancak. Ama olsun, hiç yoktan iyidir, değil mi...

Olay temizleme mendili



Cildim çok kuru ve hassas olduğu için her ürünü kullanamıyorum. Makyaj temizleme için senelerdir Badem Sütü'nde vazgeçmem. Ama bir arkadaşımın önerisiyle başka bir ürün denedim ve çok memnun kaldım. Olay' in Daily Facial adlı temizleme mendili. Normal temizleme mendilleri gibi ıslak değil. Kuru halde peketten çıkarıyorsunuz, ıslatınca köpürüyor. Cildinizi bir güzel temizliyorsunuz, rimelinizi bile. Sonra durulamak için mendili köpüğü gidene kadar duruluyorsunuz ve tekrar yüzünüzü siliyorsunuz.

Sonuçta hem temizlemiş, hem yıkamış hem de toniklemiş oluyorsunuz. Bir tek nemlendiricinizi sürdünüz mü işiniz bitiyor.

fiyatı : 16 ytl

Olay'in nemlendiricisini de denemek istiyorum ama dediğim gibi cildim çok hassas, nemlendiriciler yanma bile yapabiliyor bende. (Neutrogena bile)

şifon ekose elbise ve hediye bot


Dün yine bir elbise bitirdim. Kendisi şifon ekoseli bir kumaş, içinde krem rengi astar kullandım. Kalıbı Burda Pratik Dikiş'ten tunik-elbise kalıbı. (Kalıba buradan ulaşabilirsiniz.) Kollar için manşetli olan versiyonu kullandım, boyunu da en uzunundan tuttum. (Kısasından yapsaydım kim bilir ne olurdu :)) )

Kalıp aslında oldukça basit, bir tek şifon kumaş dikiminin zorluğu vardı. Şifon kumaş dikerken :

1. İnce iğne kullanılmalı (90 lık olabilir)

2. İplik tansiyonu (gerilimi) az olmalı (1-2 gibi)

3. Dikiş genişliği çok tutulmalı. (4-5 gibi)

Elbiseyi diktikten sonra bana yine sade geldi. Kalan kumaşlardan dikdörtgen uzun bir parça kesip iki uzun kenarına sürfile yaptım. Sonra ortadan iki büzme dikişi atarak kumaşı fırfır haline getirdim.Şükufe'nin üzerinde gelişigüzel yerleştirerek ön tarafa biraz hareket katmaya çalıştım.

Aslında bu elbisenin altına turuncu çorap giymeyi planlıyordum ama çok renk cümbüşü olacağını düşünüp giymedim. Artık daha sade birşeyin altına giyerim. Çorap olarak kahverengi giydim, hırkamı da kahverengi seçtim.

(Fotolar maalesef net değil, ışık yetersiz olunca böyle çıkıyorlar. Kusura bakmayın.)

Botlar ise benim aldığım bir doğumgünü hediyesi. Kendime almadım, ben beğendim hediye oldu :)) (Eşimden değil, onun sürpriz olarak almasını daha çok seviyorum)

Bir de çorap konusunda sıkıntım var. Kahve tonu çok az, veya ben bulamıyorum. Ya böyle koyu kahve var, ya da ten rengi. Şöyle tarçın gibi bir renk olsa...

(not: İşe genelde böyle gitmiyorum demiştim ya, bu akşam tiyatro programımız var o yüzden sabahtan böyle giyinmem gerekti. Hırkayı çıkarınca tiyatroya uygun olacak diye düşünüyorum.)

doğumgünü elbisem:mor uçuş kollu elbise

Uçuş kollu mor elbisemi bitirip giyebildim cumartesi akşamı.

Jarse kumaş kullandığım için dikişi çok kolay değildi. Dikişten önce zaten plileri işaretlemek başlı başına dertti. Ben öyle teğelle uğraşacak kadar sabırlı bir insan olmadığım için normalde kumaşın üzerine işaretlemelerimi yapıp direk makineyle dikmeye başlarım. Ama jarse kumaşta terzi sabunu/kalemi gibi şeyler pek etkili olmaz. Kumaş çok esnediği için kalemle işaretlemeniz çok zordur. Bu yüzden bol teğelle işaret alma yöntemiyle plileri işaretledim. (Normalde bütün dikişlerde yapılması gereken budur ama ben dediğim gibi o kadar sabırlı değilim :))

Elbiseyi kolları takmadan kendi üzerimde deneyince çok sardığını gördüm ve öndeki üçer pliyi ortadakileri açmak suretiyle ikişer pliye indirdim.


Bunun dışında yine jarse kumaşın zorluğu temiz bitişlerdi. Kolları aslında patronda temiz zigzag dikişle bitirilmişti ama jarsede (overlok makinem olmadığı için) bu pek de sağlıklı olmuyor. Buna çözüm olarak da Abiye Mor Elbisem de kullandığım esnek saten astarı kolların içine döndüm. Böylece hem kolların biçimi daha çok ortaya çıkmış oldu hem de gayet temiz olarak bitirebildim.

Giyince yine (her zamanki gibi) gözüm kemer aradı. Peacocks' tan yazın aldığım ince bir kemeri biraz kesip kısaltarak belde kullanılabilir hale getirdim. Ayakkabılar kırmızı ekoseli elbisemin altına giydiğim ayakkabılar.

26 bitti...

Bugün itibariyle 26. yaşımı bitirip 27. yaşıma giriyorum. 30lar sendromuna az kaldı yani :))
Doğumgününde de işe gidilmez ki yahu...
(not : Akrep miyim Yay mıyım senelerdir tam öğrenemedim. Benim doğduğum sene sanırım akrepmiş 22 Kasım, ama net değil yani )

uçuş kollu mor elbise yapımı


Yarın için (kendisi özel bir gün olur da :)) ) kendime bir elbise dikmek istiyorum. En giymediğim renk olan moru seçtim. Hatırlarsanız ilk mor kıyafetim buydu. Kalıp olarak da Mart 2008 Burda'sındaki gelinlik modellerinden birini kullandım. Kısa olarak yapacağım ama kolları bu şekilde uçuş kol olacak.

Tabi yarın akşama kadar bitirebilirsem...

Sarı-Gri

Arada işe giydiğim kıyafetlerle ilgili sorular geliyor. İşe gayet gayri resmi gidiyorum ben :)) Sanırım mimarlık piyasasında da pek (büyük holding olmadığı sürece) öyle etek-ceket falan giyen yoktur. Yani o Binbir Gece'deki ortam yalan, ben söyleyeyim :))

Bugün sarı-gri kombinasyonu yaptım. Giyinirken de baştan aşağı aynı stilde giyinmeyi pek sevmiyorum. Bana kolaya kaçmak gibi geliyor. Salaş giyimle klasiği karıştırmak hoş oluyor mesela. Bir de gündüzleri işe giderken daha rahat giyinmeyi seviyorum, bütün gün bilgisayar başında olduğum için topuklular falan pek uygun olmuyor.


Bu kıyafetimde :

-Sarı 60lar model kısa elbise (eski evin ordaki semt pazarından :))

- Gri hırka (benim üretimim)

- Gri botlar (yeni, Kadıköy'de bir mağazadan yine. Bu sefer 89'a aldım. İsteyene adresi verebilirim.)

Bu da elbisenin tek olarak hali. Biliyorum güzelim elbisenin içine beyaz tshirt giyilir mi diyeceksiniz. Biraz üşüyorum, biraz da böyle daha çok beğeniyorum ne yapayım :))


EKLEME :

İsteyenler için gri çizmelerin adresini veriyorum :
Kadıköy Bahariye'de Yapı Kredinin sokağından giriyorsunuz (Serasker Cad.) 100-200 m sonra sağınızda kalıyor. Dükkanın adı Bag&Shoes.
Deri olanın kahve ve siyahı var. Süetleri ve püsküllü modeli de var.

Fularlı gömlek+kuyruklu yelek

Bu iki parçayı bitireli baya oldu ama daha yeni yayınlayabiliyorum.

Gömleği kol takmadan önceki halini koymuştum zaten. Kollarını taktım, manşetli olarak bitirdim ve sedef düğme taktım.

Kuyruklu yelek 88 yılına ait bir Burda dergisinden ve aslında ceket patronundan. Kumaşı siyah ipek kadife. Kolsuz olarak yaptım, kol oyuğunu biraz daha açtım içine siyah astar koydum.



(Şükufe'nin üzerinde baya buruşuk durmuş, aslında ütülemiştim ama ben giydikten sonra Şükufe'ye giydirdim o yüzden böyle oldu.)

Bu da benim üzerimde duruşu : (kemerle daha iyi oluyor sanki, illa belime birşey takacağım :))

Bir Film ve onun müzikleri

Issız Adam'ı pazartesi akşamı izledim. Yapılan kötü eleştirilerin hiçbirine katılmıyorum, beğenenlerin ise tamamen arkasındayım :)) Zaten Çağan Irmak'ı Asmalı Konak zamanından beri çok severim. (Kurt adam filmi dışında tabii ki)

Tartışılan sahneleri, adamın yaşama tarzını eleştirmeyeceğim. Sadece "bir aşk bu kadar iyi anlatılır" ve " bir filme bu kadar oturan müzikler seçilir" diyeceğim. Birkaç nokta var, izlemeyenler için de çok ipucu değil aslında : (sinemaya beraber gittiğim arkadaşlarımdan müsade istiyorum, onların tezleri)

1. Issız Ada 'm mı filmin ismi aslında? 

2. Esas kızın kızı adamdan mı acaba?

Son olarak da arayıp bulamayanlar için filmin muhteşem müziklerinden birkaçının ismi :

O süper Fransızca şarkı :
Nostaljik şarkılar :

Ayla Dikmen - Anlamazdın

Semiramis Pekkan - Bana Yalan Söylediler

Nil Burak - Yalnızım Ben

Sony Ericsson’un son destekçisi


Sanırım Sony Ericsson’ un son destekçisi benim. Cep telefonu bakarken gözüm yine Sony Ericsson’dan başkasını görmedi. Nokia’ da çalışan bir arkadaşımdan öğrendiğim kadarıyla pazar payı %1,5 muş. Zaten düşük olan pazar payını düşürmemek için Sony Ericsson aldım yine  )
Rahmetli olan telefonum K790i (kahverengi) idi. Bu sefer yine aynı telefonun bir-iki üst modelini aldım. Zaten benimkini de üretimden kaldırmışlar. Aldığım model K810i. (golden ivory rengi) Yine 3.2 mp kamerası (Carl Zeiss optik) falan var. Buna sanırım sadece 3G eklemişler. Görüntülü konuşmaya hazır yani. Başka da ek bir özellik göremedim. Dışını biraz daha estetik yapmışlar o kadar. Telefon fiyatlarının da bu kadar düşmesini çok seviyorum. K790i yi 570 küsüre almıştım iki sene önce, bunu 330 ytl ye aldım dün Darty’den.
( Bir de bu sefer Cep Kaskosu da yaptırdım. 20 ytl ye bir sene boyunca her türlü kırılma, suyla temas (!), çalınma gibi olaylarda 1000 € ya kadar sigortalı artık telefonum.)

Halen...


Halen restorasyon işi var elimizde. Bu da girdiğimiz metruk binalardan bir kare, sıkıntıdan biraz oynadım üzerinde…Bunun dışında :
- Beyaz gömleğim bitti…
- Ekoseli-fırfırlı gömleğim bitti…
- Siyah kadife kuyruklu bir yelekle uğraşmaktayım…
( Fotoğraf çekemiyorum maalesef. Cep telefonumu kullanıyordum fotoğraf çekerken ama cep telefonum sizlere ömür…
Şöyle ki, dün ölçü almaktan gelince pirelendiğimizi falan düşünmeye başladık. Çalıştığımız yerler çok izbe çünkü. Eve gittiğim gibi üstümde ne varsa makineye attım, kendimi de duşa. Neyse ki, birşey yokmuş psikolojik olarak kaşınmışım. Ama o hışımla makineye montumla beraber cebimdeki telefonumu da atmışım.Yarım saatlik makinenin sonuda sim kartım hala sağlam, bazı numaralarım kayıp, telefonum ise kullanılamaz halde.
Nasıl bu kadar dalgın olabilirim diye çok kızdım akşam kendime, çok sinirim bozuldu. Beden yorgun olunca kafa da çalışmıyor sanırım. )

Taklacı Güvercinler


 LAÇİN : KASIM 12, 2008
Bundan iki hafta önce üç kişilik bir oyuna gittik. Grubun adı Taklacı Güvercinler; Önder Açıkbaş, Fatih Gülnar ve Ceyhun Fersoy’dan oluşuyor. (Ceyhun bizim bir arkadaşımızın kardeşi, oradan haberimiz oldu.)
Oyun biraz sönük başlasa da, onuncu dakikadan itibaren gülmekten yanaklarımız ağrıdı. Sınırlı kostüm ve tabi ki sınırlı dekorasyonla ayrıntılar oldukça güzel işlenmişti. Oyunun konusu genelde güncel olaylar ve taklitlerden oluşuyor. İnteraktif olması da başka bir güzel tarafı. Bir anda oyunun karakteri olabiliyorsunuz.Biz grup olarak beklediğimizden daha çok eğlendik. Eğer siz de cuma akşamınızı eğlenerek geçirmek isterseniz iyi bir alternatif olabilir.
Leman Kültür’de cuma akşamları saat 22:00 de başlıyor oyun, fiyat kişi başı : 25 YTL.
Adres : İstiklal Cad. İmam Adnan Sk. No:20 Beyoğlu İstanbul
Tel : 0 212 249 91 13
Not : Leman Kültür’ de maalesef kredi kartı geçmiyor.
Fotoğraf ve grupla ilgili Mart ayında çıkan haber için buraya tıklayın.

Beyaz gömlek yapım aşamasında


Beyaz gömlek herhalde her dolabın kurtarıcı parçalarından biridir, hele ki değişik detayları varsa. Ben de bir cesaret beyaz gömlek dikmeye başladım bakalım nasıl olacak bitince.
Bu gömleğin en güzel yanı fular gibi bağlayarak kapanan yakası. Gizli ilik patına şerit çıtçıt koymayı düşünüyorum. Daha bedeni bitirebildim, koldaki manşetler zorlayacak gibi gözüküyor. Bittiğinde yayınlayacağım.
( Sağdaki fotoğrafı flaşlı çektim, kumaşın desenlerini daha iyi gösteriyor.)
NOT : Kalıp Burda 2005/10 sayısındandır.

MAC Zoom Lash Rimel


Önceki yazımda yazdığım rimeli denedim ve kesinlikle çok memnun kaldım.Tek kat sürmek bile yetiyor, günün ilerleyen saatlerinde kirpiklerim aşağı düşmüyor. Ama ben hala düzgün rimel sürmeyi beceremiyorum kesinlikle.
Soldaki fotoğraflarda tek kat MAC Zoom Lash Rimel var, sağdaki ise MAybelline Turbo Boost’un iki kat sürülmüş hali. Daha iyi gözükmesi için kontrastla oynadım biraz, turuncu değilim aslında :=)) Bir de o topaklanmış gibi gözüken kısım benim suçum 

Açık Büfe Yemek Daveti


Cumartesi akşamı oldukça kalabalık bir grup arkadaşımız bize yemeğe davetliydi. Toplamda 16 kişi olacağımız için masada oturmamız mümkün olmadı. Ben de açık büfe hazırlamaya karar verdim. Cuma akşamından başlayınca cumartesi akşamına ancak yetiştim. (cumartesi öğlene kadar işteydim.)
Menüde :
- Soslu piliç baget
- Kuru köfte
- Patates Salatası
- Közlenmiş Patlıcan Salatası
- Acılı Ezme
- Humus
- Amerikan Salatası
- Mercimek Köftesi
- Sosisli Börek
- Kıymalı Börek ve peynir-salam tabağı vardı.
Humusu kayınvalidem yapıp gönderdi, diğerlerinin hepsini ben yaptım :) )
Aslında bahsetmek istediğim sunuşla ilgili bir konu. Böyle açık büfe yemek davetlerinde peçeteler ve çatal-bıçaklar gelişigüzel masaya konulduğunda maalesef güzel durmuyor. Çatal-bıçaklar birarada durmayıp dağılıyorlar. Ben de bunu önlemek için çatal-bıçaklara kırmızı mukavvadan (nervürlü) üstü açık kutular yaptım, peçeteleri ise genelde kullanmadığım gümüş tepsiye dizdim. Genelde sade şeyleri sevdiğim için bana hediye gelen gümüşleri de kullanamıyorum. Peçetelik olarak iyi oldu ama :) )

Yeni Mac Cicilerim



…My New Mac Stuff…
MAC ürünlerine dayanamadım yine.
Bunları Gitti Gidiyor’daki bir satıcıdan aldım. Fiyatları %50 ye yakın oranda ucuz.
1. Mac Zoom Lash Mascara – Siyah…… 18,90 ytl
Dolgunluk veren rimel.
(Bende waterproof olan bir çeşidi var, hergün kullanamıyorum o yüzden. Ancak yine MAC’ in suya dayanıklı ürünleri için olan temizleyicisiyle çıkıyor. Şu an aslında Maybelline’ inkini kullanıyorum, pek sevdiğim söylenemez. )
Bir de Mac’ in en başarısız ürününün rimelleri olduğunu söylenir. Her markanın rimelini denemiş ve beğenmemiş biri olarak buna katılmıyorum. Bence çoğu markadan daha başarılı.
2. Lustreglass- VENETIAN (koyu mercan) 15,90 ytl
Hem ruj hem parlatıcı.
(Parlatıcılarının renkleri çok güzel. Bende Pink Lemonade (uçuk somon pembe)  ve bir de fuşya gibi bir renk var adını hatırlayamadığım. )
3. Cream Color Base- FABULUSH (mercan) 19,90 ytl
Yanaklar, gözler ve dudaklara uygulanabilen çok işlevli bir ürün.
(Benim gibi kuru ciltler için süper bir ürün. Allık olarak uygulandığında nemlendiriyor ve aydınlık bir görünüm veriyor. Bende Shell (koyu bej) rengi var, farın altına ve elmacık kemiklerine uygulanınca aydınlatıyor.
Satıcının linki
Ürünler herhalde yarın elimde olur, deneyip yorumlarımı anlatacağım.

Kumrular...


Çalıştığım yerde baktığım pencere…
Kumrular

Restorasyon işi



Bu ara işte pek de sevmediğim bir işi yapıyorum: restorasyon. Mimarlık okurken restorasyon ile ilgili seçme dersleri almaktan hep kaçtım. Herkesin bir tarzı vardır ya benimki de restorasyona pek uygun değil. Konunun önemini anlamıyor veya desteklemiyor değilim. Kesinlikle önemli bir iş ve yapılması lazım. Ben yapmasam daha memnun olurdum sadece. Neyse ki, geçici bir iş gibi gözüküyor. Bitince daha çok sevdiğim bir işle uğraşırım inşallah.
Şimdi bu işten hoşlanmıyorum ya, bir türlü bitiremiyorum, yanlış çiziyorum, güzel olmuyor. Kendimi daha çok vermem lazım ama nasıl…

Taba Çizme


Hani 80ler gri elbise yazımda kahverengi çizme muhabbeti olmuştu ya, işte o istediğim çizmeyi aldım haftasonunda.  Topuklu başka çizmelerim olduğu için düz bir çizmeye ihtiyacım vardı. Açıkçası çok moda olan şeylere çok para verme taraftarı değilim. Bu düz çizmeler bu sene çok moda ama seneye olmayabilir. O yüzden bu çizmenin fiyatı da iyiydi. Taksitli fiyatı 119 ytl, nakitte ise 100 ytl ye bırakıyor. Nakit aldığım için kaç taksit yaptığını bilmiyorum.
Kadıköy Bahariye’de soldaki ilk pasajda bu ayakkabıcı. Mavi Jeans’in pasajında. ( Harunoğlu Pasajı No:21-et-ki kundura )Taba rengi dışında siyahı falan da var. Bu model uzun olanı. Kısası 79 ytl.
not : Ayakkabıcı abi, “bize müşteri gönderin” demiştin ya, işte yazıyorum ben sözümü tuttum :) )

yoğun...


Arkadaşlar,
Gündüz iş; akşam misafir, yemek falan derken burayı ihmal etmek zorunda kalıyorum. Yorumlarınız ulaşıyor, okuyorum ama cevap yazmaya vaktim olmadığı için yayınlayamıyorum. Bir-iki gün sonra döneceğim, görüşmek üzere.